İzzeddin Keykavus
İzzeddin Keykavus, I. Gıyâseddin Keyhusrev’in büyük oğludur. Babası (1196) yılında tahtı kardeşi II. Rükneddin Süleyman’a bırakıp yaklaşık dokuz yıl süren gurbet hayatına çıkmak zorunda kaldığında oğulları Keykâvus ile Keykubad’ı da yanında götürdü.
I. Gıyâseddin Keyhusrev’in büyük oğludur.
I. İzzeddin Keykâvus, Türkiye Selçuklu Devleti’nin 1211-1220 yılları arasında hüküm süren sultanı, I. Gıyâseddin Keyhusrev’in büyük oğlu ve I. Alâeddin Keykubad’ın ağabeyidir. Saltanatı yaklaşık dokuz yıl sürmesine rağmen Selçuklu ülkesini hem Karadeniz’e hem Akdeniz’e bağlayan limanları ele geçirmesi, ticaret yollarını güvence altına alması, komşu hükümdarlıklar üzerinde üstünlük kurması ve büyük imar faaliyetleri gerçekleştirmesi sebebiyle Türkiye Selçuklu tarihinin en etkili hükümdarlarından biri kabul edilir.
I. İzzeddin Keykâvus, tarihî kaynaklarda “İzzeddin Keykavus”, “I. Keykâvus”, “Keykâvus bin Keyhusrev” ve Batı dillerinde “Kaykaus I” gibi farklı yazılışlarla anılır. Sinop’un fethinden sonra kullandığı “es-Sultânü’l-Gālib” unvanı, onun askerî başarısını ve siyasî kudretini yansıtır. Kitabelerinde kara ve denizler üzerindeki hâkimiyetini vurgulayan unvanlara da yer verilmiştir.
I. İzzeddin Keykâvus’un Doğumu, Ailesi ve Çocukluğu

I. İzzeddin Keykâvus’un doğum tarihi, doğum yeri ve annesinin kimliği çağdaş kaynaklarda kesin biçimde kaydedilmemiştir. Vikipedi ve onu tekrar eden bazı internet siteleri doğumunu 6 Kasım 1180 olarak verse de Faruk Sümer’in TDV İslâm Ansiklopedisi maddesi ile Nermin Şaman Doğan’ın akademik çalışması böyle kesin bir tarih bildirmez. Bu nedenle tarihî bakımdan en güvenli ifade, Keykâvus’un doğum yılı ve yerinin bilinmediğini belirtmektir.
I. İzzeddin Keykâvus, Sultan I. Gıyâseddin Keyhusrev’in bilinen en büyük oğluydu. Kardeşi Alâeddin Keykubad daha sonra Türkiye Selçuklu Devleti’nin en tanınmış hükümdarlarından biri oldu. Bazı araştırmalarda ailenin daha küçük oğlu olarak Celâleddin Keyferidun’un adı da geçmekle birlikte onun hayatı hakkında çok az bilgi bulunmaktadır.
I. İzzeddin Keykâvus’un çocukluğu sıradan bir saray hayatı içinde geçmedi. Babası I. Gıyâseddin Keyhusrev, 1196 yılında tahtı kardeşi II. Rükneddin Süleyman Şah’a bırakmak zorunda kalınca yaklaşık dokuz yıl sürecek bir gurbet dönemine girdi. Keykâvus ile kardeşi Keykubad da babalarıyla birlikte Anadolu’dan ayrıldı. Böylece iki şehzade daha genç yaşlarında sürgün, uzun yolculuklar, siyasî belirsizlik ve farklı kültürlerle karşılaşma tecrübesi yaşadı.
I. İzzeddin Keykâvus’un Gurbet ve İstanbul Yılları

I. İzzeddin Keykâvus, babasının tahtını kaybetmesinden sonra kardeşi Alâeddin Keykubad ile birlikte çeşitli merkezlerde bulundu ve bir süre İstanbul’da yaşadı. Dördüncü Haçlı Seferi öncesindeki Bizans başkentinde geçirilen bu yıllar, şehzadelerin diplomasi, saray hayatı ve Doğu Roma dünyası hakkında doğrudan gözlem kazanmasına imkân verdi.
I. İzzeddin Keykâvus’un bu dönemdeki eğitimi ve korunmasıyla Seyfeddin Ayaba’nın ilgilendiği belirtilir. Babasının Anadolu’ya dönüş teşebbüsü sırasında iki kardeşin bir süre İznik hâkimi Theodoros Laskaris’in elinde rehin kaldığı, daha sonra Hâcib Zekeriya’nın yardımıyla kurtulup Anadolu’ya geçtiği de ikincil kaynaklarda anlatılır.
I. İzzeddin Keykâvus’un genç yaşta Bizans ve İznik çevresini tanıması, sultan olduğunda Theodoros Laskaris ile düşmanlığı sürdürmek yerine barış ve denge siyaseti kurmasında etkili olmuş olabilir.
I. İzzeddin Keykâvus’un Malatya Melikliği ve Eğitimi
I. İzzeddin Keykâvus, II. Rükneddin Süleyman Şah’ın ölümünün ardından babasının Mart 1205’te yeniden Türkiye Selçuklu tahtına çıkmasıyla Anadolu’daki siyasî hayata doğrudan katıldı. I. Gıyâseddin Keyhusrev, büyük oğlu Keykâvus’u melik unvanıyla Malatya’ya; Alâeddin Keykubad’ı ise Tokat’a gönderdi.
I. İzzeddin Keykâvus’un Malatya’daki görevinde babasının hocası Mecdüddin İshak ona rehberlik etti. Mecdüddin İshak yalnızca dinî ve ilmî eğitim veren bir hoca değil, aynı zamanda idarî tecrübesiyle genç melikin devlet işlerini öğrenmesine yardımcı olan bir danışmandı.
I. İzzeddin Keykâvus, Türk, Müslüman, Süryani ve Ermeni topluluklarını barındıran Malatya’da farklı unsurların birlikte yaşadığı önemli bir sınır şehrini yönetme tecrübesi kazandı. İdarî kadroları, askerî düzeni, vergi kaynaklarını ve doğu-güneydoğu sınır siyasetini yakından tanıdı.
I. İzzeddin Keykâvus’un babasının ölümünden sonra devlet erkânı tarafından tahta uygun görülmesinde büyük oğul olmasının yanında Malatya Melikliği sırasında kazandığı idarî tecrübe de etkiliydi.
I. İzzeddin Keykâvus’un Tahta Çıkışı

I. İzzeddin Keykâvus, babası I. Gıyâseddin Keyhusrev’in 1211 yılında Alaşehir Savaşı sırasında ölmesi üzerine Türkiye Selçuklu tahtına aday oldu. Devlet erkânı Konya’da toplanarak hanedanın en büyük oğlu ve Malatya Meliki olması sebebiyle Keykâvus’un sultan ilân edilmesine karar verdi.
I. İzzeddin Keykâvus, kendisine gönderilen ulakların ardından Sivas ile Kayseri arasındaki Gedük’te karşılandı. Biat, yas ve tahta çıkış törenleri Kayseri’de gerçekleştirildi.
I. İzzeddin Keykâvus’un tahta çıkışı bütün hanedan mensuplarınca kabul edilmedi. Tokat Meliki Alâeddin Keykubad, ağabeyinin sultanlığını tanımayarak kendi saltanat iddiasını ortaya koydu.
I. İzzeddin Keykâvus, hükümdarlığının daha ilk günlerinde kardeşi Alâeddin Keykubad, Erzurum Meliki Mugīsüddin Tuğrul Şah, Kilikya Ermeni Kralı II. Levon ve bazı uç kuvvetlerinden oluşan güçlü bir ittifakla karşı karşıya kaldı.
I. İzzeddin Keykâvus ile Alâeddin Keykubad Arasındaki Taht Mücadelesi
I. İzzeddin Keykâvus, Kayseri kuşatmasını yalnızca askerî güçle kaldırmanın zor olduğunu anlayınca diplomatik çözümü tercih etti. Kayseri subaşısı Celâleddin Kayser, para, değerli hediyeler ve siyasî vaatlerle Ermeni Kralı II. Levon’a gönderildi.
I. İzzeddin Keykâvus’un elçisi, Levon’a kuşatmadan çekilmesi hâlinde 1.200 müd tahıl verileceğini; işgal ettiği Luluva, Ereğli ve Lârende üzerindeki hâkimiyetinin tanınacağını bildirdi. Teklifi kabul eden Levon kuvvetlerini alarak ülkesine döndü.
I. İzzeddin Keykâvus’un Eyyûbî hükümdarı el-Melikü’l-Eşref’i yardıma çağırdığı haberini alan Erzurum Meliki Tuğrul Şah da kuvvetlerini çekti. Müttefiklerinden mahrum kalan Alâeddin Keykubad kuşatmayı kaldırarak Ankara Kalesi’ne sığındı.
I. İzzeddin Keykâvus daha sonra Konya’ya ulaştı. Burada yeniden tahta çıkış törenleri yapıldı ve şenlikler bir hafta sürdü.
I. İzzeddin Keykâvus, hükümdarlığını Abbâsî halifeliğine bildirmek üzere hocası Mecdüddin İshak’ı Bağdat’a gönderdi. Halife Nâsır-Lidînillâh, sultanlığını tasdik eden bir menşur ve fütüvvet alâmetleri gönderdi. Böylece Keykâvus’un siyasî meşruiyeti Abbâsî halifesi tarafından da tanınmış oldu.
I. İzzeddin Keykâvus, ardından Ankara Kalesi’ni kuşattı. Erzakı tükenen Alâeddin Keykubad, kendisinin ve Ankara halkının canına dokunulmaması şartıyla teslim oldu. Keykubad, Malatya yakınlarındaki Minşâr Kalesi’ne hapsedildi.
I. İzzeddin Keykâvus’un kardeşini öldürmeyi düşündüğü, fakat hocası Mecdüddin İshak’ın buna engel olduğu aktarılır. Bu müdahale Türkiye Selçuklu tarihinin akışını değiştirdi. Çünkü Keykubad, ağabeyinin ölümünden sonra tahta çıkarak devletin en parlak dönemlerinden birine hükmedecekti.
I. İzzeddin Keykâvus’un İznik İmparatorluğu ile İlişkileri

I. İzzeddin Keykâvus, babasının Alaşehir’de ölümüne sebep olan savaşın ardından İznik İmparatorluğu ile intikam siyaseti izlemek yerine barışı seçti.
I. İzzeddin Keykâvus’un tahta çıkışını kutlamak ve bozulan ilişkileri düzeltmek isteyen İznik İmparatoru Theodoros Laskaris bir elçi gönderdi. Sultan barış teklifini kabul ederek atabegi Seyfeddin Ayaba’yı İznik’e yolladı.
I. İzzeddin Keykâvus’un bu tercihi, saltanatının ana yönünü gösteren önemli bir örnektir. Batı sınırındaki çatışmayı dondurarak gücünü hanedan birliğine, kuzey ve güney limanlarına, ticaret yollarına ve doğu sınırlarına yöneltti.
I. İzzeddin Keykâvus’un atabegi Seyfeddin Ayaba, görüşmelerin ardından Alaşehir Mezarlığı’na geçici olarak defnedilmiş olan I. Gıyâseddin Keyhusrev’in naaşını da alarak Selçuklu ülkesine getirdi.
I. İzzeddin Keykâvus’un Ticaret ve Denizlere Açılma Siyaseti
I. İzzeddin Keykâvus, Anadolu’nun yalnızca kara yollarına dayanan bir devlet olarak kalmasının siyasî ve ekonomik bakımdan yetersiz olduğunu gördü. Kuzey-güney ticaret hattının Karadeniz limanlarına, Akdeniz üzerinden de Kıbrıs, Suriye, Mısır ve Avrupa pazarlarına bağlanması gerekiyordu.
I. İzzeddin Keykâvus, bu nedenle Sinop ve Antalya’yı fetih siyasetinin iki ana hedefi hâline getirdi.
I. İzzeddin Keykâvus’un liman politikası yalnızca toprak kazanma amacı taşımıyordu. Limanların ele geçirilmesi; gümrük gelirlerinin artması, tüccarların korunması, devletin uluslararası ticaret ağlarına bağlanması, deniz aşırı hükümdarlıklarla doğrudan ilişki kurulması ve Anadolu içindeki kervan yollarının canlanması anlamına geliyordu.
I. İzzeddin Keykâvus döneminde Sinop kuzeyin, Antalya ise güneyin ana ticaret kapısı hâline getirildi.
I. İzzeddin Keykâvus ve Sinop’un Fethi

I. İzzeddin Keykâvus, Anadolu’nun en önemli doğal limanlarından biri olan Sinop’u fethetmek üzere 1214 yılında harekete geçti. Sinop o sırada Trabzon Rum İmparatorluğu’nun nüfuzu altındaydı.
I. İzzeddin Keykâvus’un kuvvetleri, Trabzon hükümdarı I. Aleksios Komnenos’u bir av sırasında esir aldı. Hükümdarın esir düşmesi, Sinop’un teslim sürecinde belirleyici oldu.
I. İzzeddin Keykâvus, esir hükümdarı da yanında bulundurarak Sinop önlerine geldi. Sinoplular, Aleksios’un serbest bırakılması ve şehirden ayrılmak isteyenlere izin verilmesi şartıyla teslim olmayı kabul etti. Sultan bu şartlara razı olarak şehir halkına eman verdi.
I. İzzeddin Keykâvus’un Sinop’u fethettiği tarih konusunda kaynaklarda küçük farklılıklar bulunmaktadır. TDV İslâm Ansiklopedisi fethi 26 Cemâziyelâhir 611, yani 2 Kasım 1214 olarak tarihlendirir. Kitabeler ve bazı modern araştırmalar ise 1 Kasım 1214 tarihini kullanır. Bu sebeple “Kasım 1214’ün başı” ifadesi daha güvenlidir.
I. İzzeddin Keykâvus, fetihten sonra I. Aleksios Komnenos ile bir antlaşma imzalayarak onu serbest bıraktı. Trabzon Rum İmparatorluğu Selçuklu üstünlüğünü tanıdı ve bu bağlılık 1243 yılındaki Kösedağ yenilgisine kadar devam etti.
I. İzzeddin Keykâvus, Sinop’un fethini Abbâsî halifesine ve komşu hükümdarlara fetihnâmelerle bildirdi. Bu başarının ardından “es-Sultânü’l-Gālib”, yani “Galip Sultan” unvanını kullandı.
I. İzzeddin Keykâvus’un Sinop’u ele geçirmesi Türkiye Selçuklu Devleti’ne Karadeniz’de stratejik bir liman, askerî üs ve ticaret merkezi kazandırdı. Anadolu’dan gelen mallar Sinop üzerinden Kırım’daki Suğdak’a ve kuzey ticaret yollarına ulaşmaya başladı.
I. İzzeddin Keykâvus’un Sinop’taki İmar Faaliyetleri
I. İzzeddin Keykâvus, Sinop’u fethetmekle yetinmedi; şehrin savunmasını güçlendirdi, yerleşimi canlandırdı ve idarî düzenini kurdu. Sinop’a vali ve garnizon komutanı tayin edildi.
