Göktürk Yazıtları

Göktürk Yazıtları, Türk milletinin kendi diliyle meydana getirdiği en eski ve en önemli tarihî belgeler arasında yer almaktadır. II. Göktürk Kağanlığı döneminde dikilen bu bengü taşlar; yalnızca hükümdarların başarılarını anlatan mezar kitabeleri değil, Türk milletine seslenen birer devlet bildirisi, tarih muhasebesi ve gelecek nesillere bırakılmış siyasi vasiyettir.

Yazıtlarda Türklerin bağımsızlık mücadelesi, devletin kuruluş ve yıkılış sebepleri, kağan ile millet arasındaki sorumluluk ilişkisi, Türk töresi, savaşlar, komşu devletlerle münasebetler ve dönemin toplumsal hayatı anlatılmaktadır. Bu yönüyle Göktürk Yazıtları; Türk dili, tarihi, edebiyatı, kültürü ve devlet düşüncesinin temel kaynaklarından biridir.

Göktürk Yazıtları Hakkında Genel Bilgiler

“Göktürk Yazıtları” veya akademik kullanımdaki adıyla “Köktürk Yazıtları”, geniş anlamda Göktürk döneminden kalan yazılı eserlerin tamamını ifade eder. “Orhun Yazıtları” denildiğinde ise genellikle Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk adına dikilen üç büyük yazıt anlaşılır.

Ancak Tonyukuk Yazıtı, coğrafi olarak Orhun Vadisi’nin merkezinde değildir. Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtları Moğolistan’daki Koşo Çaydam bölgesinde, Tonyukuk Yazıtı ise Ulan Batur’un doğusunda, Nalayh yakınlarındaki Bayn Tsokto bölgesinde bulunmaktadır.

Tonyukuk Yazıtı yaklaşık 720 yılında, bazı değerlendirmelere göre 720-725 yılları arasında dikilmiştir. Kül Tigin Yazıtı 732, Bilge Kağan Yazıtı ise 735 yılında tamamlanmıştır. Bu nedenle üç büyük yazıtın tamamını 732-735 yılları arasına tarihlendirmek doğru değildir.

Göktürk Yazıtları İlk Türkçe Yazılı Belgeler midir?

Göktürk Yazıtları çoğu zaman “Türkçenin ilk yazılı belgeleri” olarak tanıtılmaktadır. Ancak bu ifade açıklamaya muhtaçtır. Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk yazıtları, Türkçenin bilinen ilk büyük, kapsamlı ve bütünlüklü yazılı eserleridir. Bunlardan önce dikildiği düşünülen Çoyr Yazıtı gibi daha kısa Türkçe yazıtlar da bulunmaktadır.

I. Göktürk Kağanlığı döneminden kalan ve yaklaşık 581 yılına tarihlenen Bugut Yazıtı ise Göktürk tarihine ait olmakla birlikte Türkçe değil, büyük ölçüde Soğdca yazılmıştır. Bu nedenle Göktürk dönemine ait en eski yazıt ile en eski Türkçe yazıt aynı şey değildir.

En doğru ifade şudur:

Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk yazıtları, Türkçenin bilinen ilk büyük ve gelişmiş yazılı metinleri arasında yer almaktadır.

Yazıtların Ortaya Çıktığı Tarihî Dönem

Göktürk Kağanlığı, 552 yılında Bumin Kağan tarafından kuruldu. Türk adını devlet adı olarak kullanan bu siyasi teşkilat, kısa sürede Orta Asya’nın en büyük güçlerinden biri hâline geldi.

Bumin Kağan devletin doğu kanadını yönetirken kardeşi İstemi Yabgu batı kanadının idaresini üstlendi. Göktürkler kısa zamanda geniş bir coğrafyaya hâkim oldu. Ancak taht mücadeleleri, boylar arasındaki anlaşmazlıklar ve Çin’in uyguladığı siyasi faaliyetler sonucunda devlet parçalandı.

Doğu Göktürk Kağanlığı 630 yılında Çin hâkimiyetine girdi. Türk milleti yaklaşık elli yıl boyunca bağımsızlığını kaybetti. Bu dönemde Türk beylerinin bir bölümü Çin hizmetine girerken Türk boyları farklı bölgelere dağıldı.

Kutluğ, yani İlteriş Kağan, 682 yılında ayaklanarak Türk bağımsızlığını yeniden kazandı ve II. Göktürk Kağanlığı’nı kurdu. İlteriş Kağan’ın en önemli yardımcılarından biri Bilge Tonyukuk’tu.

Kapgan Kağan döneminde devlet yeniden genişledi ve Türk boylarının önemli bir bölümü Göktürk hâkimiyeti altında toplandı. Kapgan Kağan’ın ölümünden sonra 716 yılında Bilge Kağan tahta çıktı. Kardeşi Kül Tigin ordunun başına geçti, Bilge Tonyukuk ise tecrübesiyle devlet yönetiminde yer aldı.

Göktürk Yazıtları, bu yeniden kuruluş ve bağımsızlık mücadelesinin ardından meydana getirildi. Yazıtlarda yalnızca kazanılan zaferler anlatılmadı; geçmişte yapılan hatalar da açıkça ortaya konularak devletin neden yıkıldığı sorgulandı.

Yazıtların Dikilme Amacı

Göktürk Yazıtlarının temel amacı, Türk milletinin yaşadığı büyük mücadeleleri unutulmaz hâle getirmek ve gelecek nesilleri aynı hatalara karşı uyarmaktı.

Yazıtların dikilme amaçları şunlardır:

  • Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini anlatmak,
  • Devletin nasıl kurulduğunu ve neden yıkıldığını açıklamak,
  • Kağanların millete karşı görevlerini belgelemek,
  • Türk milletini birlik ve beraberliğe çağırmak,
  • Çin’in siyasi ve ekonomik faaliyetlerine karşı halkı uyarmak,
  • İl ve törenin korunmasının önemini göstermek,
  • Gelecek hükümdarlara devlet yönetimi konusunda öğüt vermek,
  • Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk’un hizmetlerini ölümsüzleştirmek.

Bu sebeple yazıtlar yalnızca mezar kitabeleri değil, aynı zamanda Türk tarihinin ilk siyasetnameleri arasında kabul edilmektedir.

Tonyukuk Yazıtı

Tonyukuk Yazıtı, iki ayrı taş üzerine yazılmıştır. Büyük Göktürk yazıtları arasında en eski olanıdır. Metin, Bilge Tonyukuk’un ağzından birinci şahısla anlatılmaktadır.

Bilge Tonyukuk; İlteriş Kağan, Kapgan Kağan ve Bilge Kağan dönemlerinde görev yapan tecrübeli bir devlet adamı, kumandan ve stratejisttir. Türklerin Çin hâkimiyetinden kurtulmasında ve II. Göktürk Kağanlığı’nın kurulmasında önemli rol oynamıştır.

Yazıtta Türklerin Çin hâkimiyetinden kurtuluşu, İlteriş Kağan’ın çevresinde toplanmaları, düşmanlara karşı yapılan seferler ve devletin yeniden kuruluşu anlatılır. Tonyukuk, olayları yalnızca bir kumandan gibi değil, siyasi kararların arkasındaki aklı temsil eden bir devlet adamı olarak aktarır.

Tonyukuk Yazıtı’nda istihbarat, coğrafya bilgisi, zamanlama, düşmanın durumunu doğru değerlendirme ve beklenmedik anda harekete geçme gibi askerî strateji unsurları dikkat çeker.

Tonyukuk’un anlatımına göre Türk milleti, yöneticisiz ve teşkilatsız kaldığı için Çin hâkimiyetine girmişti. İlteriş Kağan’ın ortaya çıkması ve Türk boylarının onun çevresinde toplanmasıyla bağımsızlık yeniden kazanıldı.

Tonyukuk Yazıtı bu bakımdan Türk tarihinin en eski siyasi ve askerî hatıratlarından biri olarak değerlendirilebilir.

Kül Tigin Yazıtı

Kül Tigin, Bilge Kağan’ın kardeşi ve Göktürk ordusunun başkumandanıydı. Devletin iç karışıklıklardan kurtarılmasında ve düşmanlara karşı korunmasında büyük rol oynadı.

Kül Tigin, henüz genç yaşlarından itibaren savaşlara katıldı. Çinliler, Kırgızlar, Türgişler, Karluklar, Oğuzlar ve diğer topluluklarla yapılan mücadelelerde önemli başarılar kazandı. Göktürk ordusunun en güçlü kumandanlarından biri hâline geldi.

731 yılında ölmesinin ardından adına büyük bir anıt külliyesi hazırlandı ve yazıtı 732 yılında dikildi. Metnin önemli bölümleri Bilge Kağan’ın ağzından kaleme alınmıştır. Yazıyı taşa geçiren kişi Yolluğ Tigin’dir.

