ALPAGOT PÎR MEHMED BEY
Otlukbeli’nde Uzun Hasan’ın Yerine Kalan Akkoyunlu Beyi
Alpagot Pîr Mehmed Bey, XV. yüzyılın ikinci yarısında Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın çevresinde bulunan ve adı özellikle 1473 yılında Osmanlı Devleti ile Akkoyunlu Devleti arasında meydana gelen Otlukbeli Muharebesi sırasında yaşanan son derece dikkat çekici bir hadise sebebiyle tarih kaynaklarına geçen Türkmen beylerinden biridir. Hayatının tamamını takip etmemize imkân veren ayrıntılı bir biyografi günümüze ulaşmamış olmakla birlikte, Otlukbeli’nde üstlendiği rol onun adının yüzyıllar sonra dahi hatırlanmasını sağlamıştır. Kaynakların verdiği bilgiye göre Alpagot Pîr Mehmed Bey, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’a fizikî bakımdan oldukça benziyordu. Savaşın Akkoyunlu ordusu açısından kaybedilmeye başladığı kritik bir anda bu benzerlik önemli hâle gelmiş, Uzun Hasan savaş meydanından ayrılırken Alpagot Pîr Mehmed Bey onun yerine bırakılmış ve Osmanlı askerleri kendisini ilk anda Akkoyunlu hükümdarı zannederek esir almıştır. Bu olağan dışı hadise, onun Otlukbeli Muharebesi tarihinin en ilgi çekici şahsiyetlerinden biri hâline gelmesine yol açmıştır.
Alpagot Pîr Mehmed Bey’in doğum tarihi, doğduğu yer, babası, ailesi ve gençlik dönemi hakkında güvenilir kaynaklarda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bu durum XV. yüzyılın pek çok Türkmen beyi için olağandır. Dönemin tarihçileri eserlerinde daha çok hükümdarları, hanedan mensuplarını, büyük emirleri, savaşları ve devletler arasındaki diplomatik ilişkileri ayrıntılı biçimde kaydetmiş; hükümdarların çevresinde bulunan birçok askerî şahsiyet ise ancak büyük bir olayda önemli rol oynadığında kaynaklara girebilmiştir. Alpagot Pîr Mehmed Bey de bu isimlerden biridir. Onun tarih sahnesine belirgin biçimde çıktığı yer Otlukbeli’dir. Bu sebeple kaynakların söylemediği görevleri, aile ilişkilerini veya hayatının diğer dönemlerini kesinmiş gibi aktarmak doğru değildir. Tarih araştırmasında bilinmeyen noktaları tahminlerle doldurmak yerine, elde bulunan sağlam kayıtlarla yetinmek Alpagot Pîr Mehmed Bey gibi hakkında sınırlı bilgi bulunan şahsiyetlerin doğru biçimde tanıtılması açısından özellikle önemlidir.
Alpagot adının farklı kaynak ve araştırmalarda Alpagot, Alpagut veya Alpavut biçimlerinde görülmesi de dikkat çekicidir. Alpavut adı, Karakoyunlu ve Akkoyunlu dönemlerinin Türkmen siyasî yapısı içerisinde karşılaşılan adlardan biridir. Akkoyunlu Devleti esas itibarıyla Oğuzların Bayındır boyuna mensup bir Türkmen hanedanı tarafından kurulmuş olmakla birlikte, devletin askerî ve siyasî yapısı içerisinde farklı Türkmen toplulukları ve aşiretleri bulunuyordu. Dolayısıyla Alpagot Pîr Mehmed Bey’in adındaki “Alpagot” unsurunun bir topluluk veya aşiret bağlantısı taşıması ihtimali göz önünde bulundurulabilir. Bununla beraber, onun kesin soyunu ve hangi aile koluna mensup olduğunu gösterecek yeterli kayıt bulunmadığından bu ihtimalin kesin bir bilgi gibi sunulması doğru olmaz. Bildiğimiz temel husus, kendisinin Uzun Hasan’ın yakın çevresinde bulunan ve Otlukbeli gibi Akkoyunlu Devleti’nin kaderini etkileyen bir savaşta hükümdarın yanında yer alan önemli bir kişi olduğudur.

