UĞURLU MEHMED MİRZA
Uzun Hasan’ın Büyük Oğlu, Otlukbeli’nin Kumandanı ve Fatih Sultan Mehmed’in Damadı
Doğumu, Annesi ve Akkoyunlu Hanedanındaki Yeri
Uğurlu Mehmed Mirza, XV. yüzyılda Akkoyunlu Devleti’nin en güçlü hükümdarı olan Uzun Hasan’ın oğullarından ve kaynakların önemli bir bölümüne göre en büyük oğludur. Kesin doğum tarihi kaynaklarda açık biçimde kaydedilmemiştir. Ancak 1460’ların sonlarından itibaren bağımsız askerî harekâtları yönetebilecek yaşta bulunması dikkate alındığında, 1430’ların sonları ile 1440’ların başları arasında dünyaya gelmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Bazı araştırmalarda onun 1441’den önce doğmuş olduğu kabul edilmektedir. Bu sebeple doğum tarihini tek bir yıl olarak vermek yerine “yaklaşık 1435–1440’lı yıllar” şeklinde ihtiyatlı biçimde değerlendirmek daha doğru olacaktır.
Uğurlu Mehmed’in annesi konusunda kaynaklarda farklı aktarımlar bulunmakla birlikte modern Akkoyunlu hanedan araştırmalarında annesinin Can Hatun olduğu bilgisi öne çıkmaktadır. Bu nokta ayrıca önemlidir; çünkü Uzun Hasan’ın oğulları arasında yaşanan taht mücadelesinde şehzadelerin annelerinin kimliği ve saraydaki kadınların nüfuzu son derece belirleyici olmuştur. Uğurlu Mehmed, Selçukşah Begüm’ün oğlu değildi. Selçukşah Begüm kendi oğulları Halil ve Yakub’un Akkoyunlu tahtındaki geleceğini güvence altına almaya çalışırken, hanedanın büyük ve askerî bakımdan güçlü şehzadelerinden Uğurlu Mehmed onun açısından önemli bir rakip hâline gelecekti.
Uğurlu Mehmed’in çocukluk ve gençlik yılları, babası Uzun Hasan’ın Akkoyunlu birliğini sağlamlaştırmaya çalıştığı son derece hareketli bir döneme rastladı. Akkoyunlu Devleti henüz sonraki yıllarda ulaşacağı büyüklükte değildi. Uzun Hasan bir taraftan kendi hanedanı içerisindeki rakiplerle, diğer taraftan Karakoyunlular başta olmak üzere bölgenin büyük siyasî güçleriyle mücadele ediyordu. Böyle bir ortamda yetişen Uğurlu Mehmed’in klasik bir saray şehzadesinden ziyade küçük yaşlardan itibaren at üzerinde, ordugâhlarda ve Türkmen emirlerinin arasında yetiştiği düşünülebilir. İleride göstereceği askerî kabiliyet de onun uzun yıllar boyunca bu mücadele ortamının içerisinde yetişmiş olduğunu göstermektedir.
Gençlik Yılları ve İlk Askerî Faaliyetleri

Uğurlu Mehmed Mirza’nın tarih kaynaklarında belirgin biçimde görünmeye başlaması, babası Uzun Hasan’ın Karakoyunlu Devleti’ne karşı büyük üstünlük sağladığı yıllara rastlamaktadır. Karakoyunlu hükümdarı Cihan Şah’ın Uzun Hasan karşısında yenilmesi ve öldürülmesi, bölgede büyük bir güç boşluğu doğurmuştu. Ancak Karakoyunlu hâkimiyeti Cihan Şah’ın ölümüyle tamamen sona ermedi. Hanedanın diğer mensupları, özellikle Hasan Ali, Akkoyunlulara karşı mücadeleyi devam ettirmeye çalıştı.