I. İzzeddin Keykâvus’un emriyle Sinop’un surları, burçları ve iç kalesi dönemin Selçuklu emirlerinin katkısıyla onarıldı veya yeniden inşa edildi.
I. İzzeddin Keykâvus dönemine ait Sinop kitabeleri, Selçuklu imar teşkilâtının nasıl çalıştığını göstermesi bakımından eşsizdir. Kitabelerde sultanın yanı sıra farklı şehirlerin emirleri, mimarlar, ustalar ve kâtiplerin adları bulunmaktadır.
I. İzzeddin Keykâvus dönemine ait ve 2025 yılında ortaya çıkarılan iki yeni kitabe, Sinop Kalesi’ndeki tahkim çalışmalarının daha önce bilinenden çok daha kapsamlı olduğunu göstermiştir. Bu yazıtlar, fetih sonrasında şehrin planlı ve kurumsal bir imar programına alındığını belgelemektedir.
I. İzzeddin Keykâvus ve Antalya’nın Geri Alınması
I. İzzeddin Keykâvus, Sinop’un ardından güney ticaret kapısı Antalya’ya yöneldi. Antalya, babası I. Gıyâseddin Keyhusrev tarafından 1207 yılında fethedilmişti.
I. İzzeddin Keykâvus’un tahta çıktığı sırada yaşanan otorite boşluğundan yararlanan Antalya’daki yerli unsurlar ayaklanmış ve şehir Selçuklu hâkimiyetinden çıkmıştı. Daha sonra Frankların denetimine geçen Antalya’nın kaybı, Türkiye Selçuklularının Akdeniz ticaretini ağır biçimde sınırlandırıyordu.
I. İzzeddin Keykâvus, Antalya’yı karadan ve denizden kuşattı. Yaklaşık bir ay süren kuşatma, 30 Ramazan 612’ye karşılık gelen 22 Ocak 1216 tarihinde şehrin yeniden fethedilmesiyle sonuçlandı.
I. İzzeddin Keykâvus, Antalya’nın subaşılığına tecrübeli emir Mübârizüddin Ertokuş’u tayin etti ve şehir surlarının onarılmasını emretti.
I. İzzeddin Keykâvus’un Antalya’yı geri almasıyla Türkiye Selçuklu Devleti aynı anda hem Karadeniz’e hem Akdeniz’e açılan siyasî ve ekonomik bir güce dönüştü.
I. İzzeddin Keykâvus döneminde Sinop ile Antalya arasındaki ticaret hattı, Anadolu’nun iç şehirlerini iki denize bağladı. Kervansaraylar, köprüler, pazarlar ve güvenli yol politikası bu büyük ticaret ağının parçaları hâline geldi.
I. İzzeddin Keykâvus’un Kilikya Ermeni Krallığı Seferi
I. İzzeddin Keykâvus, Kayseri kuşatması sırasında Ermeni Kralı II. Levon’a bırakılan Luluva, Ereğli ve Lârende gibi yerleri Sinop seferinden sonra yeniden Selçuklu hâkimiyetine aldı.
I. İzzeddin Keykâvus, Kral Levon’un bu bölgeleri Hospitalier şövalyelerine devretme teşebbüsü üzerine harekete geçti ve 1216 yılında kaybedilen merkezleri fazla dirençle karşılaşmadan geri aldı.
I. İzzeddin Keykâvus, aynı yıl Ermeniler ile Haçlılar arasındaki anlaşmazlıktan yararlanarak Kilikya üzerine yürüdü. Çinçin ve Haçin kaleleri şiddetli çarpışmaların ardından ele geçirildi.
I. İzzeddin Keykâvus’un ordusu Keben Kalesi civarında Ermeni kuvvetleriyle karşılaştı. Ermeni ordusu ağır yenilgiye uğradı; aralarında soyluların da bulunduğu çok sayıda kişi esir edildi.
I. İzzeddin Keykâvus, II. Levon’un barış isteğini kabul etti. Antlaşmaya göre bazı sınır kaleleri Selçuklulara bırakılacak, Ermeni kralı Selçuklu sultanını metbû tanıyacak ve her yıl 20.000 altın vergi ödeyecekti.
I. İzzeddin Keykâvus, buna karşılık Levon’un Sîs hâkimiyetini bir menşurla tanıdı. Sîs’te sultan adına hutbe okunması ve basılan paraların bir yüzünde Keykâvus’un adının yer alması, Selçuklu üstünlüğünün dönemin siyasî sembolleriyle de kabul edildiğini gösteriyordu.
I. İzzeddin Keykâvus’un Kıbrıs Krallığı ile Ticaret Antlaşması
I. İzzeddin Keykâvus, askerî fetihlerini diplomatik ve ekonomik antlaşmalarla tamamladı. Kıbrıs Kralı Hugues ile 1214 yılında başlayan yazışmalar, 1216’da bir ticaret düzenine dönüştü.