Alpagot Pîr Mehmed Bey’in yaşadığı dönem, yalnızca Akkoyunlu tarihinin değil, bütün Anadolu ve Yakındoğu tarihinin en hareketli dönemlerinden biriydi. Batıda Osmanlı tahtında Fatih Sultan Mehmed, doğuda ise Akkoyunlu tahtında Uzun Hasan bulunuyordu. 1453 yılında İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmed, Osmanlı Devleti’ni yalnızca Balkanlar ve Batı Anadolu’da değil, Anadolu’nun tamamında güçlü ve merkezî bir imparatorluk hâline getirmeyi amaçlıyordu. Uzun Hasan ise Doğu Anadolu’da başlayan siyasî hâkimiyetini genişletmiş, Karakoyunlu hükümdarı Cihan Şah’ı ortadan kaldırdıktan sonra İran ve Irak’a kadar uzanan çok geniş bir coğrafyada söz sahibi olmuştu. Böylece Anadolu’nun doğusunda, Osmanlı Devleti karşısında durabilecek güçlü bir Türkmen devleti ortaya çıkmıştı. Uzun Hasan’ın başarıları onun sadece bölgesel bir bey değil, dönemin büyük hükümdarlarından biri hâline gelmesini sağlamıştı.
Fatih Sultan Mehmed ile Uzun Hasan arasındaki mücadele yalnızca iki hükümdarın şahsî rekabetinden doğmamıştı. Anadolu üzerindeki siyasî hâkimiyet meselesi, Karaman Beyliği’nin geleceği, Trabzon Rum İmparatorluğu’nun ortadan kaldırılması, Doğu Anadolu’daki beylikler ve ticaret yolları üzerindeki kontrol iki devletin çıkarlarını karşı karşıya getiriyordu. Fatih Sultan Mehmed’in 1461 yılında Trabzon’u fethederek Komnenos hâkimiyetine son vermesi Uzun Hasan açısından önemli bir gelişmeydi. Uzun Hasan’ın Komnenos hanedanıyla akrabalık ilişkisi bulunuyor ve eşi Despina Hatun da bu hanedandan geliyordu. Bunun yanında Akkoyunlu hükümdarı, Osmanlı Devleti ile savaş hâlinde bulunan Venedik Cumhuriyeti başta olmak üzere bazı Avrupa devletleriyle diplomatik ilişkiler kuruyor ve Osmanlılara karşı geniş bir ittifak oluşturmayı amaçlıyordu. Venedik de doğudan Osmanlı Devleti’ni baskı altına alabilecek güçlü bir müttefik olarak Uzun Hasan’a büyük önem veriyordu.
Uzun Hasan’ın Venedik’ten özellikle askerî malzeme ve ateşli silah desteği sağlamaya çalışması yaklaşan mücadelenin niteliğini göstermektedir. Fakat planlanan desteğin istenen ölçüde Akkoyunlu ordusuna ulaştırılamaması, iki devlet arasındaki askerî teknoloji farkının Otlukbeli’nde daha belirgin hâle gelmesine neden oldu. Osmanlı ordusu uzun yıllar süren savaşlarda geliştirdiği merkezî komuta sistemi, yeniçeri teşkilatı ve ateşli silah gücüyle döneminin en düzenli ordularından biriydi. Akkoyunlu ordusu ise son derece hareketli Türkmen süvarilerine, hızlı manevraya ve bozkır savaş geleneğinin güçlü taktiklerine dayanıyordu. Bu nedenle 1473 seferi yalnızca iki siyasî gücü değil, iki farklı askerî anlayışı da karşı karşıya getirdi.
Fatih Sultan Mehmed 1473 yılında doğuya doğru büyük bir sefere çıktığında yanında devletin önde gelen kumandanlarının yanı sıra oğulları Şehzade Bayezid ve Şehzade Mustafa da bulunuyordu. Uzun Hasan da oğulları, emirleri ve Türkmen kuvvetleriyle Osmanlı ordusunun karşısına çıktı. Büyük meydan savaşından önce iki taraf arasında çeşitli hareketler ve öncü çarpışmaları yaşandı. Akkoyunlu kuvvetleri bölgeyi çok iyi tanıyor, Osmanlı ordusunun ilerleyişini zorlaştırmak ve uygun savaş alanını seçmek için manevralar yapıyordu. Osmanlı ordusu ise disiplinli biçimde doğuya doğru ilerlemeye devam etti. Nihayet iki büyük ordu 11 Ağustos 1473 tarihinde Otlukbeli’nde karşı karşıya geldi. Bu savaş, Fatih Sultan Mehmed devrinin en önemli doğu seferlerinden biri olduğu gibi Akkoyunlu tarihinin de en belirleyici hadiselerinden biri olacaktı.

