Pirinç Han

https://www.devletialiyyei.com/?s=Sultan+II.+Bayezid

Pirinç Han

Önceleri Hân-ı Cedîd-i Hâkānî, Kârbansaray, Hân-ı Cedîd-i Âmire gibi isimlerle anılan Pirinç Hanı, Koza Hanı’ndan sonra Sultan II. Bayezid tarafından İstanbul’daki camisine vakıf olarak Bursa’da yaptırılan ikinci handır. Bu sebeple Koza Hanı’na Hân-ı Cedîd-i Evvel, Pirinç Hanı’na Hân-ı Cedîd-i Sânî adı da verilmiştir. XVII. yüzyıl başlarından itibaren Pirinç Hanı adıyla anılan yapı Cumhuriyet caddesi üzerinde bulunmaktadır. İnşası hakkında Bursa Kadı Sicilleri’nden bilgi edinilen hanın eskiden kapısında üzeri sıvanmış bir kitâbenin bulunduğu ileri sürülmüşse de yapılan son büyük onarımda kitâbe yerinin boş olduğu anlaşılmıştır. II. Bayezid hanın inşaat masrafları için 10.000 akçe göndermiştir. Arşiv belgelerine göre yapının mimarı Yâkub Şah b. Sultan Şah, yardımcısı Ali b. Abdullah olup 913 Muharreminde (Mayıs 1507) inşaata başlanmıştır. 914 Rebîülevvelinde (Temmuz 1508) tamamlanan yapıda hizmeti geçen ulûfeciler cemaatinden Zaîm İbrâhim’e 1000 akçe atıyye verilmiş ve Bursa benek kumaşından yapılan bir hil‘at giydirilmiştir. Hanın su yollarını döşeyip Pınarbaşı menbaından suyunu getiren Kasım su yolu meremmetçiliğine, Üstat Hayreddin ise dâimî han meremmetçiliğine tayin edilmiştir.

Pirinç Hanı yontma moloz taş ve üç sıra tuğla ile örülmüş duvar örgüsüne sahiptir. Taçkapısı kesme taş ve üç sıra tuğla, kemerler, kubbeler ve tonozlar yine tuğla, avlu kemerleri ve ayakları kesme taştandır. Dış pencere kemerleri bazan tuğla, bazan taş-tuğla karışıktır. 70 × 75 m. ebadında iki katlı hanın alt katında otuz odası vardır. Odalar, 1,35 × 1,35 m. ebadında kesme taş ayaklarla taşınan sivri kemerli ve çapraz tonozlu revakların arkalarında yer alır. Kapıları hanın içine açılan otuz dört adet odadan biri önündeki revak kemeriyle birlikte tuvalet haline getirilmiştir. Cümle kapısının kuzeyindeki dört adet odanın arkalarında depoları da bulunduğundan cepheden dışarı taşkınlık yapmakta, bunlara han içine bağlantıları bulunmayan, cümle kapısının kuzeyinde bir ve güneyinde üç adet 3,70 m. derinliğindeki dükkânlar da eklenirse oda sayısı otuz sekiz olmaktadır. Bu odalar binanın doğu, kuzey ve güney cephelerini dolanmaktadır; batı cephesinin boydan boya beşik tonozla geçilmiş olması burasının ahır kısmı olduğunu göstermektedir. Üst katta 1,35 × 1,35 m. ebadında kesme taş ayaklarla taşınan sivri kemerli ve kubbeli revakların arkalarında hepsi ocaklı kırk sekiz adet oda vardır. Kapının sağ ve solundaki iki odanın cepheden taşan uzantıları alt kattaki depoların üstünü örtmekte ve hanın taçkapısına anıtsal bir görüntü vermektedir. Alt kattaki odaların dış cepheleri mazgallıdır; bu odalarda pencereler han içine, üst kat odalarında ise dışarıya açılmaktadır. Dikdörtgen planlı odaların üzeri tonozla, köşelerdeki dört adet kare planlı oda aynalı tonozla örtülüdür. Cumhuriyet caddesi açılırken hanın kuzeydoğu köşesi kesilmiş ve burada bulunan altlı üstlü üçerden toplam altı oda yıktırıldığından sadece han içine bakan kapıları kalmıştır. 1642 tarihli belgede han içinde olduğu belirtilen mescid ve altındaki dört dükkân günümüzde mevcut değildir. Avlu ortasındaki onaltıgen şadırvanın izleri ise bugün hâlâ belli olmaktadır. Binanın doğu cephesinde sivri kemerli büyük bir eyvan şeklindeki taçkapı günümüzde sadedir. Kemer köşe dolgularında tuğladan yapılmış geometrik motif kalıntılarından kapının bir zamanlar gayet ihtişamlı olduğu anlaşılır. 2,96 m. genişliğindeki kemersiz kapı aralığında 2,20 × 1,50 m. ölçüsünde iki girinti bugün dükkân olarak kullanılmaktadır. Eldeki belgelerden Avrupalı, Venedikli ve Rus tüccarların hanın hemen alt kısmındaki Şehreküstü mahallesinde oturdukları ve burada kürk ticareti yaptıkları anlaşılmaktadır. 1970’li yılların sonlarına kadar handa deri işleri yapan atölyelerin, ayakkabı imalâthanelerinin, ipek bükücülerinin ve ipek boyacılarının bulunduğu bilinmektedir. Hanın mülkiyeti Millî Emlak, Celal Bayar Vakfı ve özel şahıslara geçmiştir.