Kül Tigin Yazıtı’nda Türk milletinin geçmişi, Bumin Kağan ve İstemi Kağan’ın devleti kurması, devletin güçlenmesi, ardından gelen başarısız yöneticiler yüzünden bağımsızlığın kaybedilmesi anlatılır.

Yazıtta, Türk beylerinin ve milletinin Çin’in tatlı sözlerine ve değerli hediyelerine aldanmasının devleti felakete sürüklediği özellikle vurgulanır. Daha sonra İlteriş Kağan, Kapgan Kağan, Bilge Kağan ve Kül Tigin’in mücadeleleriyle devletin yeniden ayağa kaldırıldığı ifade edilir.

Kül Tigin Yazıtı yalnızca bir kahramanın savaşlarını anlatmaz. Türk milletine birlikten ayrılmaması, kağanına bağlı kalması, töresini koruması ve yabancı devletlerin aldatıcı siyasetine karşı dikkatli olması öğütlenir.

Bilge Kağan Yazıtı

Bilge Kağan, 716 yılında Göktürk tahtına çıktı. Kardeşi Kül Tigin’in askerî gücü ve Tonyukuk’un devlet tecrübesi sayesinde devletin iç düzenini yeniden kurdu.

Bilge Kağan döneminde Göktürk Devleti siyasi, askerî ve ekonomik bakımdan güçlendi. Türk boyları yeniden bir araya getirildi ve Çin ile daha dengeli ilişkiler kurulmaya çalışıldı.

Bilge Kağan 734 yılında öldü. Adına hazırlanan yazıt, oğlu tarafından 735 yılında diktirildi. Metni taşa geçiren kişi yine Yolluğ Tigin’dir.

Bilge Kağan Yazıtı, Kül Tigin Yazıtı’yla büyük ölçüde benzerlik göstermektedir. Bununla birlikte Bilge Kağan’ın devlet anlayışı, halka karşı sorumlulukları ve Türk milletine verdiği öğütler daha belirgin biçimde işlenmiştir.

Bilge Kağan kendisini yalnızca savaş kazanan bir hükümdar olarak göstermemiştir. Aç milleti doyurmayı, çıplak milleti giydirmeyi, yoksul milleti zenginleştirmeyi ve dağılmış halkı yeniden bir araya getirmeyi hükümdarlığın temel görevleri arasında saymıştır.

Bu ifadeler, eski Türk devlet anlayışında kağanın hâkimiyetinin sınırsız olmadığını göstermektedir. Kağan milleti korumak, beslemek, adaleti sağlamak ve töreyi yaşatmakla yükümlüdür.

Yazıtlardan Seçilmiş İfadeler

Aşağıdaki sözler, yazıtların günümüz Türkçesine anlam aktarımıyla verilmiştir. Araştırmacıların çevirileri arasında bazı kelime ve ifade farklılıkları bulunabilir.

“Türk Oğuz beyleri ve milleti, işitin!”

Bu hitap, yazıtların yalnızca yöneticilere değil, bütün Türk milletine seslenen metinler olduğunu gösterir.

“Üstte mavi gök, altta yağız yer yaratıldığında, ikisinin arasında insanoğlu yaratılmıştır.”

Bu sözlerin ardından Bumin Kağan ile İstemi Kağan’ın Türk milletinin başına geçerek devleti ve töreyi düzenlediği anlatılır.

“Çin milletinin sözü tatlı, ipeği yumuşakmış.”

Burada Çin’in yalnızca askerî kuvvetle değil; tatlı sözler, hediyeler ve ekonomik imkânlarla Türk topluluklarını kendisine çektiği vurgulanmaktadır.

“Gece uyumadım, gündüz oturmadım.”

Bu söz, kağanların ve devlet adamlarının Türk milletini yeniden diriltmek için gösterdiği fedakârlığı anlatmaktadır.

“Çıplak milleti giydirdim, yoksul milleti zengin kıldım; az milleti çok kıldım.”

Bu ifade, Türk devlet anlayışında hükümdarın halka karşı ekonomik ve toplumsal sorumluluğunu ortaya koymaktadır.

“Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe Türk milletinin ilini ve töresini kim bozabilir?”

Bu ünlü sesleniş, Türk devletinin devamlılığının milletin birliğine ve töreye bağlılığına dayandığını ifade etmektedir.

Göktürk Devlet Anlayışı

Göktürk Yazıtlarında gelişmiş bir devlet düşüncesi görülmektedir. Devletin varlığı yalnızca kağanın gücüne değil; millet, töre, bağımsızlık ve Tanrı tarafından verilen yönetme yetkisine dayandırılmıştır.