Savaşın başlamasıyla Akkoyunlu birlikleri hareketli süvari kuvvetlerinin sağladığı avantajı kullanmaya çalıştı. Osmanlı tarafında ise merkezde Fatih Sultan Mehmed bulunuyor, ordunun kanatlarında şehzadeler ve tecrübeli kumandanlar görev yapıyordu. Muharebenin ilk safhalarında iki taraf arasında oldukça sert mücadeleler yaşandı. Akkoyunlu ordusunun bir kanadında Uzun Hasan’ın oğlu Uğurlu Mehmed Mirza bulunurken, diğer birliklerde hanedanın öteki mensupları ve Türkmen beyleri savaşıyordu. Ancak muharebe ilerledikçe Osmanlı ordusunun düzenli birlikleri ve özellikle ateşli silah gücü etkisini göstermeye başladı. Uzun Hasan’ın oğullarından Zeynel Mirza’nın savaş sırasında öldürülmesi, Akkoyunlu birlikleri üzerinde ağır bir moral etkisi meydana getirdi ve savaş düzeninin çözülmesini hızlandırdı.
Fatih Sultan Mehmed, Akkoyunlu ordusunun bozulmaya başladığını gördüğünde merkezde bulunan yeniçeri birliklerinden bir bölümünü daha muharebeye sürdü. Osmanlı baskısının giderek ağırlaşması üzerine Uzun Hasan için savaş meydanında kalmanın son derece tehlikeli hâle geldiği anlaşıldı. Akkoyunlu ordusunun artık mukavemet etmekte zorlandığı bu safhada yaşanan hadise, Alpagot Pîr Mehmed Bey’in ismini tarihe geçirdi. Kaynakların aktardığına göre Uzun Hasan savaşın artık kendi aleyhine döndüğünü ve direnmenin mümkün olmadığını anlayınca, kendisine çok benzeyen Alpagot Pîr Mehmed Bey’i kendi yerine bırakarak savaş alanından uzaklaştı. Burada dikkat edilmesi gereken husus, bunun daha sonraki dönemlerde oluşturulmuş bir halk hikâyesinden ziyade Otlukbeli Muharebesi’ni anlatan tarih araştırmalarına geçmiş bir bilgi olmasıdır.
Alpagot Pîr Mehmed Bey’in Uzun Hasan’a ne derece benzediği, Osmanlı askerlerinin davranışından açık biçimde anlaşılmaktadır. Savaş meydanında ele geçirilen Alpagot, Osmanlı askerleri tarafından başlangıçta Uzun Hasan zannedildi. Büyük ihtimalle savaşın karmaşası, bulunduğu mevki ve fizikî benzerliği bu yanılgıyı güçlendirdi. Osmanlı askerleri Akkoyunlu hükümdarını ele geçirdiklerini düşünerek Alpagot Pîr Mehmed Bey’i esir aldılar. Fakat kısa süre içerisinde yakalanan kişinin Uzun Hasan olmadığı anlaşıldı. Gerçek ortaya çıktığında ise Akkoyunlu hükümdarı savaş meydanından uzaklaşmayı başarmıştı. Böylece Alpagot Pîr Mehmed Bey’in hükümdarına zaman kazandırdığı ve Osmanlı askerlerinin dikkatinin bir süre onun üzerinde toplanmasına sebep olduğu anlaşılmaktadır.