I. İzzeddin Keykâvus ile Kıbrıs Krallığı arasındaki görüşmelere ait beş mektubun dördü Kıbrıs kralına, biri ise Keykâvus’a aittir. Mektuplar Grekçe kaleme alınmıştır.
I. İzzeddin Keykâvus dönemindeki ticaret düzenlemeleri iki tarafın tüccar ve gemicilerine karşılıklı giriş ve çıkış serbestisi tanıyordu.
I. İzzeddin Keykâvus’un yaptığı antlaşmaya göre tüccarlar yalnızca o ülkede geçerli olan gümrük vergilerini ödeyecek, korsanların ele geçirdiği mallar sahiplerine iade edilecek ve korsanlar yakalanarak teslim edilecekti.
I. İzzeddin Keykâvus döneminde ayrıca fırtına veya kaza sonucu kıyıya vuran gemilerin yağmalanmaması, gemilerdeki insanların ve malların korunması, yabancı ülkede ölen tüccarların mallarının mirasçılarına teslim edilmesi güvence altına alındı.
I. İzzeddin Keykâvus böylece askerî güç, hukukî güvence ve ticaret politikasını tek bir stratejide birleştirdi.
I. İzzeddin Keykâvus’un Evliliği ve Ailesi

I. İzzeddin Keykâvus, 1218 yılında Mengücüklü Hükümdarı Fahreddin Behram Şah’ın kızı Selçuk Hatun ile evlendi.
I. İzzeddin Keykâvus’un Selçuk Hatun ile yaptığı evlilik yalnızca hanedanlar arasındaki bir akrabalık değil, Türkiye Selçukluları ile Mengücüklüler arasındaki siyasî bağın güçlendirilmesi anlamına geliyordu.
I. İzzeddin Keykâvus’un eşleri konusunda kaynaklar aynı açıklıkta değildir. Vikipedi ve bazı ikincil kaynaklar Danişmendli Nizâmeddin Yağıbasan ailesinden Devlet Raziye Hatun’u da eşleri arasında göstermektedir.
I. İzzeddin Keykâvus’un hayatını anlatan temel siyasî tarih kaynaklarında en açık biçimde kayıtlı evlilik Selçuk Hatun’la yapılan evliliktir. Keykâvus’un çocukları hakkında da güvenilir kaynaklarda ayrıntılı ve kesin bilgiler bulunmamaktadır.
I. İzzeddin Keykâvus’un Halep Seferi

I. İzzeddin Keykâvus, son büyük askerî harekâtını Halep üzerine gerçekleştirdi. Halep Eyyûbî Hükümdarı el-Melikü’z-Zâhir Gāzî’nin 1216 yılında ölmesinden sonra yerine çocuk yaştaki el-Melikü’l-Azîz geçti.
I. İzzeddin Keykâvus, bölgede oluşan iktidar boşluğundan yararlanmak isteyen Sümeysât hâkimi el-Melikü’l-Efdal Ali ile anlaşarak Suriye siyasetinde etkili olmayı amaçladı.
I. İzzeddin Keykâvus’un ordusundaki 4.000 kişilik öncü kuvvet, Sivas subaşısı Mübârizüddin Behram Şah’ın komutasında ana ordudan fazla uzaklaştı.
I. İzzeddin Keykâvus’un uzakta bulunduğunu öğrenen Eyyûbî hükümdarı el-Melikü’l-Eşref öncü kuvvete saldırdı. Selçuklu birlikleri ağır yenilgiye uğradı ve Behram Şah esir düştü.
I. İzzeddin Keykâvus, merkez ordusuyla savaşa devam etmek yerine geri çekilmeyi tercih etti. Halep seferi saltanatının en ağır askerî başarısızlığı oldu.
I. İzzeddin Keykâvus, kuzey ve güney limanlarında büyük zaferler kazanmasına rağmen Suriye’de aynı sonucu elde edemedi. Bu yenilgi, Selçuklu emirleri arasındaki güveni de sarstı ve hükümdarın sert kararlar almasına yol açtı.
I. İzzeddin Keykâvus ve Elbistan’daki Emirlerin Öldürülmesi
I. İzzeddin Keykâvus, Halep seferindeki yenilginin ardından bazı emirlerin kendisine ihanet ettiğinden şüphelendi.
I. İzzeddin Keykâvus’un bu emirleri Elbistan’da bir eve doldurtarak binayı ateşe verdirdiği TDV İslâm Ansiklopedisi ve başlıca Selçuklu tarihi kaynaklarında aktarılmaktadır.
I. İzzeddin Keykâvus’un bu kararı, hayatındaki en karanlık olaylardan biridir. Bazı araştırmacılar, Halep yöneticileri tarafından hazırlanan sahte mektuplarla şüpheye sürüklendiğini ve daha sonra gerçeği öğrenince büyük üzüntü duyduğunu belirtmektedir.
I. İzzeddin Keykâvus’un Elbistan’daki emirlere karşı verdiği sert karar, başarılarla dolu saltanatına ağır bir gölge düşürmüştür. Bu hadise onun yalnızca zaferleriyle değil, kriz anlarında verdiği sert ve telafisi mümkün olmayan kararlarla da değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
I. İzzeddin Keykâvus’un Hastalığı ve Ölümü

I. İzzeddin Keykâvus, el-Melikü’l-Eşref’ten öç almak ve Suriye seferini yeniden başlatmak amacıyla Âmid Artuklu Hükümdarı Mahmûd Nâsırüddin ve Erbil hâkimi Muzafferüddin Kökböri ile ittifak kurdu.