Yazıtlarda devlet karşılığında kullanılan en önemli kavram il kelimesidir. İl, yalnızca toprak parçasını değil; bağımsız devleti, siyasi düzeni ve teşkilatlanmış milleti ifade eder.

Töre, devletin işleyişini düzenleyen hukuk, gelenek ve ahlâk kurallarının bütünüdür. Kağan da dâhil olmak üzere devletin bütün unsurlarının töreye uygun hareket etmesi beklenir.

Kut, hükümdara Tanrı tarafından verildiğine inanılan yönetme yetkisidir. Ancak kağan görevini yerine getirmez, milleti koruyamaz ve töreden ayrılırsa yönetme gücünü kaybedebilir.

Budun, millet veya halk anlamında kullanılır. Yazıtlardaki “Türk budun” sözü, ortak bir siyasi kimliğe ve tarih bilincine sahip Türk milletini ifade eder.

Kağan, devletin başında bulunan hükümdardır. Ancak kağanın temel görevi milleti korumak, açları doyurmak, yoksulları zenginleştirmek ve devleti bağımsız tutmaktır.

Bu kavramlar, Göktürklerde gelişmiş ve belirli kurallara bağlanmış bir devlet düşüncesinin bulunduğunu göstermektedir.

Göktürk Alfabesi

Yazıtlarda kullanılan yazı sistemi Göktürk, Köktürk veya Orhun alfabesi olarak adlandırılır. Eski İskandinav yazılarına şekil bakımından benzetildiği için Batılı araştırmacılar tarafından “Türk runik yazısı” adı da kullanılmıştır. Ancak bu adlandırma, iki yazı sistemi arasında doğrudan bir bağ bulunduğu anlamına gelmez.

Göktürk alfabesi genellikle 38 işaretten oluşan bir sistem olarak kabul edilmektedir. Harfler birbirine bitişmez ve kelimeler çoğunlukla üst üste konulmuş iki noktayla birbirinden ayrılır. Yazı genellikle sağdan sola doğru yazılmıştır.

Alfabenin kökeni hakkında farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı araştırmacılar Türk damgalarından geliştirildiğini, bazı araştırmacılar ise Soğd ve Ârâmî kökenli yazı sistemlerinden etkilenmiş olabileceğini ileri sürmektedir. Bu konu bilim dünyasında kesin olarak çözülebilmiş değildir.

Yazıtların Bulunması

Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtları, 1889 yılında Rus araştırmacı Nikolay Yadrintsev tarafından Koşo Çaydam bölgesinde bilim dünyasına tanıtıldı.

Yadrintsev’in bulduğu büyük taşların üzerindeki yazıların hangi millete ait olduğu başlangıçta bilinmiyordu. Yazıtların bir yüzünde Çince metinlerin bulunması, eserlerin tarihî kimliğinin belirlenmesine yardımcı oldu.

Tonyukuk Yazıtı ise 1897 yılında Yelizaveta Klements tarafından Bayn Tsokto bölgesinde bulundu. Yazıt, iki büyük taş üzerinde yer alan metinlerden oluşmaktaydı.

Yazıtların bulunması, Türk tarihi ve Türk dili araştırmalarında yeni bir dönemin başlamasını sağladı.

Göktürk Yazısının Çözülmesi

Yazıtlardaki alfabenin çözülmesi için Wilhelm Radloff ve Vilhelm Thomsen önemli çalışmalar yaptı.

Danimarkalı dil bilimci Vilhelm Thomsen, 25 Kasım 1893 tarihinde yazının ses değerlerini çözmeyi başardı. İlk çözülen kelimeler arasında “Türk” ve “Tengri” bulunuyordu.

Thomsen’in açıklamasından sonra Wilhelm Radloff da yazıtların okunması ve yayımlanması konusunda çalışmalar gerçekleştirdi. Böylece yazıtların Türkçe olduğu kesin biçimde anlaşıldı.

Bu gelişme Türkoloji tarihinde bir dönüm noktası oldu. Türklerin İslamiyet öncesindeki tarihleri artık yalnızca Çin, İran veya Bizans kaynaklarından değil, doğrudan Türklerin kendi dilindeki belgelerden de öğrenilmeye başlandı.

Prof. Dr. Ahmet Taşağıl’ın Katkıları

Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Göktürk tarihinin özellikle Çin kaynaklarıyla birlikte değerlendirilmesine önemli katkılarda bulunan Türk tarihçilerindendir.

