Vezir Reşîdeddin

Vezir Reşîdeddin, Anadolu Selçuklu Devleti’nin siyasî, askerî ve iktisadî bakımdan en güçlü dönemlerinden birini yaşadığı I. Alâeddin Keykubad devrinde vezirlik makamında bulunan devlet adamıdır. Kaynaklarda adı Reşîdeddin, Reşideddin ve Reşidüddin biçimlerinde yazılmakta, tam künyesi belirtilmeden genellikle “Vezir Reşîdeddin” şeklinde anılmaktadır. Prof. Dr. Refik Turan’ın Türkiye Selçuklularında Hükümet Mekanizması adlı çalışmasında I. Alâeddin Keykubad’ın 1220-1237 yılları arasındaki saltanatının vezirleri arasında gösterilen Reşîdeddin, Kültür Bakanlığı tarafından yayımlanan Anadolu Selçukluları ve Beylikler Dönemi Uygarlığı adlı eserin merkez teşkilâtını ele alan bölümünde de I. Alâeddin Keykubad’ın veziri olarak kaydedilmiştir.

Doğumu ve İlk Yılları

Vezir Reşîdeddin’in doğum tarihi, doğduğu şehir, ailesi ve çocukluk yılları hakkında günümüze ulaşmış güvenilir bir bilgi bulunmamaktadır. Eğitim gördüğü kurum, hangi şehirlerde yetiştiği ve Anadolu Selçuklu Devleti’nin hizmetine hangi görevle girdiği de bilinmemektedir. Anadolu Selçuklu vezirlerinin önemli bir bölümü kalemiyeden yetişen, Arapça ve Farsça bilen, devlet yazışmalarına, maliyeye ve hukukî uygulamalara hâkim kişiler arasından seçilmiş olsa da Reşîdeddin’in hangi eğitim çevresinde yetiştiğini kesin olarak gösterecek doğrudan bir kayıt mevcut değildir. Bundan dolayı onun belirli bir bölgede doğduğu, belirli bir âlimin yanında eğitim gördüğü veya vezirliğe getirilmeden önce müstevfîlik, tuğrâîlik, müşriflik ya da başka bir divan görevi yaptığı yönünde kesin bir hüküm vermek doğru değildir.

Reşîdeddin’in hayatı hakkındaki en açık ve güvenilir kayıt, XIII. yüzyılın ilk yarısında Anadolu Selçuklu Devleti’nin merkezî yönetiminde yer aldığı ve I. Alâeddin Keykubad döneminde vezirlik yaptığıdır. Vezirlik gibi devlet teşkilâtının en yüksek idarî makamlarından birine getirilmiş olması, onun bu göreve tayin edilmeden önce ciddi bir devlet tecrübesine, yazışma ve idare bilgisine sahip bulunduğunu düşündürmektedir. Ancak bu değerlendirme, vezirlik makamının gerektirdiği şartlardan hareketle yapılan bir çıkarımdır ve Reşîdeddin’in önceki hayatını ayrıntılı biçimde anlatan müstakil bir tarihî kayda dayanmamaktadır.

I. Alâeddin Keykubad’ın Tahta Çıkışı ve Reşîdeddin’in Vezirliği

I. İzzeddin Keykâvus’un 1220 yılında ölmesinin ardından Anadolu Selçuklu tahtına kimin çıkarılacağı dönemin ileri gelen devlet adamları arasında görüşüldü. Bu sırada önceki hükümdarın veziri Sâhib Mecdeddin Ebû Bekir, Melikü’l-ümerâ Seyfeddin Ay-aba, Pervâne Şerefeddin Muhammed, Mübârizüddin Çavlı, Mübârizüddin Behramşah, Zeyneddin Başara ve Şemseddin Hamza gibi önemli devlet adamları yönetim çevresinde bulunuyordu. Yapılan görüşmelerin ardından Malatya yakınlarındaki Kezirpert Kalesi’nde tutulan Alâeddin Keykubad serbest bırakıldı, Sivas’a getirildi ve burada düzenlenen törenle Anadolu Selçuklu tahtına çıkarıldı.