Bu mücadelede Uğurlu Mehmed’in önemli bir askerî rol üstlendiğini görüyoruz. Hasan Ali, Uzun Hasan’a karşı yeniden kuvvet toplamaya çalışırken Uğurlu Mehmed onun üzerine gönderildi. Akkoyunlu şehzadesi rakibini mağlup etti ve böylece Karakoyunlu hanedanının yeniden toparlanma ihtimaline ağır bir darbe vurdu. Ardından Karakoyunlu hanedanının diğer mensupları tarafından ortaya çıkarılan direniş hareketlerinin bastırılmasında da Uğurlu Mehmed’in adı geçmektedir. Özellikle Yûsuf Mirza etrafında gerçekleştirilen yeni hükümdarlık teşebbüsünün Uğurlu Mehmed tarafından ortadan kaldırılması, onun genç yaşlarda Akkoyunlu hanedanının en faal askerî isimlerinden biri olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu başarıların siyasî anlamı büyüktü. Çünkü Karakoyunlu Devleti’nin tamamen ortadan kaldırılmasıyla birlikte Azerbaycan, İran’ın önemli bir bölümü, Irak ve Doğu Anadolu’da çok geniş bir coğrafya Akkoyunlu hâkimiyetine girdi. Uzun Hasan artık yalnızca Diyarbekir çevresindeki bir Türkmen hükümdarı değil, İran coğrafyasının en büyük hükümdarlarından biri hâline geliyordu. Uğurlu Mehmed ise bu yükselişin seyircisi değildi; Akkoyunlu genişlemesinin bizzat içinde bulunan kumandanlardan biriydi. Bu askerî başarılar onun ileride neden babasının tahtına güçlü biçimde talip olduğunu anlamak bakımından da önemlidir.
İsfahan Valiliği ve Tahtın Güçlü Adayı Olması

Akkoyunlu Devleti genişledikçe Uzun Hasan geniş ülkesinin idaresini oğulları, akrabaları ve güvenilir emirleri arasında paylaştırmaya başladı. Uğurlu Mehmed İsfahan valiliğine getirildi. Bazı araştırmalarda Şiraz ve Fars bölgesiyle bağlantısı da vurgulanmakla birlikte, dönemin güvenilir kayıtlarında onun isyanından önce İsfahan valisi olarak bulunduğu açık biçimde görülmektedir.
Bu görev sıradan bir şehir valiliği değildi. İsfahan, İran’ın siyasî, ekonomik ve kültürel bakımdan en önemli merkezlerinden biriydi. Böyle önemli bir şehrin yönetiminin Uğurlu Mehmed’e verilmesi, Uzun Hasan’ın oğlunun idarecilik kabiliyetine ve hanedan içerisindeki konumuna verdiği değeri göstermektedir. Uğurlu Mehmed artık yalnızca savaş meydanında bulunan bir şehzade değil, büyük bir eyaleti yöneten ve kendi siyasî çevresini oluşturmaya başlayan bir hanedan mensubuydu.
Uğurlu Mehmed’in Uzun Hasan’ın en büyük oğlu olması, onun tahta ilişkin beklentilerini daha da güçlendiriyordu. Ancak Akkoyunlu Devleti’nde hükümdarlığın otomatik olarak en büyük oğula geçtiği kesin bir veraset sistemi bulunmuyordu. Hanedanın erkek üyeleri hükümdarlık üzerinde hak iddia edebiliyor, sonucu ise çoğu zaman Türkmen aşiretlerinin, büyük emirlerin, saraydaki kadınların ve askerî gücün desteği belirliyordu. Dolayısıyla Uğurlu Mehmed’in yaşça büyük olması önemli bir avantajdı; fakat hükümdar olacağını garanti etmiyordu.
Bu ortamda saray içerisindeki en önemli rakiplerinden biri üvey annesi Selçukşah Begüm oldu. Selçukşah Begüm, kendi oğulları Sultan Halil ve Yakub’un geleceğini korumak istiyordu. Özellikle Uğurlu Mehmed’in askerî başarıları, yaşının ileriliği ve kendi çevresine sahip olması onu Selçukşah Begüm açısından ciddi bir tehdit hâline getirmişti. Daha sonraki kaynak ve araştırmalarda Selçukşah Begüm’ün Uğurlu Mehmed’i Uzun Hasan’a karşı kötülediği ve baba ile oğul arasındaki güvensizliğin büyümesinde önemli rol oynadığı anlatılmaktadır.
Memlüklerle Mücadele ve Birecik Seferi

Uğurlu Mehmed’in askerî hayatı yalnızca Karakoyunlular ve Osmanlılarla yapılan savaşlarla sınırlı değildi. Akkoyunlu Devleti’nin güney sınırlarında Memlük Devleti bulunuyordu ve iki devlet arasındaki sınır hâkimiyeti zaman zaman ciddi çatışmalara yol açıyordu. Uzun Hasan’ın Suriye’nin kuzeyi ve Fırat hattındaki nüfuzunu artırma siyaseti, Akkoyunlular ile Memlükleri karşı karşıya getirdi.