925’te (1519) taçkapı önünde bulunan iki sıra halindeki Saraçlar Çarşısı yanmış ve hanın emini tarafından tamir ettirilerek yeniden kiraya verilmiştir ki bu dükkânların birkaç tanesi halen ayaktadır. 1033 (1624) ve 1037 (1627-28) yıllarında su tesisatı ile avlunun ortasındaki fevkanî mescid toplam 26.433 akçeye tamir edilmiştir. 1040’ta (1630-31) fevkanî ve tahtanî helâlar giderleri bozulduğundan 18.085 akçe harcanarak onarılmıştır. 17 Receb 1082 (19 Kasım 1671) tarihli belgede hana gelen su yolunun, su makseminin ve terazisinin, içerideki ve dışarıdaki şadırvanların tamir edildiği ve 11.265 akçe sarfedildiği yazılıdır. 1088 (1677) tarihli bir belgeden odaların tuğla döşemelerinin, pencerelerin ahşap kısımlarının, ocakların, hatılların, üzerine döşenen kurşunların, ahırın kemer ayaklarının ve merdivenlerinin, taçkapının çatısının tamir edildiği, bu esaslı tamire toplam 113.350 akçe harcandığı anlaşılmaktadır. XVII. yüzyılda âdet olduğu üzere bu hanın da kurşunlarının satılarak üzerinin kiremitle kaplandığını bazı müellifler belirtirlerse de bununla ilgili bir belgeye henüz rastlanmamıştır.

31 Ocak 1855 tarihinde Bursa’yı yerle bir eden büyük depremde birçok bina ile birlikte Pirinç Hanı da zarar görmüş, batı ve kuzey revakları ve dükkânları tamamen yıkılmıştır. Bir asırdan fazla bu haliyle kullanılmakta iken 1980’li yıllarda başlayan büyük onarım yaklaşık yirmi yıl sürmüş, bu esnada üst kat tuvaletleri kaldırılmış, batı cephesine yeni bir kapı açılmıştır. Sicillerde bahsedilen mescid ile şadırvan ise yapılmamıştır. Günümüzde üst kat dükkânları tamamen boş olup alt kat dükkânları kahvehâne olarak işletilmektedir.

Kaynak: İslâm Ansiklopedisi

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir