02.12.2015, Çarşamba

Kut'ül Ammare Kuşatması

Kut'da Türk'ün Şanlı Sancağı

 

Türklerin Kut-ül Amare zaferi

 

Basra, Bağdat, Musul gibi Osmanlı Devletinin kadim vilayetlerini içeren Ortadoğu topraklarında 20. yüzyılın başında rekabet olabildiğince artmıştı. Zengin petrol kaynaklarının yer aldığı bu topraklar stratejik ve jeopolitik bakımdan son derece önem arz etmekteydi. Büyük güçlerin iştahını kabartan Irak bölgesi, Ortadoğu’yu Uzakdoğu’ya bağlayan yollar üzerinde olmasından dolayı İngilizlerin ilgisini çekmekteydi. Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizler bölgeyi tamamen ele geçirmek için planlı bir şekilde hareket etmişler ve bu harekâtı Mezopotamya seferi olarak adlandırmışlardı. İngiltere, Osmanlı Devleti savaşa girmeden önce, Basra Körfezi’nde yığınak yapmaya başlamıştı. Aslında İngilizlerin bu teşebbüsü savaşın gidişatına dair öngörülerini de ortaya koymakta idi. Nitekim Kasım 1914’de Hindistan’dan getirdikleri birlikleri Fav adasına çıkararak Basra’ya doğru ilerleyen İngilizlere, Irak Cephesi’nde yeterli birlikler bulundurmayan Osmanlı Devleti engel olamamıştı. İngilizler fazla dirençle karşılaşmadan Basra’yı ele geçirmiş ve ileri harekâta devam ederek 9 Aralık 1914’te Fırat ve Dicle nehirlerinin birleştiği Kurna Mevkii’ni işgal etmişlerdi. İngilizlerin kuzeye doğru ilerlemesi karşısında alarma geçen Osmanlı Genelkurmayı bölgeye Süleyman Askerî Beyi gönderdi. Daha sonra Kafkas Cephesi’nden Teşkilat‐ı Mahsusa birliklerinden “Osmancık” taburu bölgeye kaydırıldı. Ayrıca bölgedeki aşiretlerin organize edilmesi hedeflendi.İngilizler, 1915 yılı boyunca Bağdat’ı ele geçirmek üzere planladıkları Mezopotamya seferi çerçevesinde Kurna, Şuaybe, Amare, Nasıriye ve Ku‐ tü’l Amare savaşlarını kazanarak bu bölgeleri işgal etmişlerdi. Gün geçtikçe kritik bir hal alan Irak Cephesi’nde İngiliz ilerleyişini durdurmak için Osmanlı yetkilileri daha fazla birlik sevk etmek zorunda kaldı. Nitekim Albay Nureddin Bey’in Irak ve Havalisi Komutanı olarak bölgeye gelmesinden sonra İngilizler Selmanpak muharebelerinde ancak durdurulabildi.Irak Cephesi, irili ufaklı bir dizi muharebenin içeren son derece karışık bir cephedir. Bu cephede zaman zaman kesintiler olsa da muharebeler sava şın sonuna kadar devam etti. Irak Cephesi’nde savaşan tarafların (Osmanlı‐ İngiltere) ordularında, komuta kademesinde sık sık değişiklikler yaşanmıştı. Bölgeye Cavit Paşa’dan sonra Süleyman Askeri, Nureddin Bey ve Halil Bey gibi komutanlar gönderilmiş en son buradaki birlikler 1915 sonbaharında teşkilatlanmasını tamamlayan 6. Ordu’nun çatısı altında birleştirilmiş ve Ordu komutanlığına Alman General Colmar von der Goltz Paşa atanmıştı. Aynı şekilde bölgede birçok İngiliz komutan sırasıyla görev almıştı. İngilizler Şubat ayında Mısır’dan 12. İngiliz Fırkası’nı Basra’ya göndermişler ve Irak Seferî Kuvvetleri’ni kolordu seviyesine çıkarmışlardı. Nisan 1915’te sağlık nedeniyle ayrılan General Barret’in yerine General Sir Charles V.F. Townshend atanmıştı. İngiliz ilerleyişinin Selmanpak’da  durdurulmasından sonra General Townshend komutasındaki İngiliz birlikleri Kut Kalesi’ne çekilmişti.

