Mukan Kağan
Mukan Kağan, Göktürk Devleti’nin kurucusu Bumin Kağan’ın oğlu Türk tarihinin en başarılı askerî ve siyasî hükümdarlarından biridir. Kara Issık Kağan’ın 553 yılında ölmesinin ardından tahta çıkmış; yaklaşık on dokuz yıl süren hükümdarlığı sırasında Göktürk Devleti’ni Orta Asya’nın en büyük gücü hâline getirmiştir.
Bumin Kağan’ın kurduğu, Kara Issık Kağan’ın koruduğu devlet Mukan Kağan zamanında geniş bir imparatorluğa dönüşmüştür. Cücenlerin siyasî varlığına kesin olarak son verilmiş; doğuda Kitanlar, kuzeyde Kırgızlar ve batıdaki çok sayıda Türk topluluğu Göktürk hâkimiyetine alınmıştır. İstemi Yabgu’nun yönettiği batı seferleri sonucunda Akhun Devleti ortadan kaldırılmış ve İpek Yolu’nun önemli bölümleri denetim altına alınmıştır.
Mukan Kağan yalnızca askerî zaferleriyle değil, Kuzey Çin’de birbirleriyle mücadele eden devletleri Göktürk çıkarları doğrultusunda yönlendirmesiyle de öne çıkmıştır. Onun döneminde Çin devletleri Göktürklerle ittifak kurabilmek için birbirleriyle yarışmış, Göktürk Kağanlığı Asya siyasetinin belirleyici devleti hâline gelmiştir.
Adı ve Unvanları

Mukan Kağan’ın adı Çin kaynaklarında farklı işaret ve okunuşlarla kaydedilmiştir. En yaygın biçimler şunlardır:
- Mu-kan Kağan
- Mukan Kağan
- Muhan Kağan
- Muğan Kağan
- Muqan Qaghan
- Mu-kan K’o-han
- Mu-han K’o-han
Soğdca Bugut Yazıtı’nda adı mwx’n x’γ’n veya buna yakın bir yazımla geçmektedir. Bazı Türkologlar bu unvanın özgün Türkçe biçimini Buqan Kağan olarak değerlendirmiştir. Bununla birlikte Türkiye’deki tarih yazımında en yaygın kullanım “Mukan Kağan”dır.
Çin kaynaklarında Mukan’ın şahsî adı Yen-tou, Yandou veya benzer biçimlerde yazılmıştır. Bazı araştırmacılar bu adın “Kırlangıç Kalesi” anlamına geldiğini belirtmektedir. Ancak Çin işaretleriyle kaydedilen eski Türkçe isimlerin yeniden kurulması her zaman kesin sonuç vermediğinden, bu anlam ihtiyatla kullanılmalıdır.
Mukan, tahta çıktıktan sonra şahsî adından çok kağanlık unvanıyla tanınmıştır. “Kağan”, bozkır devlet geleneğinde bağımsız devletin en yüksek hükümdarını ifade ediyordu.
Doğumu ve Doğum Yeri

Mukan Kağan’ın doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Çin hanedan yıllıkları onun hükümdarlığı, askerî seferleri ve dış ilişkileri hakkında ayrıntılı bilgiler vermesine rağmen doğum yılını kaydetmemiştir.
Bazı popüler yayınlarda yaklaşık 500 yılında doğduğu ileri sürülmektedir. Ancak bu tarihi doğrulayan açık ve güvenilir bir dönem kaynağı bulunmamaktadır. Bu nedenle Mukan Kağan’ın kesin bir doğum yılı varmış gibi “500 yılında doğdu” şeklinde yazmak doğru değildir.
Bumin Kağan’ın oğlu ve 553 yılında devlet yönetimini üstlenebilecek yaşta bir hanedan mensubu olduğu dikkate alındığında 6. yüzyılın başlarında dünyaya gelmiş olması mümkündür. Bu yalnızca tarihî olaylardan hareketle yapılan bir tahmindir.
Doğum yeri de kesin olarak bilinmemektedir. Göktürklerin o dönemde Altay Dağları ve çevresinde yaşaması nedeniyle Mukan’ın Altay bölgesinde dünyaya gelmiş olabileceği düşünülmektedir. Ancak belirli bir şehir, vadi veya yerleşim yerini onun doğum yeri olarak gösterecek tarihî belge yoktur.
Ailesi ve Aşina Hanedanı
Mukan Kağan’ın babası Göktürk Devleti’nin kurucusu Bumin Kağan’dır. Ailesi, Çin kaynaklarında Aşina adıyla kaydedilen Göktürk hükümdar hanedanına mensuptur.
Mukan’ın annesinin adı, kökeni ve hayatı hakkında güvenilir bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle annesini belirli bir Türk boyuna, Çin hanedanına veya başka bir topluluğa bağlayan anlatımlar kesin tarihî bilgi olarak kabul edilmemelidir.