1473 yılının ilk aylarında Uğurlu Mehmed’in komutasındaki Akkoyunlu kuvvetleri Birecik üzerine yürüdü. Ancak Memlük kumandanı Emir Yaşbey’in karşı saldırısı sonucunda Uğurlu Mehmed istediği başarıyı elde edemedi ve Nisan 1473’te Birecik çevresinden çekilmek zorunda kaldı. Bu sefer onun askerî hayatındaki başarısız teşebbüslerden biri olmakla birlikte, Uzun Hasan’ın oğluna bağımsız bir cephede büyük kuvvetlerin kumandasını verecek kadar güvendiğini göstermesi bakımından önemlidir.
Birecik meselesinden yalnızca birkaç ay sonra Akkoyunlu Devleti tarihinin en büyük savaşı yaşanacaktı. Uğurlu Mehmed bu kez Memlükler karşısında değil, dönemin en güçlü hükümdarlarından Fatih Sultan Mehmed ve Osmanlı ordusunun karşısında bulunacaktı.
Osmanlı–Akkoyunlu Mücadelesinin Başlaması
Fatih Sultan Mehmed ile Uzun Hasan arasındaki mücadele uzun yıllara yayılan siyasî gelişmelerin sonucunda ortaya çıktı. Fatih’in 1461’de Trabzon Rum Devleti’ni ortadan kaldırması, Karaman Beyliği üzerindeki Osmanlı hâkimiyetinin giderek artması ve Uzun Hasan’ın Anadolu’daki Türkmen beyleriyle kurduğu ilişkiler iki devletin nüfuz alanlarını birbirine yaklaştırmıştı.
Uzun Hasan aynı zamanda Osmanlı Devleti’yle savaş hâlinde bulunan Venedik Cumhuriyeti ile temas kuruyor, Avrupa’dan top ve ateşli silah desteği almaya çalışıyordu. Fatih Sultan Mehmed ise doğuda kendisine rakip olabilecek böyle güçlü bir devletin Anadolu siyasetine müdahalesini kabul etmek istemiyordu.
1473 yılında Fatih Sultan Mehmed büyük Osmanlı ordusuyla doğuya hareket etti. Uzun Hasan da oğulları ve Türkmen emirleriyle Osmanlı ordusunu karşılamaya hazırlandı. Uğurlu Mehmed Mirza, babasının ordusundaki en önemli kumandanlardan biriydi. Nitekim büyük Otlukbeli savaşından önce kazandığı başarı, onun askerî yeteneğinin en dikkat çekici örneklerinden biri olacaktı.
4 Ağustos 1473 – Has Murad Paşa’ya Kurduğu Tuzak

Osmanlı ordusu Fırat boyunca ilerlerken Has Murad Paşa ve Mahmud Paşa emrindeki Osmanlı birlikleri nehrin karşı tarafına geçti. Karşılarında Uğurlu Mehmed Mirza’nın kumandasındaki Akkoyunlu süvarileri bulunuyordu.
Uğurlu Mehmed burada klasik Türk ve bozkır savaş geleneğinin en etkili taktiklerinden biri olan sahte ricat yöntemini uyguladı. Akkoyunlu kuvvetleri Osmanlı askerleriyle kısa süre savaştıktan sonra yenilmiş gibi geri çekilmeye başladı. Mahmud Paşa bunun bir tuzak olduğunu fark etti ve Has Murad Paşa’yı Akkoyunluları takip etmemesi konusunda uyardı. Ancak Has Murad Paşa takibe devam etti.
Uğurlu Mehmed tam da bunu bekliyordu. Osmanlı kuvvetlerini uygun olmayan dar bir bölgeye kadar çektikten sonra Akkoyunlu süvarileri aniden geri döndü ve saldırıya geçti. 4 Ağustos 1473 günü meydana gelen çarpışmada Has Murad Paşa’nın kuvvetleri ağır bir yenilgiye uğradı. Has Murad Paşa da çatışma sırasında hayatını kaybetti.
