Selçuk Şah Begüm
Akkoyunlu Sarayının Güçlü Begümü
Selçuk Şah Begüm, XV. yüzyıl Akkoyunlu tarihinin en etkili kadın şahsiyetlerinden biridir. Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın eşi, Sultan Halil ve Sultan Yakub başta olmak üzere hanedanın önemli şehzadelerinin annesi olan Selçuk Şah Begüm, yalnızca hükümdar ailesine mensup bir saray kadını olarak kalmamış; Akkoyunlu Devleti’nin siyasî hayatında uzun yıllar etkili olmuştur.
Kaynaklarda kendisinden “Begüm” ve hükümdar annelerine verilen yüksek bir unvan olan “Mehd-i Ulyâ” gibi ifadelerle söz edilmektedir.
Yaklaşık otuz beş yılı aşkın süre Akkoyunlu sarayının merkezinde bulunan Selçuk Şah Begüm; Uzun Hasan döneminden başlayarak oğulları arasındaki taht mücadelelerine ve Sultan Yakub devrine kadar devlet siyasetinin içerisinde yer almıştır.
Uzun Hasan ile Evliliği

Selçuk Şah Begüm’ün tarih sahnesindeki asıl yükselişi Uzun Hasan ile yaptığı evlilikle başlamıştır.
Uzun Hasan henüz Akkoyunlu Devleti’ni büyük bir siyasî güç haline getirmeden önce başlayan hanedan mücadelesi, ilerleyen yıllarda Doğu Anadolu, Azerbaycan, Irak ve İran coğrafyasının siyasî kaderini değiştirecekti.
Uzun Hasan’ın Karakoyunlu Hükümdarı Cihan Şah’ı 1467 yılında mağlup etmesi ve ardından Timurlu Hükümdarı Ebû Said Mirza’ya karşı üstünlük sağlamasıyla Akkoyunlu Devleti bölgenin en güçlü devletlerinden biri haline geldi.
Bu dönemde Selçuk Şah Begüm de hükümdarın ailesindeki konumu sayesinde Akkoyunlu sarayının en nüfuzlu kadınlarından biri oldu.
Uzun Hasan’ın farklı evliliklerinden dünyaya gelen şehzadeler zamanla devlet içerisinde ayrı güç merkezleri meydana getirdi. Hanedanın geleceğini belirleyecek rekabetin temelinde de bu şehzadeler arasındaki taht mücadelesi bulunuyordu.
Selçuk Şah Begüm bu mücadelede kendi oğullarının geleceğini korumaya çalışan en önemli şahsiyetlerden biri olacaktı.
Akkoyunlu Sarayındaki Nüfuzu

Selçuk Şah Begüm’ü dönemin diğer saray kadınlarından ayıran en önemli özelliklerden biri, siyasî gelişmelere doğrudan müdahil olmasıdır.
XV. yüzyıl Türkmen devlet geleneğinde hükümdar ailesine mensup kadınların yalnızca saray hayatıyla sınırlı kalmadıkları bilinmektedir. Hanedan kadınları aşiretler arasında ittifak kurulması, şehzadelerin desteklenmesi, diplomatik ilişkiler, vakıflar ve hayır faaliyetleri gibi pek çok alanda etkili olabiliyorlardı.
Selçuk Şah Begüm de bu geleneğin güçlü temsilcilerinden biri haline geldi.
Saray içerisindeki nüfuzu özellikle oğullarının geleceği söz konusu olduğunda daha belirgin hale geldi. Akkoyunlu emirleri ve Türkmen aşiretleriyle kurduğu ilişkiler, sonraki yıllarda meydana gelecek taht mücadelelerinde büyük önem taşıdı.
Dönemin bazı tarihçileri onun siyasî faaliyetlerini sert ifadelerle eleştirmiştir. Buna karşılık bazı Akkoyunlu beyleri ve aşiret reisleri arasında büyük saygı ve nüfuza sahip olduğu da kaynaklarda görülmektedir.
Bu durum Selçuk Şah Begüm’ün Akkoyunlu sarayında sıradan bir hükümdar eşi değil, siyasî kararları etkileyebilen güçlü bir hanedan mensubu olduğunu göstermektedir.
Otlukbeli Savaşı Dönemi