I. İzzeddin Keykâvus, ordusuyla Malatya’ya geldiği sırada ağır biçimde hastalandı ve Malatya civarındaki Viranşehir’e götürüldü.
I. İzzeddin Keykâvus’un hastalığı bazı tarih ve tıp araştırmalarında verem olarak açıklanmaktadır. Doğu ve batıdan hekimlerin çağrıldığı, Fırat suyunun kendisine iyi geleceği düşünülerek her gün taze su getirildiği, fakat uygulanan tedavilerin sonuç vermediği rivayet edilir.
I. İzzeddin Keykâvus’un hastalığına ilişkin anlatıların sonraki tarih kaynaklarına dayandığı ve kesin bir modern tıbbî teşhis olarak değerlendirilemeyeceği unutulmamalıdır.
I. İzzeddin Keykâvus, TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Şevval 616’da, yani Ocak 1220’de Viranşehir’de vefat etti.
I. İzzeddin Keykâvus’un ölüm günü konusunda farklı rivayetler bulunmaktadır. Vikipedi’de 7 Ocak 1220 tarihi verilir. Bazı araştırmalarda ise Şevval 616’nın 10 Aralık 1219 ile 7 Ocak 1220 arasına karşılık geldiği belirtilir. Bu nedenle kesin gün vermek yerine “Ocak 1220” tarihini kullanmak daha güvenlidir.
I. İzzeddin Keykâvus’un naaşı Sivas’a getirildi ve kendi yaptırdığı dârüşşifânın güney eyvanında hazırlanan türbeye defnedildi.
I. İzzeddin Keykâvus’un yerine, yıllarca hapiste tutulan kardeşi Alâeddin Keykubad tahta çıkarıldı. Böylece kardeşler arasındaki taht mücadelesi sona ererken Türkiye Selçuklu Devleti yeni bir yükseliş dönemine girdi.
I. İzzeddin Keykâvus Dârüşşifâsı ve Türbesi

I. İzzeddin Keykâvus, 1217 yılında Sivas’ta büyük bir dârüşşifâ yaptırdı. Günümüzde Şifaiye Medresesi adıyla bilinen yapı, kitabelerine göre başlangıçta hastane olarak kurulmuştu.
I. İzzeddin Keykâvus Dârüşşifâsı aynı zamanda tıp eğitimi verilen bir kurumdu. Burada tabipler, cerrahlar ve göz hekimleri görev yapıyordu.
I. İzzeddin Keykâvus Dârüşşifâsı, açık avlulu, revaklı ve dört eyvanlı planıyla Anadolu Selçuklu mimarisinin en önemli örneklerinden biridir.
I. İzzeddin Keykâvus’un yaptırdığı yapı Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Portalına göre yaklaşık 48 × 68 metre ölçülerinde, tek katlı ve kesme taştan inşa edilmiştir.
I. İzzeddin Keykâvus Dârüşşifâsı’nın taç kapısındaki hayvan figürleri, güneş ve ay sembolleri, geometrik taş işçiliği ile türbe cephesindeki firuze ve lacivert çiniler yapının sanat tarihindeki değerini artırmaktadır.
I. İzzeddin Keykâvus’un dârüşşifâsı yalnızca bir hayır eseri değil, düzenli gelir kaynaklarına sahip büyük bir vakıf kurumuydu. Günümüze ulaşan vakfiyeye göre Sivas’ta yetmiş dükkân, Ereğli’de otuz dükkân ve birçok köy kurumun giderlerine tahsis edilmişti.
I. İzzeddin Keykâvus’un kurduğu vakfın gelirleri sağlık hizmetlerinin, personel maaşlarının ve tıp eğitiminin devamlılığını sağlıyordu.
I. İzzeddin Keykâvus’un türbesi dârüşşifânın güney eyvanında yer almaktadır. Türbe cephesindeki çini süslemeler Selçuklu çini sanatının seçkin örneklerindendir.
I. İzzeddin Keykâvus’un türbesindeki “amel-i Ahmed bin Bekir el-Merendî” kaydı, çini işçiliğinde görev alan sanatçılardan birinin adını günümüze ulaştırmıştır.
I. İzzeddin Keykâvus Dönemindeki İmar Faaliyetleri
I. İzzeddin Keykâvus döneminde siyasî ve ekonomik genişlemeye paralel olarak kaleler, surlar, camiler, mescitler, hanlar, ribatlar, medreseler ve sağlık yapıları inşa edildi veya onarıldı.
I. İzzeddin Keykâvus dönemindeki imar faaliyetlerinde yalnızca sultan değil, farklı şehirlerde görev yapan Selçuklu emirleri de bani olarak rol aldı.