Irak Cephesine gönderilen fedai Osmancık Taburu Subayları

A.KUT MUHASARASI (3 ARALIK 1915–29 NİSAN 1916)

Aralık 1915’in ilk haftasından itibaren başlayan Kut kuşatması yaklaşık beş ay devam etmişti. Yaklaşık iki aylık erzak stoku bulunan General Townshend’a, çevredeki İngiliz birliklerinden beklediği yardım bir türlü ulaşamamıştı. Kış aylarında hava şartlarının kötü olması, Dicle nehrindeki taşkınlar ve sel baskınları İngiliz ordusunun direncini iyice azaltmıştı. Birçok kere tekrarlanan huruç harekâtı büyük kayıplarla neticelenmişti. Türk tarafında ise Nureddin Bey’in planını devam ettiren Halil Bey’in çevreden gelecek yardımları engellemeye yönelik kuşatma stratejisi sonuç vermeye başlamıştı. Kut şehrinde sıkışmış Townshend’a yardıma gelen General Aylmer komutasındaki İngiliz birlikleri ile Türkler arasında en şiddetli muharebeler Felâhiye’de yaşanmıştı. Ancak bu saldırılar her defasında püskürtülmüştü. Mart 1916’dan itibaren yardım umutları tükenen İngiliz ordu sunun komutanı General Townshend, askerlere dağıtılan günlük iaşe miktarını azaltsa da açlık tehlikesi baş göstermişti. Yeterli beslenemediği için direnci azalan askerlerde çeşitli psikolojik ve salgın hastalık vakaları meydana gelmişti. Her gün ölüm oranı yükseliyordu. Özellikle  ordunun  yarıdan fazlasını oluşturan Hintli askerlerin durumu daha kötüydü. Bu askerler bir yandan Osmanlı propagandasına maruz kalıyor bir yandan da kendi komutanları tarafından at ve katır eti yemeye zorlanıyordu. General Townshend, askerlerini beslemek için süvari birliğinin atlarını ve nakliye hizmetlerine ait hayvanları kestirerek askerlere dağıtmıştı. Hintli askerlerin tepkilerini azaltmak için de Hindistan sömürge yönetimi vasıtasıyla Hintli askerlerin savaşta at ve katır eti yemesi için dini otoritelerden izin alınmıştı.Bu arada Nisan ayı içerisinde Osmanlı komuta kademesinde önemli bir gelişme yaşanmıştı. Tifüse yakalanan 6. Ordu komutanı 72 yaşındaki Goltz Paşa 18‐19 Nisan 1916 gecesi Bağdat’ta vefat etmiş, yerine ise vekâleten Halil Bey atanmıştı Doğrudan yardım ve erzak ulaştıramayan çevredeki İngiliz birlikleri, General Townshend’ın ısrarlı yardım çağrıları karşısında, yeni bir çare olarak uçaklar ile havadan ikmal yapmaya çalışmışlardı. Havadan ikmal denemelerini oluşturan bu faaliyetler genelde tam isabetli olmamıştı. Hatta 16 Nisan’da başlayan bu ikmal teşebbüslerinde erzak çuvallarının Türk tarafına düştüğü İngiliz hatıralarında da geçmektedir.  Bu  arada Türkler tarafından birkaç İngiliz uçağı düşürülmüştü. Türk tarafının ateşine maruz kalan İngiliz pilotlar daha yüksekten uçmuşlar ancak bu sefer de rüzgârın etkisiyle yere bıraktıkları un çuvalları ve diğer erzaklar çoğu zaman karşı tarafa düşmüştü. Irak Cephesi’nde kuşatmaya bizzat katılan yedek subay Abidin Efendi, 16 Nisan 1916 tarihli günlüğünde İngiliz tayyaresinin sabahtan akşama kadar erzak ve un taşıdığını ifade etmiş, bir tayyarenin üç çuval taşıyabildiğini bunlardan da ikisinin  Türk tarafına düştüğünü kaydetmişti. İsmail Hakkı Efendi ise bazı un çuvallarının tahkimat bölgesine yani tarafsız bölgeye düştüğünü bu torbaların İngilizler tarafından alınmaması için durmadan ateş açtıklarını ifade etmişti. Yine tayyareden atılan un çuvallarından ikisinin, 103. Alay, 3. Tabur’un siperlerine düştüğünü ve tabur efradı beyaz halis undan ekmek yaparak afiyetle yediklerini de 13. Kolordu Komutanı Albay Ali İhsan hatıralarında bahsetmişti. Türk tarafının tüm engellemelerine rağmen Kraliyet Hava ve Deniz gücüne ait uçaklar tarafından 16‐29 Nisan tarihleri arasında içerisinde erzak, ilaç ve balık ağlarını içeren 8 ton kadar malzeme muhasara altındaki İngiliz birliklerine ulaştırılmıştı. Bu