Bu zafer Uğurlu Mehmed’in askerî hayatının en önemli başarılarından biridir. Çünkü karşısındaki kuvvetler sıradan birlikler değil, Fatih Sultan Mehmed’in büyük doğu seferine katılan Osmanlı ordusunun önemli bir bölümüydü. Uğurlu Mehmed yalnızca kaba kuvvetle değil, taktik ve arazi kullanımındaki maharetiyle rakibini mağlup etmişti.
Ancak Akkoyunluların bu başarısından yalnızca yedi gün sonra Otlukbeli’nde çok daha büyük bir savaş başlayacaktı.
11 Ağustos 1473 – Otlukbeli Muharebesi

11 Ağustos 1473 tarihinde Fatih Sultan Mehmed ile Uzun Hasan’ın orduları Tercan yakınlarındaki Otlukbeli’nde karşı karşıya geldi. Uğurlu Mehmed Mirza, Akkoyunlu ordusunun sol kolunun kumandasını üstlendi. Babası ona son derece önemli bir görev vermişti. Osmanlı ordusunun geri çekilmesi durumunda kaçan birlikleri takip ederek imha edecek, Akkoyunlu merkezinin zor durumda kalması hâlinde ise çevirme hareketi gerçekleştirerek Osmanlı kuvvetlerini arkadan vuracaktı.
Uğurlu Mehmed’in karşısındaki Osmanlı kanadında ileride Osmanlı tahtına II. Bayezid adıyla çıkacak olan Şehzade Bayezid’in kuvvetleri bulunuyordu. Uğurlu Mehmed ile Osmanlı birlikleri arasında bulunan dere stratejik önem kazandı. Uğurlu Mehmed bu hattı sert biçimde savundu ve Şehzade Bayezid’in kuvvetlerinin karşı tarafa geçmesini engellemeyi başardı.
Fakat savaş Akkoyunlu ordusunun diğer kesimlerinde kötüye gidiyordu. Uzun Hasan’ın oğullarından Zeynel Mirza öldürüldü. Osmanlı ordusunun ateşli silahları, disiplinli birlikleri ve yeniçerileri Akkoyunlu merkezine ağır baskı uygulamaya başladı. Uzun Hasan savaşın artık sürdürülemeyeceğini anlayınca meydandan ayrıldı.
Uğurlu Mehmed, babasının savaş meydanından çekildiğini ve kardeşi Zeynel Mirza’nın öldürüldüğünü öğrendiğinde artık muharebeyi devam ettirmenin bir anlamı kalmadığını gördü. Kendi kuvvetlerini toparlayarak Otlukbeli’nden çekildi.
Böylece birkaç gün önce Has Murad Paşa karşısında büyük başarı kazanan Uğurlu Mehmed, Otlukbeli’nde babasının ordusunun genel yenilgisini engelleyemedi. Fakat kendi bulunduğu kanatta Osmanlı kuvvetlerini uzun süre durdurabilmiş olması, onun askerî kabiliyetini bir kez daha ortaya koymuştu.
Otlukbeli’nden Sonra Baba ile Oğul Arasında Büyüyen Çatışma

Otlukbeli yenilgisinden sonra Uzun Hasan Akkoyunlu Devleti’nin başında kalmaya devam etti. Fakat hanedan içerisindeki taht mücadelesi giderek sertleşiyordu. Uğurlu Mehmed kendisini babasının ardından hükümdar olmaya en layık şehzadelerden biri, hatta yaşça büyük olması sebebiyle doğal varis olarak görüyordu.
Ancak Selçukşah Begüm kendi oğullarını öne çıkarmaya çalışıyordu. Özellikle oğlu Halil’in gelecekte hükümdar olmasını istiyordu. Uğurlu Mehmed’in askerî itibarı ve Türkmen emirleri arasındaki taraftarları, saraydaki rakiplerini endişelendiriyordu.
Baba ile oğul arasındaki güvensizlik zaman içinde açık bir çatışmaya dönüştü. Uğurlu Mehmed artık yalnızca gelecekteki taht için bekleyen bir şehzade değildi; kendi siyasî gücünü açıkça ortaya koymaya başladı.
1474 İsyanı ve Şiraz’ın Ele Geçirilmesi

1474 yılında Uğurlu Mehmed Mirza babası Uzun Hasan’a karşı açıkça isyan etti. O sırada İsfahan valisi olarak bulunuyordu. İsfahan’dan hareket ederek kardeşi Halil’in idaresi altında bulunan Fars bölgesine girdi ve Şiraz’ı ele geçirdi.