Taşağıl’ın çalışmalarında Göktürk Yazıtları, Çin yıllıkları ve arkeolojik bulgular birlikte ele alınmaktadır. Böylece yazıtlarda anlatılan olayların Çin kaynaklarındaki karşılıkları incelenmekte ve hadiselerin tarihî arka planı açıklanmaktadır.

Ahmet Taşağıl’a göre II. Göktürk Kağanlığı döneminde dikilen yazıtların bulunmasıyla Türklerin kendi iç dünyalarını, devlet düşüncelerini ve tarihlerini kendi dillerinden öğrenme imkânı doğmuştur.

Türkçe yazıtlarla Çin kaynaklarının karşılaştırılması, Göktürk tarihinin daha sağlam ve çok yönlü biçimde anlaşılmasını sağlamaktadır. Taşağıl’ın Göktürkler üzerine hazırladığı eserler, yazıtlarda anlatılan siyasi ve askerî hadiselerin tarihî bağlamının belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır.

Tarihî ve Kültürel Önemi

Göktürk Yazıtlarının tarihî ve kültürel önemi birkaç temel başlıkta toplanabilir.

Türk dili açısından: Türkçenin VIII. yüzyıldaki söz varlığını, ses özelliklerini, cümle yapısını ve anlatım gücünü göstermektedir.

Türk tarihi açısından: Türklerin yaşadığı olayları kendi bakış açılarından anlatan en eski ve kapsamlı kaynaklardandır.

Türk kimliği açısından: Türk adının millet ve devlet bilinci içinde kullanıldığı temel yazılı belgelerdir.

Devlet anlayışı açısından: İl, töre, kut, kağan ve budun arasındaki ilişkiyi açıklayan ilk siyasi metinlerdendir.

Bağımsızlık düşüncesi açısından: Türk milletinin kendi devleti ve kendi kağanı altında yaşaması gerektiğini vurgulamaktadır.

Edebiyat açısından: Güçlü hitabeti, tekrarları, benzetmeleri ve özlü anlatımıyla Türk yazılı edebiyatının başlangıç eserleri arasında yer almaktadır.

Askerî tarih açısından: Seferler, ordular, stratejik kararlar ve dönemin savaş yöntemleri hakkında bilgi vermektedir.

Toplumsal hayat açısından: Halkın ekonomik durumu, kağanın görevleri, boylar arasındaki ilişkiler ve komşu devletlerle yapılan mücadeleler konusunda önemli bilgiler sunmaktadır.

Kül Tigin ve Bilge Kağan anıtlarının bulunduğu Orhun Vadisi, Orta Asya’da birbirini takip eden bozkır devletlerinin siyasi ve kültürel merkezlerinden biri olmuştur. Orhun Vadisi Kültürel Peyzajı, 2004 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır.

Sonuç

Göktürk Yazıtları, Türk milletinin taşa kazınmış devlet hafızasıdır. Bu eserlerde yalnızca geçmişin savaşları ve kahramanları anlatılmamış; bağımsızlığın nasıl kazanıldığı, devletin hangi hatalar sonucunda yıkıldığı ve milletin varlığını sürdürebilmesi için nelere dikkat etmesi gerektiği de açıklanmıştır.

Bilge Kağan’ın millete seslenişi, Kül Tigin’in mücadeleleri ve Tonyukuk’un devlet aklı, yaklaşık bin üç yüz yıl sonra bile önemini korumaktadır.

Göktürk Yazıtları; Türk milletine birlikten ayrılmama, yabancı devletlerin aldatıcı siyasetine karşı dikkatli olma, töreyi koruma ve bağımsızlığa sahip çıkma öğüdü veren ölümsüz bengü taşlardır.

Kaynaklar

  1. Muharrem Ergin, Orhun Abideleri.
  2. Talat Tekin, Orhon Yazıtları: Kül Tigin, Bilge Kağan, Tunyukuk.
  3. Ahmet Bican Ercilasun, Türk Kağanlığı ve Türk Bengü Taşları.
  4. Ahmet Taşağıl, Gök-Türkler I-II-III.
  5. Cengiz Alyılmaz, Orhun Yazıtlarının Bugünkü Durumu.
  6. Erhan Aydın, Orhon Yazıtları.
  7. Kürşat Yıldırım, Göktürk Yazıtları.
  8. Vilhelm Thomsen, Orhon Yazıtları Araştırmaları.
  9. Hüseyin Namık Orkun, Eski Türk Yazıtları.
  10. Osman Fikri Sertkaya, Göktürk Harfli Çoyr Yazıtı.

Hazırlayan: Ahmet Koç

Türk Tarihi Araştırmacısı ve Yazar

devletialiyyei.com