sınırlı ikmal kuşatmanın gidişatını değiştirmemişti ancak gelebileceğine dair umutların var olmasına katkı sağlamıştı. Bu arada İngilizlerin çektiği açlık ve sefalet hali karikatürlere de yansımıştı. Örneğin Servet‐i Fünûn dergisinin Alman mizah basınından iktibas ettiği aşağıdaki karikatürde General Townshend açlıktan “zayıf ve bîtâb” düşmüş şeklinde tasvir edilirken askerleri de “bir farenin peşinde” şeklinde gösterilmişti.Hava ikmal denemeleri devam ederken İngiliz  yardım  kuvvetleri  son bir yardım umudu olarak 24‐25 Nisan tarihlerinde Dicle filosunda yer  alan en hızlı ulaştırma gemisi Julnar ile muhasara altındaki birliklere yardım ulaştırmayı planlamışlardı. Ancak bu plan da başarılı olamadı ve 270 tonluk erzak yüklü gemi Türkler tarafından personeli ile birlikte ele geçirilmişti25.Nisan ayında İngiliz kuvvetleri Kut’ta kuşatma altındaki birliklerini kurtarmak için dört kez saldırı yapmıştı. Bu saldırılarda Osmanlı tarafı 9 bin zayiat verirken İngilizlerin kaybı 20 bine çıkmıştı.  Nihayet  hatıratında “elinde dayanacak bir peksimet bile kalmadığını” ifade eden General Townshend’ın teslim olmaktan başka çaresi kalmamıştı. Ancak bunun hemen öncesinde Tesvîr‐i Efkâr gazetesinin 24 Nisan 1916 tarihli nüshasında Kut’taki kuşatmadan dolayı İngiliz basınında ve parlamentoda hükümete yönelik ciddi eleştirilerin olduğu dile getirilmişti. İngiliz basını ve  milletvekilleri  hükümetten küçümsedikleri Türklere karşı “ …koca İngiltere’nin, o bitmez tükenmez vesaiti, binihaye silahları, topları, tüfekleri ile neden bu kadar âciz ve nâçar kaldığı” soruyorlardı. Nitekim Sömürge Bakanı Chamberlain yaptığı açıklamada Irak’taki başarısızlığın müsebbibinin eski Irak Başkumandanı General John Nixon olduğunu beyan etmişti. Ayrıca yardıma gönderilen kuvvetlerin başarısızlığı nedeniyle Kutü’l Amare’nin düşmesinin beklendiği de tahmin ediliyordu. Nihayet Halil Bey’le gerçekleşen birkaç görüşme sonunda koşulsuz olarak Kut kasabasındaki tüm İngiliz birlikleri 29  Nisan  1916  tarihinde teslim olmuşlardı. Böylece Britanya tarihinde 1781  Yorktown  bozgunundan beri ilk kez bu kadar yüksek miktarda  bir  birlik  teslim  olmuştu.  Bu arada  İngilizler  esaretten  kurtulmak  için  para  teklifinde   bulunmuşlarsa   da bu tekliflerin hiçbirisi kabul edilmemişti. Halil Paşa, Irak Valisi ve 6. Ordu Kumandan Vekili sıfatıyla 29 Nisan 1916 tarihinde Dâhiliye Nezareti’ne gönderdiği telgrafta beşi general olmak üzere beş yüz subay ve  on  üç  bin İngiliz askerini esir aldığını bildirmişti.Kut kasabasını 3. Piyade Alayı teslim almıştı. Albay Nazmi (Solak) komutasında ve bandonun çaldığı marşlar eşliğinde şehre giren Osmanlı askerleri şehirde güvenlik tedbirleri aldıktan sonra İngiliz askerlerinin tahliye ve esir alma işlemleri gerçekleştirilmişti. Günlerdir aç kalan İngiliz askerlerine ilk planda yiyecek, içecek ve sigaranın yanı sıra Hintli askerlere ayrıcakoyun eti ikram edilmişti. General Townshend başta olma üzere diğer komuta kademesi ve subayların teslim alınması ile ilgili bizzat Halil Bey de işlemlere nezaret etmişti. Generalin kılıç ve silahı kendisine iade edilip esir değil Osmanlı Devletinde padişahın misafiri olduğu ifade edilmişti. Nitekim bu sözde kalmayarak üç yıl boyunca kendisine rahat bir esaret hayatı yaşatılacaktı ve General Townshend da hatırlarında Türklere olan minnettarlığını ifade edecekti. Generalin özellikle İstanbul hayatı son derece renkli ve ilginçtir. Kuşatma boyunca yanından ayrılmayan ve kendisine çok sadık köpeği “spot”u da memleketine gönderilmesi için Halil Paşa’dan ricada bulunmuş bu isteği de geri çevrilmeyerek General Townshend’ın köpeği İngiltere’ye gönderilmişti.