Uzun Hasan döneminin en önemli hadiselerinden biri 1473 yılında Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmed ile yapılan Otlukbeli Muharebesi’dir.
Osmanlı Devleti ile Akkoyunlular arasındaki mücadele yalnızca iki hükümdarın şahsî rekabetinden kaynaklanmıyordu. Anadolu hâkimiyeti, Trabzon meselesi, Karaman siyaseti, ticaret yolları ve Uzun Hasan’ın Venedik başta olmak üzere Avrupa devletleriyle kurduğu diplomatik ilişkiler iki devleti karşı karşıya getirmişti.
Bu mücadele sırasında Akkoyunlu hanedanı içerisinde de siyasî görüş ayrılıkları bulunuyordu.
Uzun Hasan’ın oğullarından Uğurlu Mehmed Mirza ile Selçuk Şah Begüm’ün oğulları arasında başlayan rekabet daha sonraki yıllarda açık bir hanedan mücadelesine dönüşecekti.
Otlukbeli Muharebesi 11 Ağustos 1473 tarihinde Osmanlı ordusunun zaferiyle sonuçlandı.
Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel Mirza savaşta hayatını kaybetti. Uğurlu Mehmed Mirza ise daha sonra babasıyla arasının açılması üzerine Akkoyunlu ülkesinden ayrılarak Osmanlılara sığındı.
Bu gelişmeler Akkoyunlu hanedanı içerisindeki güç dengelerini önemli ölçüde değiştirdi.
Uzun Hasan’ın Ölümü ve Taht Mücadelesi

Uzun Hasan 1478 yılında hayatını kaybetti.
Onun ölümünün ardından Akkoyunlu Devleti’nde uzun süredir devam eden şehzadeler arasındaki rekabet açık bir taht mücadelesine dönüştü.
Tahta ilk olarak Uzun Hasan’ın büyük oğullarından Sultan Halil geçti.
Sultan Halil iktidarını sağlamlaştırmak amacıyla kardeşlerini ve diğer hanedan mensuplarını kontrol altında tutmaya çalıştı. Kardeşi Maksud Mirza öldürüldü. Yakub ise idaresindeki Âmid yani Diyarbekir bölgesine gönderildi.
Selçuk Şah Begüm de Yakub ile birlikte Diyarbekir tarafına gitti.
Bu gelişme Akkoyunlu tarihinin dönüm noktalarından biri olacaktı.
Sultan Yakub’u Desteklemesi
Selçuk Şah Begüm’ün siyasî hayatındaki en önemli olaylardan biri oğlu Yakub’un Akkoyunlu tahtına çıkmasında oynadığı roldür.
Sultan Halil’in yönetiminden memnun olmayan bazı Akkoyunlu beyleri ve Türkmen aşiretleri zamanla Yakub’un etrafında toplanmaya başladı.
Selçuk Şah Begüm sahip olduğu siyasî tecrübe ve aşiretler üzerindeki nüfuzuyla oğlunun tarafını güçlendirdi.
Yakub’un çevresinde oluşan kuvvet kısa sürede Sultan Halil’e karşı ciddi bir siyasî ve askerî hareket haline geldi.
1478 yılında iki kardeşin kuvvetleri karşı karşıya geldi.
Hoy çevresinde meydana gelen mücadelede Sultan Halil mağlup edildi ve öldürüldü.
Böylece Yakub Akkoyunlu tahtına çıktı.
Sultan Yakub’un yaklaşık on iki yıl süren hükümdarlığı, Akkoyunlu Devleti’nin son güçlü dönemlerinden biri oldu.
Yakub’un iktidara yükselişinde annesi Selçuk Şah Begüm’ün siyasî desteği ve Türkmen beyleriyle kurduğu ilişkiler önemli rol oynadı.
Mehd-i Ulyâ Selçuk Şah Begüm