Mukan’ın kaynaklarda adı geçen kardeşleri arasında şunlar bulunmaktadır:
- Kara Issık Kağan
- Taspar Kağan
- Aşina Kutou adıyla kaydedilen hanedan üyesi
Kara Issık Kağan, Bumin’in ölümünden sonra Göktürk tahtına çıkmış ve 553 yılında ölünceye kadar devleti yönetmiştir. Taspar Kağan ise Mukan’ın 572 yılındaki ölümünden sonra tahta geçmiştir.
Bumin Kağan’ın kardeşi İstemi Yabgu, Mukan’ın amcasıydı. İstemi, devletin batı kanadını yönetiyor ve batıdaki bütün askerî faaliyetlerini merkezdeki kağan adına yürütüyordu.
Çocukluğu ve Yetişmesi
Mukan Kağan’ın çocukluk yılları hakkında doğrudan tarihî bilgi yoktur. Hangi kişilerden eğitim aldığı, gençliğinde katıldığı ilk savaş ve üstlendiği ilk idarî görev kaynaklarda anlatılmamıştır.
Bununla birlikte Aşina hanedanına mensup bir hükümdar adayı olarak bozkır devlet geleneğine uygun biçimde yetiştirildiği düşünülebilir. Eski Türk hükümdar ailesinin erkek çocuklarının küçük yaşlardan itibaren at binme, ok atma, avlanma, silah kullanma ve askerî birlikleri yönetme konusunda eğitim almaları beklenirdi.
Hanedan üyeleri yalnızca savaşçı olarak yetiştirilmiyordu. Türk töresini, boylar arasındaki ilişkileri, elçi kabul etme kurallarını, devlet meclisinin işleyişini ve farklı topluluklarla kurulacak siyasî ilişkileri de öğrenmeleri gerekiyordu.
Mukan’ın ilerleyen yıllarda gösterdiği askerî ve siyasî başarılar, onun tahta çıkmadan önce önemli bir tecrübe kazandığını düşündürmektedir. Ancak gençlik döneminde katıldığı belirli seferleri kesin olaylar şeklinde anlatmak mümkün değildir.
Bumin Kağan Dönemindeki Yeri
Bumin Kağan, 545 yılında Batı Vey Devleti ile diplomatik ilişki kurdu. 546 yılında Cücenlere karşı ayaklanan Töles topluluklarını kendi yönetimi altına alarak askerî ve nüfus bakımından büyük bir güç kazandı.
Cücen hükümdarı A-na-kuei’nin Bumin’in evlilik isteğini hakaret ederek reddetmesi üzerine iki taraf arasındaki ilişkiler kesildi. Bumin, Batı Vey hanedanından bir prensesle evlenerek Çin sınırındaki siyasî durumunu güvence altına aldı. Ardından 552 yılında Cücen ordusunu mağlup ederek Göktürk Devleti’nin bağımsızlığını ilan etti.
Mukan’ın babasının Cücenlere karşı yürüttüğü mücadelede hangi görevleri üstlendiği bilinmemektedir. Ancak Bumin’in oğlu ve hanedanın önde gelen üyelerinden biri olması nedeniyle devletin kuruluş sürecindeki askerî hazırlıklarda görev almış olması muhtemeldir.
Bumin Kağan’ın ölümünden sonra önce büyük oğlu Kara Issık tahta çıktı. Mukan, ağabeyinin kısa hükümdarlığı sırasında hanedanın önde gelen askerî yöneticilerinden biri olarak varlığını sürdürdü.
Kara Issık Kağan’ın Vasiyeti

Kara Issık Kağan’ın hükümdarlığı birkaç ay ile yaklaşık bir yıl arasında sürdü. Cücenlerin geride kalan kuvvetlerini Mu-lai Dağı çevresinde mağlup ederek yeni kurulan Göktürk Devleti’nin bağımsızlığını sağlamlaştırdı.
Kara Issık Kağan 553 yılında hastalanarak hayatını kaybetti. Çin kayıtlarına göre ölümünden önce kendi oğlu Shetu’yu tahta çıkarmak yerine kardeşi Mukan’ı halefi olarak belirledi.
Bu tercihin gerekçesi kaynaklarda açıkça anlatılmamaktadır. Göktürk Devleti henüz kuruluş dönemindeydi ve Cücen tehlikesi tamamen ortadan kaldırılamamıştı. Böyle bir dönemde tecrübeli, askerî yetenekleri kabul edilmiş ve boy beylerinin güvenini kazanmış bir hanedan üyesinin tahta çıkarılması gerekli görülmüş olabilir.
Kara Issık’ın oğlu Shetu daha sonra İşbara Kağan adıyla Göktürk tahtına çıkacaktı. Ancak 553 yılındaki şartlarda taht Mukan’a bırakıldı.
Göktürk Tahtına Çıkışı

Mukan Kağan, Kara Issık’ın ölümünün ardından 553 yılında Göktürk Devleti’nin üçüncü kağanı oldu. Taht değişikliği büyük bir iç savaşa yol açmadan gerçekleştirildi.
Mukan tahta çıktığında Göktürk Devleti bağımsızlığını henüz yeni kazanmıştı. Devletin merkezinde Aşina hanedanı bulunuyor, doğudaki merkezî bölgeler doğrudan kağan tarafından yönetiliyor, batı kanadı ise İstemi Yabgu’nun idaresinde bulunuyordu.
