Varvar Ali Paşa İsyanı

Varvar Ali Paşa İsyanı

Varvar Ali Paşa İsyanı

Varvar Ali Paşa İsyanı, önemli isyanlardandır. Onu tarihte öne çıkaran hadise 1647’de tayin edildiği Sivas beylerbeyiliği esnasında çıkardığı büyük isyandır. Ali Paşa, Ramazan 1057’de (Ekim 1647) İstanbul’dan bayram harçlığı adı altında 30.000 kuruş yollaması emrini alınca şehrin ileri gelenlerini topladı, Sivas eyaletinin senelik mahsulünü ve kendi zamanındaki vâridâtı hesaplatarak bu meblağı ödemesinin mümkün olmadığını bildirdi. Tekrar edilen taleplere de menfi cevap verdi. Ayrıca İpşir Mustafa Paşa’nın Sivas’ta bulunan nikâhlı karısı Perihan Hanım’ın Sultan İbrâhim’e takdim edilmek üzere İstanbul’a gönderilmesi emrini geri çevirdi. Bunun üzerine Ali Paşa görevinden azledilip katli için Sivas’a üç defa kapıcıbaşılar ve hasekiler yollandı. Bunları şehre sokmayan Ali Paşa, baharda Girit’teki savaşa katılması için İstanbul’a davet edilerek Sivas’tan çıkartılmak istendiyse de mevkiinden ayrılmadı. Bununla birlikte İstanbul’dan emirnâme gönderilip durum yatıştırılmaya çalışıldı. İstanbul’daki iktidar hiziplerinin meseleye müdahale etmesi üzerine merkezle valisi arasındaki gerilim farklı bir karaktere büründü. Vâlide Kösem Sultan, vezirler, önde gelen ricâl ve yedi ocak halkından bazı kimseler, asker toplayıp Üsküdar’a kadar ilerlemesi ve buraya geldiği vakit, “Şerle davam vardır” diyerek Hezarpâre Ahmed Paşa, Cinci Hüseyin Efendi, Şeyhülislâm Hoca Abdürrahim Efendi, Kazasker Muslihuddin Efendi, Bektaş Ağa, Çelebi Kethüdâ, Muslihuddin Ağa ve Kara Çavuş gibi şahsiyetlerin kendisine teslim edilmesini istemesi hususunda Varvar Ali Paşa’ya mektuplar gönderdiler.

Varvar Ali Paşa, bunların tesiri ve taşrada mevcut hoşnutsuzluktan ötürü herkesin kendisini destekleyeceği beklentisiyle isyan bayrağını açarak etrafına adam toplamaya başladı. Ona göre padişahın özel durumundan ötürü devlet ve saltanat işleri kadınların elinde kaldığından beylerbeyilerle diğer idareciler kısa süre içinde azledilmekte, bu yüzden halk perişan ve memleket harap olmaktaydı. Makam sahiplerinin bir araya gelip bu durumun düzeltilmesini padişahtan istemeleri dinen elzemdi. Üç sene tamamlanmadan idarecilerin değiştirilemeyeceğine dair bir padişah emri çıkartılırsa memleket yeniden düzene kavuşacaktı. Bu durum karşısında önce “Celâlî” olduğu ilân edilerek etrafındaki destek zayıflatılmaya çalışıldı. Köprülü Mehmed Paşa’ya Muharrem 1058’de (Şubat 1648) Ali Paşa’nın üzerine yürümek için hazırlanması emredildi. İpşir Mustafa Paşa, Rebîülevvel 1058’de (Nisan 1648) kendisine Sivas eyaleti verilerek Ali Paşa’ya karşı teşkil edilen birliklerin serdarlığına getirildi. Anadolu’daki diğer beylerbeyi ve sancak beylerine de birer bahane ile yerlerinden çıkıp İpşir Paşa’ya katılmalarına dair gizli emirler gönderildi.

Ali Paşa, 10 Rebîülâhir’de (4 Mayıs) İstanbul’a gitmek için beraberindeki askerlerle Sivas’tan ayrıldı. Tokat’a geldiğinde Canik Mutasarrıfı Dilâver Paşa’nın zulmünden şikâyet eden halk kendisinden yardım isteyince bir ağasını birkaç yüz levend ile onun üzerine yolladı. 7000 askerle Turhal sahrasında bir müddet ordugâh kurup bekledikten sonra tekrar yoluna devam etti. Sarıköy’e ulaşınca Karaman Beylerbeyi Köprülü Mehmed Paşa’nın saldırıya geçmeye hazırlandığı haberini aldı ve ertesi gün yanına 6000 seçme asker alıp o tarafa yöneldi. Çankırı yöresinde Kurşumlıdağı eteğinde yapılan ve bir saat süren savaşta Köprülü Mehmed, Amasyalı Kör Hüseyin ve Divriği Beyi Kara Sefer paşalarla Amasyalı Hacı Efendizâde’yi mağlûp ederek esir aldı. Evliya Çelebi’ye göre bu zaferin ardından yeni katılımlarla askerlerinin miktarı 37.000’e ulaştı. İstanbul’da, beklenmedik bu yenilgi karşısında hem Varvar Ali Paşa’ya hem müttefiki Defterdarzâde Mehmed Paşa’ya yekdiğerini öldürmesi karşılığında Mısır beylerbeyiliği vaad edilerek mesele halledilmek istendiyse de başarı sağlanamadı. Bu sırada Varvar Ali Paşa, Çerkeş kasabasına gelmişti. 26 Rebîülâhir’de (20 Mayıs) kendisine katılmaya geldiğini düşündüğü İpşir Mustafa Paşa’nın saldırısına uğradı. Hazırlıksız yakalanan Varvar Ali Paşa’nın ordusu kısa sürede dağıldı, kendisi kaçmaya çalışırken yakalandı. İpşir Paşa’nın huzurundaki kısa bir muhakemenin ardından idam edildi ve kesilen başı İstanbul’a gönderildi. Evliya Çelebi, Varvar Ali Paşa’yı bahadır, dilâver, hüner sahibi ve mert, gürbüz bir er diye tavsif eder. Aynı zamanda şair olan Ali Paşa kendi hayatını mesnevi tarzında Makālât adıyla 177 beyit halinde anlatmıştır.

Kaynak: İslâm Ansiklopedisi

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.