Şiraz’ın ele geçirilmesi küçük çaplı bir şehzade anlaşmazlığı değildi. Fars, Akkoyunlu Devleti’nin en zengin ve stratejik bölgelerinden biriydi. Uğurlu Mehmed’in burayı ele geçirmesi, doğrudan hükümdarlık iddiasını ortaya koyan büyük bir meydan okumaydı.
Uzun Hasan haberi Tebriz çevresindeki yaylağında aldı ve vakit kaybetmeden kuvvetlerini oğlunun üzerine gönderdi. Ardından kendisi de harekete geçti. Bu sırada Uğurlu Mehmed’i destekleyen bazı Türkmen grupları da ortaya çıktı. Özellikle Çekirli boyunun desteği dikkat çekmektedir.
Ancak isyan beklenen başarıyı sağlayamadı. Uzun Hasan’ın kuvvetleri karşısında durumunun zorlaştığını gören Uğurlu Mehmed, Şiraz’ı bırakmak zorunda kaldı ve Irak tarafına çekildi.
Amcası Üveys ile İkinci İsyan
İlk isyanın başarısızlığa uğraması Uğurlu Mehmed’in taht iddiasını sona erdirmedi. Babasının kardeşi olan Üveys, Uzun Hasan’a karşı muhalefet eden isimlerden biriydi ve Uğurlu Mehmed’i destekliyordu.
Uğurlu Mehmed amcasının yanına giderek yeniden kuvvet toplamaya başladı. Bu, Uzun Hasan açısından son derece ciddi bir tehditti. Çünkü artık mesele yalnızca bir oğlun babasına başkaldırması değil, hanedanın farklı kollarının hükümdara karşı birleşmesi hâline gelmişti.
1475 yılında gerçekleşen ikinci teşebbüs de başarısızlıkla sonuçlandı. Uzun Hasan’ın kuvvetleri isyanı bastırdı ve Üveys öldürüldü. Uğurlu Mehmed ise hayatta kalmayı başardı fakat artık Akkoyunlu ülkesinde güvenli biçimde kalması mümkün değildi.
Önünde çok az seçenek vardı.
Ve bunlardan biri, yalnızca iki yıl önce savaş meydanında karşı karşıya geldiği Fatih Sultan Mehmed’e sığınmaktı.
Fatih Sultan Mehmed’e Sığınması

Uğurlu Mehmed Mirza’nın Osmanlı Devleti’ne sığınması, hayatının en şaşırtıcı dönüm noktasıdır. 1473 yılında Fatih’in ordusuna karşı savaşmış, Has Murad Paşa kuvvetlerini yenmiş ve Otlukbeli’nde Şehzade Bayezid’in karşısında Akkoyunlu kanadını yönetmişti. Şimdi ise babasıyla olan mücadelesinde yenilmiş bir Akkoyunlu şehzadesi olarak Osmanlı hükümdarının himayesini istiyordu.
Fatih Sultan Mehmed bu fırsatın siyasî değerini hemen gördü. Karşısında sıradan bir mülteci yoktu. Uğurlu Mehmed, Uzun Hasan’ın büyük oğlu, tecrübeli bir kumandan ve Akkoyunlu tahtının güçlü adaylarından biriydi. Onu himaye etmek, Osmanlı Devleti’ne Akkoyunlu iç siyasetinde önemli bir koz kazandırabilirdi.
Fatih bu sebeple Uğurlu Mehmed’i son derece iyi karşıladı. Onu yalnızca koruması altına almakla kalmadı; Osmanlı hanedanının doğrudan bir parçası hâline getirecek olağanüstü bir karar aldı.
Gevherhan Sultan ile Evliliği

Fatih Sultan Mehmed, kızı Gevherhan Sultan’ı Uğurlu Mehmed Mirza ile evlendirdi.
Bu evlilik XV. yüzyıl Türk tarihinin en dikkat çekici hanedan evliliklerinden biridir. Çünkü yalnızca birkaç yıl önce Fatih Sultan Mehmed ile Uzun Hasan Otlukbeli’nde birbirlerine karşı savaşmışlardı. Şimdi Uzun Hasan’ın oğlu, Fatih Sultan Mehmed’in damadı olmuştu.