Oğlunun hükümdar olmasıyla Selçuk Şah Begüm saraydaki en güçlü dönemlerinden birine ulaştı.
Hükümdarın annesi olması sebebiyle kaynaklarda “Mehd-i Ulyâ” olarak anıldığı görülmektedir.
Bu unvan hükümdar annesinin saraydaki yüksek statüsünü ifade ediyordu.
Selçuk Şah Begüm Sultan Yakub döneminde yalnızca hanedanın yaşlı ve itibarlı bir mensubu olarak kalmadı. Devlet adamları, emirler ve saray çevreleri arasındaki ilişkilerde etkisini sürdürdü.
Ancak onun siyasî nüfuzu saray içerisindeki bazı grupların tepkisini de çekti.
Akkoyunlu yönetimindeki aşiret dengeleri, vezirler, din adamları ve askerî emirler arasında süregelen rekabet zaman zaman Selçuk Şah Begüm’ü de siyasî mücadelelerin merkezine yerleştirdi.
Bu sebeple dönemin bazı kaynakları kendisini son derece sert biçimde tasvir ederken, başka çevrelerde güçlü, saygın ve nüfuzlu bir hükümdar annesi olarak kabul edilmiştir.
Tarihî şahsiyetlerin değerlendirilmesinde dönemin siyasî mücadeleleri dikkate alınmalıdır. Özellikle hanedan mücadeleleri sırasında kaleme alınan kroniklerde tarafların birbirleri hakkında ağır ifadeler kullanması yaygın bir durumdur.
Sultan Yakub Dönemindeki Akkoyunlu Devleti

Sultan Yakub döneminde Akkoyunlu Devleti, Uzun Hasan’ın ölümünden sonra başlayan siyasî sarsıntının ardından yeniden istikrar kazandı.
Merkezî yönetim güçlendirilmeye çalışıldı.
Tebriz devletin siyasî ve kültürel merkezi olmayı sürdürdü.
Akkoyunlu kuvvetleri 1480 yılında Urfa üzerine yürüyen Memlük ordusuna karşı başarılı oldu. Gürcistan üzerine seferler gerçekleştirildi ve devletin doğu ve kuzey sınırlarında hâkimiyet korunmaya çalışıldı.
Selçuk Şah Begüm bütün bu dönem boyunca saray çevresindeki etkisini sürdürdü.
Onun konumu artık yalnızca Uzun Hasan’ın dul eşi olmakla sınırlı değildi.
O, Akkoyunlu hükümdarının annesi ve hanedanın en tecrübeli üyelerinden biriydi.
Hayır Faaliyetleri ve Tasavvufla İlişkisi

Selçuk Şah Begüm’ün hayatı yalnızca siyasî mücadelelerden ibaret değildir.
Kaynaklarda onun hayır faaliyetleriyle ilgilendiği ve dönemin dinî-tasavvufî çevreleriyle ilişkiler kurduğu da görülmektedir.
XV. yüzyıl İran ve Anadolu coğrafyasında hükümdar ailesine mensup kadınların medrese, tekke, imaret ve çeşitli hayır kurumlarını desteklemeleri yaygın bir gelenekti.
Selçuk Şah Begüm de sahip olduğu servet ve saray nüfuzunu çeşitli hayır faaliyetleri için kullanan hanedan kadınları arasında değerlendirilmektedir.
Tasavvuf çevrelerine yakınlığı da dönemin kaynaklarında kendisine atfedilen özellikler arasındadır.
Bu yönü onun yalnızca siyasî bir aktör değil, Akkoyunlu sarayının sosyal ve dinî hayatında da etkili bir şahsiyet olduğunu göstermektedir.
Selçuk Şah Begüm’ün Ölümü