Kut Amara'da tutsak alınan İngiliz Generaller ve üst rütbeli subaylar

 

 

 Kut'da esir alınan İngilizler


İngilizlerin Teslim Belgesi

 

İngilizlerin Teslim Belgesi

Efrâd-ı Askeriyyeye Teblîgat

Kuvve-i Askeriyye Kumandanı, Türk Kuvâ-yi Askeriyyesi Başkumandanına âtîdeki mektûbu göndermişdir.

29-4-16
16/2/1332 Efendim Hazretleri!
Açlık bizi terk-i silâha icbâr ediyor. Zât-ı âlîlerinin “Sizin cesûr askerleriniz bizim samîmî ve kıymet-dâr misâfirlerimiz olacakdır.” hitâb-ı te’yîdiyle tevsîk etdiğiniz kahraman askerlerimi size teslîme hâzırım.

Efrâd-ı askeriyyem uhde-i icrâsına mevdû’ olan vazîfeyi yapmış olduğu cihetle kerîm ve semâvet-perver olunuz. Siz, askerlerimi Selmanpak Muhârebesi’nde, ric’at zamânlarında, beş ay devâm eden Kûtü’l-amare muhâsarasında -ki ben burada sizin ablukanızı yarmak için sevk-ül-ceyşî bir rol oynadım ve bu Irak’a kuvve-i imdâdiyyenin vusûlünü te’mîn etdim.- görmüşsünüzdür.

Askerlerimin vazîfesini nasıl îfâ etdiğini görmüşsünüzdür. Târih-i harb-i askerî bir fasl-ı mahsûsî ile bu mes’eleyi te’yîd edecekdir.

Îcâb eden tertîbât ve tafsîlâtı tanzîm etmek üzere zâbitânımdan Yüzbaşı (Morlend) ile Binbaşı (Glafserist)’i gönderiyorum.

Îcâb eden şerâit ihzâr edildikden sonra sizin karâr-gâhınıza gelinmek ve Kûtü’l-amare’yi teslîm etmek husûsunda hâzırım. Fakat erzâkın sevkini tesrî’ etmenizi ricâ’ ve temennî eylerim.

Size; refâkatimde bulunan tabîbim ile ser-tabîbinizin hasta-hânemi ziyâret etmesini ve orada bulunan efrâd-ı askeriyyemden ba’zılarının kolsuz ve ayaksız ve ba’zılarının da “fesâdü-d-dem”den musâb olduğunu görmesini teklîf ediyorum. Bunları esîr-i harb olarak almağa heves-kâr olduğunuzu farz etmem. Bunlar için en iyi tarîkin mecrûh ve yaralıların Hindistan’a sevki olacağı kanâatindeyim. Londra’da bulunan Erkân-ı Harb Reîsi bana mübâdele-i üserâ için me’zûniyyet verdi. Muhârib efrâdımdan ser-best bırakılacak mikdârda Mısır ve Hindistan’da bulunan Türk üserâ-yı askeriyyesine ser-bestî verilecekdir.

En yüksek ihtirâmâtımı kabûl ediniz.

İmzâ’

Ferîk Ceneral Tavzend
6’ncı Fırka ve Kûtü’l-amare Kuvve-i Askeriyyesi Kumandanı

2- Bâlâda zikr edilen şeye ilâveten Türklerin tamâmiyle mübâdeleyi kabûl edeceklerine dâir kuvvetli emâre mevcûd olduğunu zikr edebilirim. Türk Kuvve-i Askeriyyesi Başkumandanından telâkki etdiğim bir ta’lîmât mûcibince der-akab İstanbul’a hareket edeceğim. İstanbul’a muvâsalat eder etmez nâmûsum üzerine söz vermek üzere Londra’ya gitmemi ricâ eyleyeceğim ve Londra’da Harbiyye Nâzırını görerek derhâl mübâdele ile uğraşacağım. Bu sûretle size pek ziyâde muâvenet edebileceğimi ümîd ederim. Size vazîfeye sarıldığınızdan ve cesûr-âne hareket ve terbiye-i askerîye muvâfık vaz’iyyetinizden dolayı samîm-i kalbimden arz-ı şükrân ederim.

An-karîb daha iyi zamânlarda yek-dîgerimizle tekrâr mülâkat edebiliriz.

Kûtü’l-amare
29-Nîsân-1916

İmzâ’

Ferîk Ceneral Tavzend
6’ncı Fırka ve Kûtü’l-amare Kuvve-i Askeriyyesi Kumandanı

 


 

İngilizlerin Teslim Olduğunu Anlatan Osmanlı Belgesi

Osmânlı Ordu-yi Hümâyûnu
Başkumandanlığı Vekâleti
Şu’be
Numro

16/2/32

71/300 Atebe-i Şâhâneye
72/300 Sadâret-i Uzmâya
73/300 Der-saâdet Karâr-gâh-ı Umûmîye
Sâat 8.30 sonra

Takrîben beş aydan beri kahraman kıtaâtımızın tazyîki altında Kûtü’l-amare’de mahsûr kalan İngiliz ordusu, nihâyet Ordû-yi Hümâyûnun kuvve-i kahiresine teslîm-i seyf ve silâh etmeğe mecbûr olmuşdur. Osmânlı silâhının bu şânlı ve parlak sahîfe-i fahr-âveri şu sûretle cereyân etmişdir:

Kût ordusu, (...) millet-daşlarından olsun Moskof müttefiklerinden olsun imdâd bekliyordu. Kûtü’l-amare’de mahsûr kalan İngiliz ordusunun ahvâline lâyıkıyla vâkıf olan İngiliz kabînesi Ceneral Tavshend ordusunu kurtarmak için her ne bahâne olursa olsun hücûm edilmesini mükerreren ve musirren Irak İngiliz ordusuna emr ediyordu. Son teblîgat-ı resmiyyede görülen ve cesûr kıtaâtımızın azm ve besâletleri karşısında İngilizler için müdhiş telefât ile eriyen İngiliz hücûmları hep Tavshend’i kurtarmak için idi. Nihâyet İngilizler Çanakkale’de aldıkları ders ve tecrübeyi bir kere daha aldılar. Osmânlı mukavemetini kıramayacaklarını, Osmânlıların elinden ganîmetleri alamayacaklarını anladılar. Felahiye hücûmları kesildi. İngilizler bu sefer mahsûr kaleye erzâk idhâl etmeğe teşebbüs etdiler. Evvelâ tayyâre ile un çuvalları atdılar. Osmânlı silâhı bu ümîdi de kırdı. Harb tayyârelerimiz bu bakkal tayyârelerini birer birer sukut etdirmeğe başladılar.

Muannid düşman başka bir çâre buldu: Vapurla gece karanlığından bil-istifâde zahîre sokmağa teşebbüs etdi. Her zamân müteyakkız bulunan kahraman kıtaâtımız yüzlerce ton erzâk yüklü olan bu vapuru derhâl tevkif ve müsâdere etdiler. Artık Ceneral Tavshend için hiçbir ümîd-i necât kalmamışdı. 13 Nîsân’da Ceneral Tavshend Irak Ordumuz Kumandanına mürâcaatla ordusuyla berâber ser-best çıkmasına müsâade edilmek şartıyla Kûtü’l-amare’yi teslîm etmeğe râzî olduğunu bildirdi. Bilâ-kayd ü şart teslîm olmakdan çâre olmadığı cevâbı verildi. İngiliz Kumandanı bu sefer yeni şerâit der-miyân etdi. Ordumuzun fâik ve kahhâr vaz’iyyetini bilmiyormuş gibi ve Osmânlı kumandanlarını para ile ıtmâ’ ve iğfâl edebileceğini zann ederek tekmîl toplarını teslîm etmeği ve nezdde bulunan bir milyon lirâyı takdîm etmeği teklîf etdi. Aynı cevâb verildi. Ceneral Tavshend, İngiliz Irak Başkumandanından istîzân edeceğini bildirdi. Hâl-bu-ki İngiliz Başkumandanı kendisine yardım edebilmekden pek uzak idi. Nihâyet her tarafdan ümîdi kesilen Ceneral Tavshend bugün Kûtü’l-amare’de bulunan bütün İngiliz (ordusunu) muzaffer Osmânlı Kumandanına teslîm etdi. Hâtırlardadır ki Rus Ordusu Kumandanı bundan bir ay evvel yakında Kûtü’l-amare’de elini sıkmağa geleceğini Ceneral Tavshend’e yazmışdı. Şimdiye kadar ta’dâd edilen üserâ ber-vech-i âtîdir:

5 ceneral, 277 İngiliz zâbiti, 274 Hindli zâbit ve 13.300 neferdir


 

İngiliz General'den Halil Paşa'ya Mektup

Kûtü’l-amare
26 Nîsân 916
Irak Kuvâ-yi Osmâniyyesi Kumandanı ve
Bağdad Vâlîsi Halîl Paşa Hazretlerine

Paşa Hazretleri

(1) Kût’u teslîm için sizinle müzâkere kapısı açmağa emr aldım.

2- Müzâkerâta ibtidâ olmak üzere size altı günlük bir mütâreke teklîf ederim (edecekdim). Bu mütârekede tekmîl kıtaât şimdiki hatt-ı müdâfaa veya muhâsarayı geçmemeğe riâyet edecekdir.

3- Yine ibtidâ olmak üzere kıtaâtım ve şehrin sivil sekenesi için on günlük erzâk celb etmeğe müsâadenizi ricâ’ ederim. Zîrâ artık burada mâdde-i gıdâiyye kalmıyor (kalmadı.) ve benim, hasta-hânelerdeki yaralı ve hastalarla beslemeğe mecbûr olduğum umûmî, husûsî hidmet-kâr (köle) dâhil olduğu hâlde takrîben on üç bin askerim var. Kezalik şehirde de takrîben altı bin Arab var. Cem’an yekûn (19 bin) besleyecek ağız var ve on günlük erzâkın derhâl idhâli mes’elesi mühim ve mübremdir.