Reşîdeddin’in vezirliğe tam olarak hangi tarihte getirildiği ve görevinin I. Alâeddin Keykubad’ın saltanatının hangi yıllarını kapsadığı kaynaklarda açık biçimde belirtilmemiştir. Bununla birlikte Anadolu Selçuklu vezirlerini hükümdarlara göre sıralayan akademik çalışmalar, Sâhib Mecdeddin Ebû Bekir’i I. İzzeddin Keykâvus’un, Reşîdeddin’i ise I. Alâeddin Keykubad’ın veziri olarak göstermektedir. Bu kayıt, Reşîdeddin’in Keykubad’ın hükümdarlığı sırasında devletin en yüksek idarî makamlarından birini üstlendiğini göstermekte, fakat onun mutlaka 1220 yılında göreve başladığını veya hükümdarın on yedi yıl süren saltanatının tamamında vezirlik yaptığını kanıtlamamaktadır.

I. Alâeddin Keykubad tahta çıktığında güçlü emirlerin devlet içerisindeki nüfuzu oldukça fazlaydı. Sultan, hükümdarlığının ilk yıllarında kendisini sınırlandırabilecek askerî ve siyasî güç odaklarını kontrol altına alarak merkezî otoriteyi kuvvetlendirmeye yöneldi. Seyfeddin Ay-aba ve bazı güçlü emirlerin tasfiye edilmesi, önemli devlet görevlerinin yeniden düzenlenmesi ve yönetimin doğrudan sultanın iradesine bağlanması bu siyasetin başlıca sonuçlarıydı. Reşîdeddin’in vezirliği de merkezî otoritenin güçlendirildiği, devlet gelirlerinin, iktâların, askerî hazırlıkların, diplomatik yazışmaların ve taşra idaresinin daha sıkı biçimde denetlendiği bu dönemin idarî yapısı içerisinde değerlendirilmelidir.

Vezirlik Makamındaki Görevleri

Anadolu Selçuklu Devleti’nde vezir, Dîvân-ı A‘lâ adı verilen merkezî hükümet teşkilâtının başında bulunur, devletin idarî ve malî işlerinin düzenli biçimde yürütülmesini sağlar, sultanın emirlerinin divanlara ve taşra yöneticilerine ulaştırılmasını takip ederdi. Müstevfîlik, pervânecilik, tuğrâ veya inşâ divanı, dîvân-ı arz ve işrâf-ı memâlik gibi idarî birimler kendi görev alanlarında çalışırken bu teşkilâtın genel koordinasyonu vezirlik makamında toplanırdı. Vezir devlet meselelerini sultana sunar, hükümdarın aldığı kararların uygulanmasını sağlar, önemli tayinler, iktâlar, maliye işleri, resmî yazışmalar ve diplomatik temaslarla ilgilenirdi.

Reşîdeddin’in vezir sıfatıyla bu idarî yapının başında bulunduğu anlaşılmakla birlikte hangi fermanı hazırladığı, hangi elçilik heyetine başkanlık ettiği, hangi seferin maliyesini düzenlediği veya hangi imar eserinin meydana getirilmesinde görev aldığı konusunda adına bağlanabilen açık bir belge henüz bilinmemektedir. Bundan dolayı Alâiye’nin fethi, Yassıçemen Savaşı, Harput’un alınması, Eyyûbîlerle gerçekleştirilen mücadeleler veya Sultan Hanı, Alara Hanı ve Kubâdâbâd Sarayı gibi büyük yapıların inşası sırasında Reşîdeddin’in doğrudan görev aldığını söylemek mümkün değildir. Bu gelişmeler onun vezirlik yaptığı hükümdarın döneminde meydana gelmiş olsa da her birini kişisel olarak Reşîdeddin’e bağlamak, tarihî delil bulunmadan yapılmış bir yakıştırma olur.