1490 yılı Akkoyunlu hanedanı açısından son derece ağır sonuçlar doğuran bir yıl oldu.
Kaynaklarda bu dönemde meydana gelen salgın hastalıkların saray çevresini de etkilediği belirtilmektedir.
Selçuk Şah Begüm 1490 yılında hayatını kaybetti.
Aynı yıl içerisinde oğlu Yusuf Mirza ve Akkoyunlu Hükümdarı Sultan Yakub da öldü.
Kaynaklarda bu ölümlerin sebepleri konusunda farklı rivayetler bulunmaktadır. Bazı tarihî anlatılarda zehirlenme şüphesinden söz edilirken, diğer kaynaklar dönemde yaşanan salgın hastalıkları öne çıkarmaktadır.
Bu sebeple Selçuk Şah Begüm ve Sultan Yakub’un ölümleriyle ilgili rivayetleri kesin tarihî gerçek olarak değil, kaynaklar arasındaki farklı anlatımlar olarak değerlendirmek gerekir.
Selçuk Şah Begüm’ün ve hemen ardından Sultan Yakub’un ölümü Akkoyunlu Devleti açısından büyük bir siyasî boşluk meydana getirdi.
Yakub’un ardından çocuk yaştaki Baysungur tahta çıkarıldı.
Fakat Akkoyunlu emirleri arasındaki rekabet yeniden başladı ve merkezî otorite hızla zayıfladı.
Bu süreç birkaç yıl içerisinde Akkoyunlu hanedanını büyük bir taht mücadelesine sürükledi.
Tarihî Önemi
Selçuk Şah Begüm, Akkoyunlu tarihindeki en önemli kadın siyasî şahsiyetlerden biridir.
Hayatı boyunca üç ayrı siyasî safhaya şahit oldu:
Uzun Hasan döneminde hükümdar eşi olarak Akkoyunlu Devleti’nin yükselişini,
Uzun Hasan’ın ölümünün ardından oğulları arasındaki taht mücadelesini,
Sultan Yakub döneminde ise hükümdar annesi olarak devletin yeniden istikrar kazanmasını gördü.
Özellikle Sultan Yakub’un 1478 yılında Akkoyunlu tahtını ele geçirmesinde oynadığı rol onun siyasî nüfuzunun en açık göstergelerinden biridir.
Selçuk Şah Begüm’ün hayatı, XV. yüzyıl Türk ve Türkmen devletlerinde kadınların devlet siyasetinin tamamen dışında olmadığını göstermesi bakımından da önemlidir.
Hanedan kadınları gerektiğinde aşiret reisleriyle temas kurabiliyor, şehzadelerin siyasî geleceklerini şekillendirebiliyor, saray içi ittifaklarda rol oynayabiliyor ve hayır faaliyetleriyle toplum içerisinde ayrı bir nüfuz alanı oluşturabiliyorlardı.
Selçuk Şah Begüm bu geleneğin Akkoyunlu tarihindeki en belirgin temsilcilerinden biridir.
Onun 1490 yılında ölümü yalnızca güçlü bir hükümdar annesinin hayatının sona ermesi anlamına gelmedi.
Kısa süre içerisinde Sultan Yakub’un da ölmesiyle birlikte Akkoyunlu Devleti, bir daha tam anlamıyla aşamayacağı taht mücadeleleri ve merkezî otorite krizleri dönemine girdi.
Bu nedenle Selçuk Şah Begüm, Akkoyunlu Devleti’nin yükselişinden çözülme döneminin başlangıcına kadar uzanan yaklaşık yarım asırlık siyasî tarihin önemli tanıklarından ve aktörlerinden biri olarak değerlendirilmelidir.
Kaynaklar
Atıcı Arayancan, Ayşe. “Akkoyunlu Sarayında Bir Begüm ya da Mehd-i Ulyâ: Selçukşah Begüm”, Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi, Cilt 7, Sayı 20, 2019, s. 1–11.
Woods, John E. The Aqquyunlu: Clan, Confederation, Empire, University of Chicago Press, Chicago, 1976.
Sümer, Faruk. “Akkoyunlular”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.
Hasan-ı Rumlu. Ahsenü’t-Tevârîh, çev. Mürsel Öztürk, Türk Tarih Kurumu, Ankara.
Gıyâseddin Hândmîr. Habîbü’s-Siyer fî Ahbâri Efrâdi’l-Beşer.
Budak Münşî Kazvînî. Cevâhirü’l-Ahbâr, haz. Behram Nejad, Tahran, 2000.
Gaffârî. Târîh-i Cihân-ârâ, neşr. Hasan Neraki, Tahran.
Angiolello, Giovanni Maria. Seyyahların Gözüyle Sultanlar ve Savaşlar, çev. Tufan Gündüz, Yeditepe Yayınları, İstanbul, 2007.
Erdem, İlhan. “Otlukbeli Savaşı Sonrası Ak-Koyunlular”, OTAM, Sayı 17, 2005.
Şerefhan Bitlisî. Şerefnâme, çev. M. Emin Bozarslan.

Hazırlayan:
Ahmet Koç
Türk Tarih Araştırmacısı
www.devletialiyyei.com