4- Korkuyorum ki günün birinde bir (vebâ) başgöstermesin. Hasta-hânelerde yüzlerce hasta askerim var ve yevmiyye takrîben on beş kişi dizanteriden ölüyor. Ricâ’ ederim bâlâdaki mevâdd için bana der-akab bir cevâb veriniz. Zîrâ erzâk vapurlarının celbi için telgraf çekmek istiyorum.

5- Sizinle bi-z-zât benim aramda muâhede veya i’tilâfın metnini takrîben karârlaşdırmak için hemen bir mülâkat olmasını teklîf ederim.

Teklîfâtım takrîben şunlardır:

6- Mâdem ki siz bana fikrinizi şu “Siz vazîfe-i askeriyyenizi kahraman-âne îfâ etdiniz.” sözleriyle beyân ve ifâde etdiniz; bu ân-ı bed-bahtî ve zarûretde hakkımda âlî-cenâb olacağınıza i’timâdım var ve ümîd ederim. Ve askerimin silâhlarıyla Amare veya Hindistan’a nakl edilmesine müsâade edeceksiniz.

7- Bunlar (bu müsâadeler demek olacak) bizim için şerefe lâyık muâmeleler olacakdır. Nitekim Avusturyalılar (aynı müsâadâtı) Napolyon’un cenerallerinden Massena’ya 1800 senesinde Jerona muhâsara-i meşhûresinde bahş etdiler. Kezalik Fransızlar 1808’de Portekiz’de İngilizler tarafından aynı şeye mazhar oldular. Bundan başka sizin, bizim bu kadar mevcûddaki askerimize yedirecek erzâkınız olmadığı gibi bunları Bağdad’a nakl için de elinizde lüzûmu kadar vapur da yokdur. (Bu asker) bunlar bir kilometre yürüyemezler, hâlleri hakikaten şâyân-ı merhametdir. Bunlar pek az zamânda ölecekler ve (vebâ) ve hastalıklar her tarafda başgösterecekdir. Sonra eğer bunları esîr olarak alırsanız bunların maâşları mes’elesi de var. Hissiyyât-ı mahsûsamın kabûlünü ricâ’ ederim Paşa Hazretleri.

S. V. K. Tavzend
Livâ Cenerali
Kût’daki İngiliz Kuvveti Kumandanı

 


Halil Paşa'nın, Ordusuna Zafer Mesajı

Karâr-gâh
16-2-32

On Sekizinci Kolordu Kumandanlığına

Orduma:
Arslanlar!

1- Bugün Türklere şân, İngilizlere kara meydân olan şu kızgın toprağın müşemmes semâsında şühedâmızın rûhları şâd ve handân pervâz ederken ben de hepinizin pâk ve temiz alınlarından öperek cümlenizi tebrîk ederim.

2- Bize iki yüz seneden beri târihimizde okunmayan bir vak’ayı bugün kayd etdiren Cenâb-ı Allah’a hamd ve şükür eyleyelim. Allah’ın azametine bakınız ki bin beş yüz senelik İngiliz devletinin târihine bu vak’ayı ilk def’a yazdıran Türk süngüsü oldu. İki seneden beri devâm eyleyen cihân harbi böyle parlak bir vak’a gösteremedi.

3- Ordum, gerek Kût karşısında ve gerekse Kût’u kurtarmağa gelen İngilizler karşısında şehîd ve mecrûh olarak üç yüzü mütecâviz zâbitle on bin neferini gaib eyledi. Fakat buna mukabil bugün Kût’dan beşi jeneral olmak üzere dört yüz seksen bir zâbitle cem’an on üç bin üç yüz neferlik İngiliz ordusunu teslîm alıyoruz. Bu teslîm aldığımız orduyu kurtarmağa gelen İngiliz ordusuna da bugüne kadar otuz bin zâyiât verdirdik.

4- Şu iki yekûna sathî bir nazar atf edilince cihânı hayretlere düşürecek büyük bir fark görülecek ve târih bu vak’ayı yazacak kelime bulmakda müşkilâta uğrayacakdır.

5- İşte Türk sebâtının İngiliz inâdını kırdığını bu harbde birinci def’a da Çanakkale, ikinci def’ada da burada görüyoruz.

6- Yalnız süngü ve göğsümüzle kazandığımız bu zafer yeni tekemmül eylemekde bulunan vesâit-i harbiyyemiz karşısında âtîdeki muvaffakiyyâtımıza parlak bir (başlangıç) olacağına ne kat’î bir delîldir.