Bu hadise Alpagot Pîr Mehmed Bey ile Uzun Hasan arasındaki ilişkinin niteliği konusunda da bazı önemli ipuçları vermektedir. Bir hükümdarın savaşın kaybedildiği, hayatının doğrudan tehlikede olduğu ve ordunun çözülmeye başladığı bir anda kendisine benzeyen bir kişiyi yerine bırakması sıradan bir karar değildir. Alpagot Pîr Mehmed Bey’in böyle kritik bir anda Uzun Hasan’ın yanında bulunması, hükümdarın çevresine yakın ve güvenilir beylerden biri olduğunu düşündürmektedir. Ancak kaynaklarda onun Akkoyunlu ordusundaki kesin rütbesi veya devlet teşkilatındaki resmî görevi açık biçimde belirtilmediği için kendisine sonradan “başkumandan”, “vezir” veya benzeri unvanlar vermek doğru olmaz. Tarihî metin hazırlanırken kaynakların bize söylediği ile bizim olaydan çıkardığımız ihtimalleri birbirinden ayırmak gerekir. Bu nedenle Alpagot Pîr Mehmed Bey’i Uzun Hasan’ın çevresindeki önemli Türkmen beylerinden biri olarak tanımlamak en ihtiyatlı yaklaşımdır.
Otlukbeli Muharebesi’nin sonlarına doğru Akkoyunlu ordusu tamamen çözülmeye başladı. Uzun Hasan’ın savaş meydanından ayrılmasının ardından onun sancağı, davulu, mehter takımları, cephanesi ve hazinesinin bir bölümü Osmanlıların eline geçti ve Fatih Sultan Mehmed’in huzuruna getirildi. Babasının savaş alanından ayrıldığını ve kardeşi Zeynel Mirza’nın öldürüldüğünü öğrenen Uğurlu Mehmed Mirza da kuvvetleriyle geri çekildi. Böylece Otlukbeli Muharebesi Osmanlı Devleti’nin kesin üstünlüğüyle sonuçlandı. Fatih Sultan Mehmed bu zaferle doğudaki en güçlü rakiplerinden birini büyük ölçüde etkisiz hâle getirmiş, Uzun Hasan’ın Osmanlı toprakları üzerindeki baskısını kırmış ve Anadolu’daki Osmanlı hâkimiyetini daha güçlü bir konuma taşımıştı.
Otlukbeli yenilgisi Akkoyunlu Devleti’nin hemen ortadan kalkmasına yol açmadı. Uzun Hasan ülkesine döndü ve 1478 yılındaki ölümüne kadar Akkoyunlu tahtında kalmaya devam etti. Bununla birlikte 1473 yenilgisi onun Anadolu’ya yönelik büyük siyasî hedefleri açısından ağır bir darbe oldu. Uzun Hasan bundan sonra Osmanlı Devleti’ne karşı Otlukbeli ölçeğinde yeni bir sefere girişmedi. Akkoyunlu Devleti İran ve Doğu Anadolu’daki gücünü bir süre daha korusa da Uzun Hasan’ın ölümünün ardından hanedan içindeki taht mücadeleleri devleti giderek zayıflattı. Buna rağmen Uzun Hasan dönemi, Akkoyunlu tarihinin siyasî ve kültürel bakımdan en güçlü dönemi olarak kabul edilir.
Alpagot Pîr Mehmed Bey’in Otlukbeli’nde Osmanlıların eline geçmesinden sonraki hayatı hakkında ise bilgiler son derece sınırlıdır. Ne kadar süre esir tutulduğu, daha sonra serbest bırakılıp bırakılmadığı, Akkoyunlu ülkesine geri dönüp dönmediği ve hayatının geri kalanını nerede geçirdiği konusunda güvenilir ve açık bilgiler bulunmamaktadır. Aynı şekilde ölüm tarihi ve mezarının yeri de kesin olarak bilinmemektedir. Bu nedenle onun hayatının Otlukbeli sonrasına ilişkin ayrıntılar oluşturmak veya doğrulanmamış anlatıları tarihî gerçekmiş gibi aktarmak doğru değildir. Günümüzde Alpagot Pîr Mehmed Bey hakkında güvenilir biçimde söyleyebileceğimiz en önemli bilgi, 1473 Otlukbeli Muharebesi sırasında Uzun Hasan’a olan benzerliği nedeniyle onun yerine bırakılması, Osmanlılar tarafından Uzun Hasan zannedilerek esir alınması ve böylece Akkoyunlu hükümdarının savaş meydanından uzaklaşmasına zaman kazandırmış olmasıdır.