Anadolu Selçuklu vezirliğinin altın divit takımı, mühür, kılıç, hil‘at, sarık, mesned, çadır, tuğ, sancak ve nevbet gibi makam alâmetleri bulunuyordu. Vezirler “hâce”, “sâhib”, “sâhibü’l-a‘zam”, “el-vezîrü’l-muazzam”, “düstûrü’l-muazzam”, “Nizâmülmülk” ve “Kıvâmülmülk” gibi yüksek unvanlarla anılabiliyor, kendilerine maaşın yanı sıra iktâ gelirleri de verilebiliyordu. Reşîdeddin’in hangi unvanları kullandığı, kendisine hangi bölgenin iktâ edildiği ve ne kadar gelir tahsis edildiği bilinmemekle beraber taşıdığı vezirlik unvanı, saray ve devlet protokolünde sultandan sonraki en önemli idarî mevkilerden birini işgal ettiğini göstermektedir.

I. Alâeddin Keykubad Dönemindeki Devlet Yönetimi

Reşîdeddin’in görev yaptığı I. Alâeddin Keykubad dönemi, Anadolu Selçuklu Devleti’nin Akdeniz’den Karadeniz’e uzanan ticaret yollarını denetlediği, Alâiye ve çevresindeki hâkimiyetini kuvvetlendirdiği, doğuda Mengücüklü topraklarını devlet sınırlarına kattığı, Harput’u ele geçirdiği ve 1230 yılında gerçekleştirilen Yassıçemen Savaşı’nda Celâleddin Hârizmşah’ı mağlûp ettiği bir yükseliş devriydi. Devlet aynı zamanda Eyyûbîler, Artuklular, Trabzon Rum İmparatorluğu, Kilikya Ermeni Krallığı ve doğudan yaklaşan Moğol tehlikesi karşısında yoğun bir diplomasi yürütüyordu. Bu kadar genişleyen bir siyasî yapının idaresi güçlü bir merkez teşkilâtını, düzenli vergi ve iktâ kayıtlarını, güvenilir haberleşmeyi ve sultanın emirlerini uygulayabilecek tecrübeli bir bürokrasiyi gerekli kılıyordu.

I. Alâeddin Keykubad döneminde kalelerin güçlendirilmesine, ticaret yollarının güvenliğinin sağlanmasına, kervansarayların yaptırılmasına ve Anadolu’nun farklı bölgeleri arasındaki ekonomik bağlantıların geliştirilmesine önem verildi. Sultan, bir taraftan askerî seferlerle devletin sınırlarını genişletirken diğer taraftan Anadolu üzerinden geçen milletlerarası ticaret yollarını güvence altına almaya çalıştı. Bu siyaset devlet gelirlerinin artmasını, şehirlerin gelişmesini ve Anadolu Selçuklu ülkesinin Doğu ile Batı arasındaki ticarette önemli bir merkez hâline gelmesini sağladı.

Vezir Reşîdeddin’in tarihî önemi, kişisel faaliyetleri ayrıntılı biçimde kaydedilmemiş olsa bile bu güçlü devlet düzeninin merkezinde vezirlik makamını taşıyan isimlerden biri olmasından kaynaklanmaktadır. I. Alâeddin Keykubad’ın yüksek siyasî zekâsı ve otoriter yönetim tarzı sebebiyle dönemin devlet adamları hükümdarın iradesinin önüne geçemiyor, kendilerine verilen görevleri merkezî siyasete uygun biçimde yürütmek zorunda kalıyordu. Reşîdeddin de bağımsız hareket eden bir hükümet başkanından ziyade sultanın otoritesi altında Dîvân-ı A‘lâ’nın işleyişini sağlayan en yüksek idarî görevli konumundaydı.