7- Bugünün ismine Kût Bayramı nâmını veriyorum. Umûm Ordumun kıtaâtı her sene bugünü tes’îd ederken şehîdlerimize Yasinler, Tebârekeler, Fâtihalar okuyacakdır. Şühedâmız cennât-ı ulyânda semâvâtda kızıl kanlar ile pervâz ederken gazîlerimiz de âtîdeki zaferlerimize (nigeh-bân) olsunlar:

Altıncı Ordu Kumandan Vekîli
Mîr-livâ
Halîl

 


 

 

Kâzım Karabekir'in Kutlama Mesajı

Karâr-gâh
16-2-32
1.00 evvel

Kolordu Emri

1- Kût, dört ay yirmi üç günlük bir muhâsaradan sonra bugün teslîm oldu. Târihimizin iki yüz seneden beri kayd edemediği böyle bir azîm muvaffakıyyeti(?) bize lûtf buyuran Cenâb-ı Allah’a arz-ı şükrân ve mahmidet eyleyelim. Bu zaferin en büyük şân ve şerefi, böyle bir vak’ayı İngiliz tarihine ilk def’a Türk süngüsünün kayd etdirmesindedir. 2 seneden beri devâm eyleyen Harb-i Umûmî’de kuvvet nisbeti nazar-ı i’tibâra alırsak en büyük zaferi yine biz iktisâb eylemiş oluyoruz.

2- Bi-l-hâssa “Selmanpak” Muhârebesi’nden i’tibâren işe başlayan Kolordumuz bu işde en birinci âmil olduğu için şerefin kısm-ı âzamı esâsen târihi parlak olan Kolordumuza teveccüh ediyor.

3- Şimdiye kadar Kût karşısında Kolordumuz; 28 zâbit, 751 neferini şehîd, 36 zâbit, 1.930 neferini mecrûh ve Kût’u kurtarmak üzere gelen İngiliz kuvvetlerinin karşısında da 34 zâbit, 1.034 neferini şehîd, 95 zâbit, 3.175 neferini mecrûh olarak gaib etdi.

4- Oldukça mühim bir yekûne bâliğ olan zâyiâtımıza mukabil bugün Kût’dan beşi jeneral olmak üzere 481 zâbit ve cem’an 13.309 kişilik bir İngiliz ordusu teslîm alıyoruz. Bugüne kadar Kût’u kurtarmak üzere taarruz eyleyen İngiliz ordusunun zâyiâtı 30.000’e bâliğ olmuşdur. Şu iki yekûn cihânı hayretlere düşürecek ve târihde Osmanlı ordusunu şân ve şerefler içerisinde yaşatacakdır.

5- 18. Kolordunun arslan yürekli erleri!

Cenâb-ı Allah’a secdeye kapanalım. Bu akşam şehîdlerimize Fâtihalar, (Tebâreke)ler, (Yasin)ler okunsun. Gazîler birbirine sarılsın, birbirini tebrîk etsin. Ben de, bugünki (Kûtü’l-amare) Bayramı vesîlesiyle sizin pâk ve yüksek alınlarınızdan kemâl-i hürmet ve samimiyyetle öperim.

18. Kolordu Kumandan Vekîli
Mîr-âlây
Kâzım Karabekir

Herkes pür sevinç, bu beşâretli haberden mesrûr, birbirini tebrîk ediyor. Düşman da büyük günümüzü tes’îd için ara sıra top atıyordu.

İngilizleri hem Çanakkalede hemde Kut'ta haddini bildiren Türk neferlerine Allah Rahmet Eylesin 

 

 

 

 

Kut kuşatmasında Türk birlikleri 

Türklerin Kut-ül Amare zaferi

  (7 Aralık 1915 - 29 Nisan 1916), İngiliz kuvvetleri ve müttefikleri ile Osmanlı kuvvetleri arasında geçen I. Dünya Savaşı'nın temel muharebelerinden biri. 1. Kut Muharebesi olarak da bilinir. Dicle Nehri kıyısında Kut'ül Ammare şehri yakınlarında konuşlanmış İngiliz ve müttefiklerinin kuşatılmasıyla başlayan muharebe, kasabanın Osmanlı Ordusu tarafından ele geçirilmesi ve İngiliz birliklerinin tamamının esir alınmasıyla bitti. Kut'ül Ammare, Dicle Nehri kıyısında Şattülarap kanalı ile birleşen Basra Körfezi'nin 350 km kuzeyinde, Bağdat'ın 170 km güneyinde bulunan bir kasabadır. 1915 yılı nüfus sayımına göre 6500 kişi bulunmaktaydı.

                                                                 İngilizlerin Selman-ı Pak'tan Kut'a çekilişi

 Kut'ul Ammare'de Osmanlı kuvvetleri muhasarada

Kut'ul Ammare'de Osmanlı kuvvetleri muhasarada

Kut'ül Ammare Kuşatması (Eylül 1915).

Kut'ül Ammare Kuşatması (Eylül 1915).

at_1418 ingiliz_4076 ingiliz_6663

 

Tümgeneral Charles Vere Ferrers Townshend komutasındaki İngiliz 6. Poona Tümeni (Hint Tümeni) Bağdat'a ilerlemeye çalışırken 22-23 Kasım 1915'te Selman-ı   Pak Muharebesi'ni (Ctesiphon) kazanamayarak geri çekildi ve 3 Aralık'ta Kut'a sığındı.