Evlilik aynı zamanda güçlü bir siyasî hamleydi. Fatih böylece Akkoyunlu tahtında hak iddia eden bir şehzadeyi Osmanlı hanedanına bağlamış oluyordu. Uğurlu Mehmed bir gün Akkoyunlu tahtına çıkarsa, doğudaki büyük devletin hükümdarı Osmanlı padişahının damadı olacaktı.
Fatih Sultan Mehmed’in Uğurlu Mehmed’e karşı yaklaşımının bundan ibaret kalmadığı görülmektedir. Onu Sivas valiliğine tayin etti. Sivas’ın coğrafî konumu son derece anlamlıydı. Şehir Akkoyunlu topraklarına yakın bulunuyordu. Uğurlu Mehmed buradan doğudaki gelişmeleri izleyebilir ve uygun zaman geldiğinde Akkoyunlu tahtı için yeniden harekete geçebilirdi.
Göde Ahmed’in Doğumu – Fatih ile Uzun Hasan’ın Ortak Torunu

Uğurlu Mehmed Mirza ile Gevherhan Sultan’ın evliliğinden Ahmed Bey, daha çok bilinen adıyla Göde Ahmed dünyaya geldi.
Göde Ahmed’in soy bağı tarih bakımından son derece ilginçtir. Babası Uğurlu Mehmed üzerinden Uzun Hasan’ın torunu, annesi Gevherhan Sultan üzerinden ise Fatih Sultan Mehmed’in torunuydu.
Yani Otlukbeli’nde birbirlerine karşı savaşan iki büyük hükümdarın kanı Göde Ahmed’de birleşmişti.
Göde Ahmed ilerleyen yıllarda Akkoyunlu tarihinde son derece önemli bir isim hâline gelecek ve 1497 yılında Akkoyunlu tahtına çıkacaktı. Böylece Uğurlu Mehmed’in gerçekleştiremediği hükümdarlık hedefi yıllar sonra oğlunun şahsında kısa süreliğine gerçekleşecekti.
Bu bakımdan Uğurlu Mehmed ile Gevherhan Sultan’ın evliliği yalnızca diplomatik bir evlilik olarak kalmamış, Akkoyunlu Devleti’nin gelecekteki hükümdarlarından birinin ortaya çıkmasını sağlamıştır.
Uzun Hasan’ın Hastalanması ve Taht İçin Son Hamle

1477 yılına gelindiğinde Uzun Hasan’ın sağlığı ciddi biçimde bozulmaya başladı. Gürcistan seferinden döndükten sonra hastalığının ağırlaştığı ve Akkoyunlu ülkesinde hükümdarın ölmek üzere olduğuna ilişkin söylentilerin yayıldığı anlaşılmaktadır.
Bu haber Uğurlu Mehmed’e ulaştığında uzun zamandır beklediği fırsatın doğduğunu düşündü. Babasının ölümünden sonra Akkoyunlu tahtını rakiplerine bırakmak istemiyordu. Osmanlı ülkesinden çıkarak doğuya doğru harekete geçti.
Uğurlu Mehmed’in hesabı açıktı. Babası gerçekten ölmüşse hızla Akkoyunlu ülkesine ulaşacak ve kendisine bağlı Türkmen emirlerinin desteğiyle hükümdarlığını ilân edecekti.
Fakat haber doğru değildi veya en azından erkendi.
Uzun Hasan henüz hayattaydı.
Erzincan’da Öldürülmesi – 1477

Uğurlu Mehmed Mirza doğuya ilerleyerek Erzincan taraflarına ulaştığında, Akkoyunlu hanedanındaki rakiplerinin hazırladığı ölüm ağıyla karşılaştı.
Kaynaklarda olayın ayrıntıları farklı biçimlerde aktarılmakla birlikte kesin olan husus, Uğurlu Mehmed’in Ramazan 882 / Aralık 1477 tarihinde Erzincan civarında öldürüldüğüdür.
Böylece yıllarca Akkoyunlu tahtını hedefleyen, gençliğinden itibaren büyük ordular yöneten, Karakoyunlulara karşı savaşan, Osmanlı ordusunu mağlup eden, Otlukbeli’nde savaşan, babasına iki kez başkaldıran ve sonunda Fatih Sultan Mehmed’in damadı olan Uğurlu Mehmed Mirza tahta ulaşamadan hayatını kaybetti.