Birlikte Görev Yaptığı Devlet Adamları

I. Alâeddin Keykubad döneminde devlet yönetiminde Reşîdeddin’in yanı sıra Ziyâeddin Karaarslan, Kemâleddin Kâmyâr, Mübârizüddin Ertokuş, Mübârizüddin Çavlı, Şemseddin Altun-aba, Tâceddin Pervâne, Sâdeddin Köpek ve Şemseddin Muhammed el-İsfahânî gibi çok sayıda önemli devlet adamı bulunuyordu. Akademik listelerde Ziyâeddin Karaarslan da I. Alâeddin Keykubad devrinin vezirleri arasında gösterilmektedir. Fakat Reşîdeddin ile Ziyâeddin Karaarslan’ın görevlerinin hangi yıllarda başladığı, bu iki vezirin art arda mı yoksa farklı yetki alanlarında mı görev yaptığı kesin biçimde açıklanamamaktadır.

Kemâleddin Kâmyâr, I. Alâeddin Keykubad’ın güvendiği önemli asker ve devlet adamlarından biriydi. Mübârizüddin Ertokuş ise özellikle Akdeniz kıyılarındaki Selçuklu faaliyetlerinde ve fetih hareketlerinde öne çıkmıştı. Sâdeddin Köpek, saltanatın ilerleyen yıllarında etkisini artırmış, mimari faaliyetleri ve saray içerisindeki siyasî nüfuzuyla tanınmıştı. Reşîdeddin’in bu devlet adamlarıyla aynı merkezî teşkilât içerisinde görev yaptığı kabul edilmekle birlikte kaynaklarda aralarındaki özel görüşmeleri, iş bölümünü veya siyasî anlaşmazlıkları anlatan ayrıntılı kayıtlar bulunmamaktadır.

Şemseddin Muhammed el-İsfahânî’nin I. Alâeddin Keykubad döneminde müşrif ve tuğrâî olarak görev yaptığı, daha sonra II. Gıyâseddin Keyhusrev ve II. İzzeddin Keykâvus dönemlerinde vezirliğe yükseldiği bilinmektedir. Bu durum Reşîdeddin’in vezirliği sırasında merkez bürokrasisinde ileride devlet yönetiminde çok etkili olacak güçlü kâtiplerin ve divan görevlilerinin yetiştiğini göstermektedir. Ancak Reşîdeddin’in bu kişilerin yetişmesinde doğrudan rol oynadığına veya onları belirli görevlere bizzat tayin ettirdiğine ilişkin açık bir belge bulunmamaktadır.

Görevden Ayrılması ve Ölümü

Vezir Reşîdeddin’in görevden ne zaman ve hangi sebeple ayrıldığı bilinmemektedir. Azledildiğine, sürgüne gönderildiğine, başka bir göreve tayin edildiğine veya siyasî bir mücadele sonucunda öldürüldüğüne dair güvenilir bir kayıt mevcut değildir. Aynı şekilde ölüm tarihi, öldüğü yer ve mezarının bulunduğu şehir de tespit edilememiştir. I. Alâeddin Keykubad’ın 31 Mayıs 1237 tarihinde Kayseri’de ölmesinden sonra Reşîdeddin’in hayatta olup olmadığı ve yeni hükümdar II. Gıyâseddin Keyhusrev döneminde herhangi bir görev üstlenip üstlenmediği de bilinmemektedir.

Bu bilgi eksikliği sebebiyle Reşîdeddin’in hayatını doğumundan ölümüne kadar kesin tarihlerle sıralamak mümkün değildir. Onun hakkında yazılabilecek güvenilir biyografi, I. Alâeddin Keykubad döneminde vezirlik yaptığını ve Anadolu Selçuklu merkez teşkilâtının en yüksek makamlarından birini taşıdığını belirleyen kayıtlarla sınırlıdır. Kaynakların sustuğu alanları tahminlerle doldurmak, farklı dönemlerde yaşamış aynı adlı devlet adamlarının faaliyetlerini ona mal etmek anlamına geleceğinden tarihî açıdan doğru olmaz.