Alpagot Pîr Mehmed Bey’in adı son yıllarda tarihî dizilerde kullanılan karakterler nedeniyle yeniden merak edilmeye başlanmıştır. Mehmed: Fetihler Sultanı dizisinde Nurettin Sönmez tarafından canlandırılan Alpagut Töre Bey karakteri de bu bakımdan dikkat çekmektedir. Tarihî kaynaklarda “Alpagut Töre Bey” adıyla Otlukbeli’nde savaşmış bir Akkoyunlu beyini kesin biçimde tespit edebilmiş değiliz. Buna karşılık aynı dönemde yaşamış, Uzun Hasan’ın çevresinde bulunmuş, adı Alpagot olarak geçen ve Otlukbeli’nde son derece dikkat çekici bir rol üstlenmiş Alpagot Pîr Mehmed Bey tarihî kaynaklarda açık biçimde yer almaktadır. Dolayısıyla dizideki Alpagut Töre Bey karakterinin Alpagot Pîr Mehmed Bey’den veya benzer tarihî şahsiyetlerden esinlenmiş olması mümkündür; ancak yapım tarafından açık bir bağlantı kurulmadıkça “Alpagut Töre Bey kesin olarak Alpagot Pîr Mehmed Bey’dir” şeklinde hüküm vermek doğru değildir.
Alpagot Pîr Mehmed Bey’in hikâyesini önemli kılan hususlardan biri de Otlukbeli Muharebesi’nin genellikle yalnızca Fatih Sultan Mehmed ile Uzun Hasan arasındaki büyük mücadele üzerinden anlatılmasıdır. Oysa büyük savaşların kaderinde hükümdarlar kadar onların çevresindeki emirler, beyler ve askerler de rol oynamıştır. Alpagot Pîr Mehmed Bey, hayatının yalnızca birkaç saatlik bir bölümüyle tarih kaynaklarının sayfalarında kalıcı bir yer edinmiştir. Savaşın kaybedildiği bir anda Uzun Hasan savaş meydanından ayrılırken onun yerine kalan bu Türkmen beyi, Osmanlı askerleri tarafından Akkoyunlu hükümdarı zannedilecek kadar ona benziyordu. Bu benzerlik, Uzun Hasan’a kaçması için gerekli zamanı kazandırırken Alpagot Pîr Mehmed Bey’in esir düşmesine sebep oldu.

11 Ağustos 1473 günü Otlukbeli’nde iki büyük Türk hükümdarı, Fatih Sultan Mehmed ile Uzun Hasan karşı karşıya geldi. Osmanlı ve Akkoyunlu ordularının mücadelesi yalnızca bir meydan savaşının sonucunu değil, Anadolu’nun siyasî geleceğini de etkiledi. Savaşın sonunda Fatih Sultan Mehmed büyük bir zafer kazanırken Uzun Hasan savaş meydanından ayrılmayı başardı. Fakat onun kaçışı sırasında geride kalan ve hükümdarına şaşırtıcı derecede benzeyen bir Türkmen beyi Osmanlıların eline geçti. Osmanlı askerleri bir süre Uzun Hasan’ı yakaladıklarını düşündüler. Karşılarındaki kişi ise Akkoyunlu hükümdarı değil, tarihin o kritik anında onun yerine kalan Alpagot Pîr Mehmed Bey’di. Hayatının büyük bölümü bugün karanlıkta kalsa da o birkaç saat, onun adını Otlukbeli Muharebesi ile birlikte yüzyıllar boyunca yaşatmaya yetti.
Kaynaklar
- Faruk Sümer, “Uzun Hasan”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, Cilt 42, İstanbul, 2012.
- “Otlukbeli Savaşı”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.
- Faruk Sümer, “Akkoyunlular”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.
- İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, II. Cilt.
- Selahattin Tansel, Osmanlı Kaynaklarına Göre Fatih Sultan Mehmed’in Siyasî ve Askerî Faaliyetleri, Ankara, 1985.
- John E. Woods, The Aqquyunlu: Clan, Confederation, Empire.
- Ebû Bekr-i Tihrânî, Kitâb-ı Diyârbekriyye, Akkoyunlu tarihine dair temel dönem kaynaklarından biri.

Araştırmacı Türk Tarihi Yazarı: Ahmet Koç
www.devletialiyyei.com