İşin en dramatik tarafı, babası Uzun Hasan’ın da oğlunun ölümünden yalnızca kısa süre sonra ölmesidir.
Uzun Hasan 6 Ocak 1478 tarihinde hayatını kaybetti.
Uğurlu Mehmed yalnızca birkaç hafta daha yaşayabilseydi, Akkoyunlu taht mücadelesinin seyri belki tamamen farklı gelişebilirdi.
Uğurlu Mehmed’in Ölümünden Sonra
Uğurlu Mehmed’in ölümüyle birlikte Akkoyunlu tahtının önündeki en önemli adaylardan biri ortadan kalkmış oldu. Uzun Hasan’ın ölümünün ardından Sultan Halil hükümdar oldu. Ancak Akkoyunlu hanedanındaki iç mücadele sona ermedi. Halil’in hükümdarlığı kısa sürdü ve kardeşi Yakub tarafından mağlup edilerek öldürüldü.
Bu gelişmeler Uğurlu Mehmed’in yıllardır mücadele ettiği meselenin aslında yalnızca şahsî bir ihtiras olmadığını göstermektedir. Akkoyunlu Devleti’nde açık ve kesin bir veraset düzeninin bulunmaması hanedan üyelerini birbirine karşı savaşa sürüklüyor, her hükümdar ölümünde devlet yeni bir iç savaş tehlikesiyle karşılaşıyordu.
Uğurlu Mehmed’in dul kalan eşi Gevherhan Sultan ve oğlu Ahmed Osmanlı ülkesine döndü. Fatih Sultan Mehmed’in torunu olan Ahmed, Osmanlı sarayında yetiştirildi. Yıllar sonra Akkoyunlu emirleri onu doğuya çağırdıklarında tarih Uğurlu Mehmed’in oğluna babasının ulaşamadığı fırsatı sunacaktı.
Göde Ahmed’in Akkoyunlu Tahtına Çıkışı

1497 yılında Göde Ahmed Akkoyunlu tahtına çıktı.
Bu olay Uğurlu Mehmed’in hayat hikâyesinin ölümünden yirmi yıl sonra devam eden son büyük halkasıdır. Ahmed Bey, babasının mirasını temsil etmekle kalmıyor, anne tarafından Osmanlı hanedanına mensup olması sebebiyle Akkoyunlu siyasetine farklı bir anlayış taşıyordu.
Osmanlı ülkesinde yetiştiği için devlet idaresinde daha merkezî bir düzen kurmaya çalıştı. Güçlü Türkmen emirlerinin devlet üzerindeki nüfuzunu azaltmak ve hükümdarlık otoritesini kuvvetlendirmek istedi. Ancak bu politika Akkoyunlu aşiret aristokrasisinin sert tepkisiyle karşılaştı.
Göde Ahmed’in hükümdarlığı kısa sürdü ve kendisine karşı birleşen emirlerle yaptığı mücadelede hayatını kaybetti. Buna rağmen onun Akkoyunlu tahtına çıkması tarihî açıdan son derece anlamlıdır.
Çünkü Uzun Hasan ile Fatih Sultan Mehmed’in ortak torunu, Akkoyunlu Devleti’nin hükümdarı olmuştu.
Uğurlu Mehmed Mirza’nın Tarihteki Yeri
Uğurlu Mehmed Mirza’nın hayatı yalnızca başarısız bir taht mücadelesi olarak görülmemelidir. O, Akkoyunlu Devleti’nin genişleme döneminde aktif rol üstlenmiş, Karakoyunlu hâkimiyetinin sona erdirilmesine katkıda bulunmuş ve İran coğrafyasındaki Akkoyunlu üstünlüğünün kurulmasında görev almış önemli bir askerî şahsiyettir.
1473 yılında Has Murad Paşa’nın kuvvetlerini sahte ricat taktiğiyle ağır yenilgiye uğratması, onun savaş meydanındaki kabiliyetinin en önemli göstergelerinden biridir. Yedi gün sonra Otlukbeli’nde Akkoyunlu ordusunun sol kanadını yöneterek Şehzade Bayezid’in kuvvetlerini karşılaması da sıradan bir şehzade olmadığını ortaya koymaktadır.