Goltz Paşa'nın Bağdat'a gelişi ve Nurettin Bey birliklerinin ilerlemesi

Yeni kurulan Osmanlı 6. Ordusu'nun komutanlığına atanarak 5 Aralık'ta Bağdat'a varan Mareşal Colmar Freiherr von der Goltz Paşa'nın emriyle Irak ve Havalisi Komutanı Miralay (Albay) 'Sakallı' Nurettin Bey'in birlikleri 27 Aralık'ta Kut'u kuşattı. 10xd9n8

İngilizlerin Kut'u kurtarma girişimleri

Kut'ül Ammare Kuşatması öncesi (Eylül-Kasım 1915.
 
Kut Kuşatması'nın sonu (Nisan 1916).

İngilizler Kut'u kurtarmak için General Aylmer komutasındaki Tigris (Dicle) Kolordusuyla hücuma geçtiyse de 6 Ocak 1916 tarihli Şeyh Saad Muharebesi'nde 4.000 askerini kaybederek geri çekildi. Bu muharebede geri çekilme emrini veren 9. Kolordu Komutanı Miralay (Albay) 'Sakallı' Nurettin Bey görevinden alındı ve yerine Enver Paşa'nın kendisinden bir yaş küçük amcası olan Mirliva Halil Paşa (Kut) getirildi. İngiliz Ordusu, 13 Ocak 1916 tarihli Vadi Muharebesi'nde 1.600, 21 Ocak Hannah Muharebesi'nde 2.700 askeri kaybederek geri püskürtüldü. İngilizler Mart başında tekrar taarruza geçti. Ancak 8 Mart 1916'da Sabis (Dujaila) mevkiinde Miralay (Albay) Ali İhsan Bey (Sabis) komutasındaki 13. Kolordu'ya hücum ettiyse de 3.500 asker kaybederek geri çekildi. Bu yenilgiden dolayı General Aylmer azledilerek yerine General Gorringe getirildi.

İngilizlerin teslimi

 
Esir düşen hasta HindistanlıBirleşik Kırallık askeri 19 Nisan 1916'da 6. Ordu Komutanı Mareşal Von der Goltz Paşa, Bağdat'ta bulunan karargâhında tifüsten ölünce, yerine Mirliva Halil Paşa (Kut) getirildi.

HALİL (KUT) PAŞA ve KUT-ÜL AMARE ZAFERİ

HALİL (KUT) PAŞA ve KUT-ÜL AMARE ZAFERİ

29 Nisan 1916 Townshend birlikleri Kut'ta yaşanan açlıktan dolayı diğer 13 general, 481 subay ve 13.300 er ile birlikte Osmanlı Kuvvetleri'ne teslim oldu. Halil Paşa, Kutü'l-Ammare zaferinden sonra 6. Ordu'ya yayınladığı mesajda şöyle dedi: Arslanlar! Bütün Türklere şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semasında şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum. Ordum gerek Kut karşısında ve gerekse Kut'u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve 10 bin erini şehit vermiştir. Fakat buna karşılık bugün Kut'ta 13 general, 481 subay ve 13 bin 300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30 bin zayiat vererek geri dönmüşlerdir. Şu iki farka bakılınca, cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır. İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale'de, ikinci zaferi burada görüyoruz İngiliz kuvvetleri ve müttefikleri, 23.000 ölü ve yaralı, Osmanlı kuvvetleri 10.000 ölü ve yaralı vermiş, 13.100 İngiliz askeri esir alınmıştır.

 

İngiliz tarihçisi James Morris, Kut'un kaybını "Britanya (İngiltere) askeri tarihindeki en aşağılık şartlı teslimi" olarak tanımlamıştır. Bu yenilgi İngiliz basınında ve kamuoyunda çok büyük bir infial uyandırdı. Bunun üzerine General Lake ve General Gorringe İngiliz ordusunda görevlerinden alınmış ve yerlerine General Maude getirilmiştir. Bu çarpışmaların askeri tarih açısından bir başka önemi de bilinen ilk havadan ikmal denemesini İngiliz ordusunun Kut'taki birliklerini ikmal için 26 gün boyunca Dicle'deki Ora Üssü'nden 3 adet Short 184 tipi 225 beygirlik deniz uçakları ile bu kuşatma sırasında gerçekleştirmiş olmalarıdır. Ancak bu çaba yeterli olmamış ve sonucu değiştirmemiştir. Halil Paşa Kut'ül Ammare zaferine istinaden Kut soyadını almıştır. Bu çarpışmalarda ölenler için kasabada Kut Türk Şehitliği yapılmıştır.

Kut'ul Amare şehitliği

Kut'ul Amare şehitliği

Kutul_Ammare_Sehitligi