I. İzzeddin Keykâvus döneminin başlıca imar faaliyetleri şunlardır:
- Sinop Kalesi’nin sur, burç ve iç kale tahkimatı
- Antalya İç Kalesi surlarının onarımı ve güçlendirilmesi
- Sivas I. İzzeddin Keykâvus Dârüşşifâsı ve Türbesi
- Antalya-Korkuteli yolu üzerindeki Evdir Han
- Sivas-Malatya yolu üzerindeki Hekim Han
- Kayseri Kalesi surlarının onarımı ve Yoğun Burç
- Konya Alâeddin Camii’ndeki inşa ve tamamlama çalışmaları
- Afşin Eshab-ı Kehf Ribatı çevresindeki faaliyetler
- Dönemin emirleri tarafından yaptırılan Hacı Ferruh ve Beşâre Bey mescitleri
I. İzzeddin Keykâvus’a atfedilen bazı yapıların banisi veya kesin yapım tarihi tartışmalıdır. Bu nedenle Malatya Ulu Camii ve bazı hanlar gibi eserler değerlendirilirken kitabelerin, vakfiyelerin ve sanat tarihi araştırmalarının verdiği kesinlik derecesi dikkate alınmalıdır.
I. İzzeddin Keykâvus’un imar siyasetinin en sağlam kanıtları Sinop, Antalya, Sivas ve Konya’da günümüze ulaşan kitabeler ve yapılardır.
I. İzzeddin Keykâvus’un Şahsiyeti ve Devlet Adamlığı
I. İzzeddin Keykâvus, siyasette gerektiğinde savaşan, gerektiğinde uzlaşan gerçekçi bir hükümdardı.
I. İzzeddin Keykâvus’un babasının ölümüne yol açan İznik İmparatorluğu ile kısa sürede barış yapması, Kayseri kuşatmasını diplomasiyle dağıtması, esir I. Aleksios’u antlaşma karşılığında serbest bırakması ve Kıbrıs Krallığı ile ticaret düzeni kurması onun yalnızca askerî güce dayanmadığını göstermektedir.
I. İzzeddin Keykâvus, ticareti devlet kudretinin temel unsurlarından biri saydı. Sinop ve Antalya fetihleriyle denizlere açılmayı, kervan yollarının güvenliğiyle ülke içindeki üretimi ve transit ticareti birleştirdi.
I. İzzeddin Keykâvus’un takip ettiği bu politika, kardeşi Alâeddin Keykubad döneminde daha da geliştirilecek olan Türkiye Selçuklu ekonomik yükselişinin zeminini hazırladı.
I. İzzeddin Keykâvus’un kişiliğinde sertlik ve duygusallık yan yana bulunuyordu. Kardeşi Keykubad’a karşı ölüm kararı düşünmesi ve Elbistan’da bazı emirleri yaktırması onun acımasız tarafını göstermektedir.
I. İzzeddin Keykâvus’un ilim adamlarına yakınlığı, Mecdüddin İshak’a duyduğu güven, sağlık ve eğitim kurumlarına verdiği önem, farklı dinlerden tüccarlarla hukukî ilişkiler kurması ise daha geniş bir hükümdarlık anlayışına işaret etmektedir.
I. İzzeddin Keykâvus’un şiir ve ilimle ilgilendiği, Farsça kültür çevresine hâkim olduğu ve dönemin âlimleriyle temas kurduğu belirtilir. Ancak ona atfedilen edebî kişiliğe ilişkin her ayrıntı aynı derecede belgeli değildir.
I. İzzeddin Keykâvus, ilim ve sanat çevrelerini himaye eden, kitabeler ve vakıf eserleri yoluyla kültürel iz bırakan bir Selçuklu sultanıdır.
I. İzzeddin Keykâvus’un Unvanları
I. İzzeddin Keykâvus, Sinop’un fethinden sonra “es-Sultânü’l-Gālib” unvanını aldı. “Galip Sultan” anlamındaki bu unvan sikkelerde ve kitabelerde kullanılmaya başlandı.
I. İzzeddin Keykâvus’un yapı kitabelerinde kara ve denizler üzerindeki hâkimiyetini anlatan unvanlara rastlanmaktadır.
I. İzzeddin Keykâvus için bazı modern kaynaklarda “Sultanü’l-Bahreyn” unvanı da kullanılmaktadır. Ancak hükümdarın unvanları değerlendirilirken kitabelerin asıl metinleri, sikke kayıtları ve dönemin resmî yazışmaları esas alınmalıdır.
I. İzzeddin Keykâvus’un Türkiye Selçuklu Tarihindeki Yeri
I. İzzeddin Keykâvus, babası I. Gıyâseddin Keyhusrev’in başlattığı ticaret ve liman siyasetini ileri taşıyarak kardeşi I. Alâeddin Keykubad’ın büyük yükseliş dönemine güçlü bir devlet bıraktı.
I. İzzeddin Keykâvus’un Sinop ve Antalya’yı aynı saltanat döneminde Selçuklu hâkimiyetine alması, Anadolu’nun kuzey ve güney denizleriyle bağlantısını kalıcı biçimde değiştirdi.