Ancak Uğurlu Mehmed’in hayatını asıl sıra dışı hâle getiren gelişme, düşman olarak savaştığı Fatih Sultan Mehmed’in birkaç yıl sonra damadı olmasıdır.
1473’te Fatih’in ordusunu yenmeye çalışan Uğurlu Mehmed, birkaç yıl sonra Fatih’in kızıyla evlenmiş ve Osmanlı ülkesinde kendisine yeni bir gelecek kurmuştu.
Tarih bazen savaş meydanlarında birbirine kılıç çeken hanedanları birkaç yıl sonra aynı aile içerisinde birleştirebilmektedir.
Uğurlu Mehmed Mirza bunun en dikkat çekici örneklerinden biridir.
Sonuç
Uğurlu Mehmed Mirza’nın hayatı, yükseliş, savaş, taht mücadelesi, sürgün, evlilik ve trajik bir ölümün iç içe geçtiği olağanüstü bir XV. yüzyıl hikâyesidir. Uzun Hasan’ın büyük oğlu olarak dünyaya geldi; genç yaşta Akkoyunlu ordularında görev aldı; Karakoyunlu direnişini kırdı; İsfahan’ı yönetti; Memlüklere karşı savaştı; 4 Ağustos 1473’te Has Murad Paşa kuvvetlerini ağır yenilgiye uğrattı; yalnızca yedi gün sonra Otlukbeli’nde Fatih Sultan Mehmed’in ordusuna karşı Akkoyunlu sol kanadını yönetti.
Otlukbeli’nden sonra Akkoyunlu sarayında büyüyen veraset mücadelesi onu babası Uzun Hasan ile karşı karşıya getirdi. 1474’te Şiraz’ı ele geçirerek açıkça isyan etti, yenildi, bir kez daha mücadeleye girişti ve sonunda Osmanlı Devleti’ne sığınmak zorunda kaldı.
Fakat eski düşmanı Fatih Sultan Mehmed onu küçük düşürmedi. Aksine siyasî önemini gördü, himayesine aldı ve kızı Gevherhan Sultan ile evlendirdi.
Böylece Otlukbeli’nin iki büyük rakibi Fatih Sultan Mehmed ile Uzun Hasan dünür oldular.
Uğurlu Mehmed yeniden Akkoyunlu tahtını ele geçirmek için doğuya döndüğünde ise kader ona fırsat vermedi. 1477 yılında Erzincan’da öldürüldü. Uzun Hasan da birkaç hafta sonra hayatını kaybetti.
Fakat Uğurlu Mehmed’in hikâyesi onun ölümüyle sona ermedi.
Fatih Sultan Mehmed’in kızı Gevherhan Sultan’dan dünyaya gelen oğlu Göde Ahmed, yaklaşık yirmi yıl sonra Akkoyunlu tahtına çıktı.
Böylece Fatih Sultan Mehmed ile Uzun Hasan’ın ortak torunu Akkoyunlu hükümdarı oldu.
Uğurlu Mehmed Mirza tahta çıkmayı başaramadı; fakat onun kanı hem Osmanlı hem Akkoyunlu hanedanını birbirine bağladı ve oğlunun şahsında Akkoyunlu tahtına kadar ulaştı.
Kaynaklar
- Faruk Sümer, “Uzun Hasan”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.
- Erhan Afyoncu, “Otlukbeli Savaşı”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.
- “Karakoyunlular”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.
- Halil İnalcık, “Mehmed II”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.
- Kazım Paydaş, “Ak-Koyunlu Ahmet Bey ve Onun Osmanlı İdari Sistemini Ak-Koyunlu Devleti’nde Uygulama Çabası”, Tarih Araştırmaları Dergisi, Cilt 23, Sayı 36, 2004.
- Tofiq Necefli, Akkoyunlu–Memlük Devleti İlişkileri, Türk Tarih Kurumu yayınları.
- John E. Woods, The Aqquyunlu: Clan, Confederation, Empire.
- İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, II. Cilt.
- Hasan-ı Rumlu, Ahsenü’t-Tevârîh.
- Hoca Sâdeddin Efendi, Tâcü’t-Tevârîh.
- Ebû Bekr-i Tihrânî, Kitâb-ı Diyârbekriyye.

Araştırmacı Türk Tarihi Yazarı: Ahmet Koç
www.devletialiyyei.com