Aynı İsimli Kişilerle Karıştırılmaması

I. Alâeddin Keykubad’ın veziri Reşîdeddin, XIII. yüzyılın ortalarında doğan İlhanlı veziri, hekim ve tarihçi Reşîdüddin Fazlullah-ı Hemedânî değildir. Hemedânî, Gāzân Han ve Olcaytu Han dönemlerinde yaşamış, İlhanlı Devleti’nde vezirlik yapmış, Câmiu’t-Tevârîh adlı eseri kaleme almış ve 1318 yılında idam edilmiştir. Keykubad’ın veziri Reşîdeddin ise Hemedânî dünyaya gelmeden önce Anadolu Selçuklu yönetiminde görev yapmıştır. Bu nedenle Reşîdüddin Fazlullah-ı Hemedânî’nin eserlerini, hayır faaliyetlerini, İlhanlı ülkesindeki mülklerini ve ölümünü Anadolu Selçuklu veziri Reşîdeddin’e bağlamak doğru değildir.

Bu kişi ayrıca II. İzzeddin Keykâvus döneminde Divân-ı Mezâlim’de görev yapan Reşîdeddin Emîr-i Dâd ile de aynı kişi değildir. Reşîdeddin Emîr-i Dâd, 1246 yılından sonraki dönemin adalet ve icra görevlileri arasında gösterilirken I. Alâeddin Keykubad’ın Reşîdeddin’i doğrudan vezir unvanıyla kaydedilmiştir. Reşîdeddin Ebû Bekir Cüveynî adıyla bilinen emîr-i ârız da farklı bir devlet adamıdır. Bu isimlerin görevleri ve yaşadıkları dönemler birbirinden ayrılmadığında Anadolu Selçuklu tarihi ile İlhanlı tarihine ait olaylar kolaylıkla birbirine karışmaktadır.

Tarihteki Yeri

Vezir Reşîdeddin, hayatının ayrıntıları günümüze ulaşmamış olmasına rağmen I. Alâeddin Keykubad devrindeki Selçuklu merkez yönetiminin başlıca isimlerinden biri olarak önem taşımaktadır. Onun adının hükümdarlara göre düzenlenen vezir listelerinde yer alması, Keykubad dönemindeki güçlü hükümdarlık yapısının yalnızca askerî kumandanlardan değil, Dîvân-ı A‘lâ’yı yöneten yüksek bürokratlardan da destek aldığını göstermektedir. Reşîdeddin’in şahsî hayatı ve faaliyetleri karanlıkta kalmış olsa da taşıdığı vezirlik makamı, Anadolu Selçuklu Devleti’nin en parlak çağındaki idarî düzenin temel unsurlarından biri olduğunu ortaya koymaktadır.

Kaynakların Reşîdeddin hakkında verdiği bilgilerin sınırlı olması, onun önemsiz bir devlet adamı olduğu anlamına gelmemektedir. Orta Çağ tarihçileri çoğunlukla hükümdarların seferlerini, taht mücadelelerini, isyanları ve büyük siyasî olayları ayrıntılı biçimde anlatmış, devlet teşkilâtının günlük işleyişini sağlayan birçok bürokrat hakkında ise yalnızca isim ve unvan kaydetmiştir. Reşîdeddin de Anadolu Selçuklu Devleti’nin güçlü bir merkezî yönetim kurduğu dönemde vezirlik makamında bulunmasına rağmen şahsî hayatı ve icraatları ayrıntılı biçimde kaydedilmeyen devlet adamlarından biri olmuştur.

Kaynakça

  • Prof. Dr. Refik Turan, Türkiye Selçuklularında Hükümet Mekanizması: Vezir ve Divan, Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları, İstanbul 1995.
  • Anadolu Selçukluları ve Beylikler Dönemi Uygarlığı, “Anadolu Selçukluları ve Beylikler Dönemi Merkez Teşkilâtı”, editör Ahmet Yaşar Ocak, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 2006.
  • Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, “Vezir” maddesi.
  • Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, “Keykubad I” maddesi.
  • “Türk Devletlerinde Görevlendirilen İranlı Vezirler Üzerine İnceleme”, Anadolu Selçuklu vezirleri tablosu.

 

Ahmet Koç
Türk Tarih Araştırmacısı ve Yazar
www.devletialiyyei.com Kurucusu