I. İzzeddin Keykâvus, Trabzon Rum İmparatorluğu ile Kilikya Ermeni Krallığı’na Selçuklu üstünlüğünü kabul ettirdi; Kıbrıs Krallığı’yla ticareti hukukî zemine taşıdı; Anadolu’nun şehirlerini, kalelerini ve ticaret yollarını imar ettirdi.
I. İzzeddin Keykâvus’un Halep seferindeki yenilgisi ve Elbistan’daki emirleri öldürtmesi saltanatının başarısız ve karanlık yönlerini oluşturdu.
I. İzzeddin Keykâvus’un en kalıcı mirası, Anadolu’yu iki denize açan stratejik vizyonu ile Sivas’taki dârüşşifâdır.
I. İzzeddin Keykâvus, kısa süren saltanatı boyunca kurduğu siyasî ve ekonomik düzenle Türkiye Selçuklu Devleti’nin XIII. yüzyılın ilk yarısındaki kudretinin temel taşlarından biri oldu.
I. İzzeddin Keykâvus Kronolojisi
1196: Babası I. Gıyâseddin Keyhusrev’in tahtı bırakması üzerine ailesiyle gurbet hayatına çıktı.
1200-1204 civarı: Babası ve kardeşiyle İstanbul çevresinde bulundu.
Mart 1205: Babasının yeniden tahta çıkmasının ardından Malatya Meliki oldu.
1211: I. Gıyâseddin Keyhusrev’in ölümünden sonra Kayseri’de sultan ilân edildi.
1211-1212: Alâeddin Keykubad’ın Kayseri kuşatması ve Ankara’ya çekilmesi gerçekleşti.
1212 civarı: Ankara Kalesi teslim oldu ve Keykubad Minşâr Kalesi’ne hapsedildi.
Kasım 1214: Sinop fethedildi ve Trabzon Rum İmparatorluğu Selçuklu üstünlüğünü tanıdı.
1215: Sinop surları ve iç kalede kapsamlı tahkim çalışmaları yapıldı.
22 Ocak 1216: Antalya yeniden Selçuklu hâkimiyetine alındı.
1216: Kilikya Ermeni Krallığı üzerine sefer düzenlendi ve Kıbrıs Krallığı ile ticaret antlaşması yapıldı.
1217: Sivas Dârüşşifâsı inşa edildi. Sultan kışı Antalya’da geçirdi.
1218: Selçuk Hatun ile evlendi. Halep seferi başarısızlıkla sonuçlandı.
1219: Konya Alâeddin Camii çevresindeki inşa faaliyetleri sürdürüldü.
Ocak 1220: Malatya civarındaki Viranşehir’de vefat etti ve Sivas’taki türbesine defnedildi.
Kaynakça
- İbn Bîbî, el-Evâmirü’l-Alâ’iyye fi’l-Umûri’l-Alâ’iyye (Selçuknâme), çev. Mürsel Öztürk, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1996.
- İbnü’l-Esîr, el-Kâmil fi’t-Târîh, XII. cilt, ilgili bölümler.
- İbnü’l-Adîm, Zübdetü’l-Haleb min Târîhi Haleb, III. cilt, ilgili bölümler.
- Aksarâyî, Müsâmeretü’l-Ahbâr, haz. Mürsel Öztürk, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2000.
- Târîh-i Âl-i Selçuk der Anatoli: Anadolu Selçukluları Devleti Tarihi, nşr. ve çev. Feridun Nafiz Uzluk, Ankara, 1952.
- Faruk Sümer, “Keykâvus I”, TDV İslâm Ansiklopedisi, cilt 25, 2002.
- Salim Koca, Sultan I. İzzeddin Keykâvus (1211-1220), Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1997.
- Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye, İstanbul, 1971 ve sonraki baskılar.
- Osman Turan, Türkiye Selçukluları Hakkında Resmî Vesikalar, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1958.
- Claude Cahen, Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türkler, çev. Yıldız Moran, İstanbul, 1979.
- Nermin Şaman Doğan, “Anadolu Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus Döneminde Baniler ve İmar Faaliyetleri”, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Sayı 24, 2016, s. 219-250.
- Ahmet Akgün, “Türkiye Selçukluları Zamanında Denizcilik Faaliyetleri ve Deniz Ticarî Antlaşmaları”, Karatay Sosyal Araştırmalar Dergisi, Sayı 5, 2020, s. 135-159.
- Erdoğan Merçil, “Türkiye Selçuklularında Tıp”, Anadolu Tıbbı Dergisi, Sayı 1, Nisan 2022.
- Mahmut Demir, “Sultan I. İzzeddin Keykâvus’un Sinop’ta Keşfedilen Yayımlanmamış İki Kitabesi”, Belleten, Cilt 90, Sayı 318, 2026, s. 387-414.
- A. Süheyl Ünver, Selçuk Tababeti, Ankara, 1940.
- T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Kültür Portalı, “Şifaiye Medresesi-Sivas”.
- T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Envanteri, “Şifaiye Medresesi”.
- “I. İzzeddin Keykâvus”, Türkçe Vikipedi.
- Devlet-i Aliyye-i, “İzzeddin Keykavus”.

Ahmet Koç
Türk Tarih Araştırmacısı
www.devletialiyyei.com