Mukan’ın önündeki en önemli meseleler şunlardı:
- Cücenlerin kalan kuvvetlerini ortadan kaldırmak
- Göktürk boyları arasındaki birliği korumak
- Devletin doğu ve kuzey sınırlarını genişletmek
- Kuzey Çin’deki devletlere karşı siyasî üstünlük kurmak
- İstemi Yabgu’nun batı faaliyetlerini merkezî otoriteye bağlı tutmak
- Ticaret yolları üzerinde Göktürk hâkimiyetini güçlendirmek
Mukan Kağan hükümdarlığının ilk yıllarından itibaren bu hedeflere yönelik sert ve kararlı bir siyaset izledi.
Mukan Kağan’ın Fiziksel Özellikleri
Mukan Kağan, Çin kaynaklarında dış görünüşü hakkında en fazla bilgi verilen eski Türk hükümdarlarından biridir. Kaynaklarda onun geniş bir yüze, kızıl bir tene ve “donuk cam” veya “renkli sır” gibi tarif edilen gözlere sahip olduğu belirtilmektedir.
Bazı araştırmacılar bu ifadeyi Mukan’ın gözlerinin gri, mavi veya açık renkli olduğu şeklinde yorumlamıştır. Ancak Çincede kullanılan kelimenin doğrudan belirli bir göz rengini ifade edip etmediği tartışmalıdır. Bu nedenle Mukan’ın gözlerinin kesin biçimde mavi olduğunu söylemek yerine, Çin kaynaklarının gözlerini alışılmadık ve camı andıran bir görünüşle tasvir ettiğini belirtmek daha doğrudur.
Yüzünün genişliğinin “bir Çin ayağından fazla” olduğu yönündeki anlatım da doğrudan modern ölçüyle değerlendirilmemelidir. Bu tür ifadeler hükümdarın heybetli ve korkutucu görünüşünü vurgulayan edebî bir tasvir olabilir.
Çin kaynakları Mukan’ı yalnızca dış görünüşüyle değil; cesareti, sertliği, zekâsı, bilgisi ve askerî yeteneğiyle de tanıtmaktadır. Onun askerî taktikleri iyi bildiği, ordusuna başarıyla komuta ettiği ve düşmanları üzerinde büyük korku meydana getirdiği kaydedilmektedir.
Cücenlerin Kesin Olarak Ortadan Kaldırılması
Mukan Kağan’ın tahta çıktıktan sonraki ilk büyük hedefi Cücenlerin kalan kuvvetlerini ortadan kaldırmaktı. Bumin ve Kara Issık’ın kazandığı zaferlere rağmen Cücen hanedanının bazı üyeleri mücadeleyi sürdürüyordu.
Cücenlerin bir bölümü Kuzey Ch’i Devleti’ne, Teng-shu-tse idaresindeki diğer bir bölümü ise Batı Vey Devleti’ne sığındı. Çin devletleri bu toplulukları Göktürklere karşı kullanabilecekleri bir güç olarak korumak istiyordu.
Mukan Kağan, Cücenlerin yeniden teşkilatlanmasına izin vermedi. Göktürk ordularının baskısı sonucunda Cücen kalıntıları bir kez daha mağlup edildi. Teng-shu-tse ve yanındaki yaklaşık üç bin kişilik topluluk Batı Vey topraklarına sığındı.
Mukan, Batı Vey yönetimine elçi göndererek sığınan Cücenlerin teslim edilmesini istedi. Göktürklerle savaşmayı göze alamayan Batı Vey yönetimi, Teng-shu-tse ve beraberindekileri Göktürk elçilerine teslim etti. Cücenlerin kalan siyasî ve askerî kadrosu ortadan kaldırıldı.
Böylece yaklaşık iki yüzyıl boyunca Moğolistan ve çevresinde büyük bir güç olarak varlığını sürdüren Cücen Kağanlığı’nın siyasî hâkimiyeti 555 yılında kesin biçimde sona erdi. Göktürk Devleti, Cücenlerin eski hâkimiyet bölgelerinin büyük bölümüne yerleşti.
Doğuda Kitanların Hâkimiyet Altına Alınması
Cücen tehlikesini ortadan kaldıran Mukan Kağan, doğu yönünde askerî harekâta başladı. Mançurya ve çevresinde yaşayan Kitanlar, Göktürk Devleti’nin doğudaki en önemli rakiplerinden biri hâline gelmişti.
Mukan’ın orduları Kitanları mağlup ederek önemli bir bölümünü Göktürk hâkimiyeti altına aldı. Böylece devletin doğu sınırları Mançurya ve Kore’ye yakın bölgelere kadar genişledi.
Kitanların bağlanması yalnızca toprak genişlemesi anlamına gelmiyordu. Bu başarı Göktürklerin Kuzey Çin devletlerini doğu yönünden de baskı altında tutabilmesine imkân sağladı. Ayrıca Cücenlerin ardından doğu bozkırlarında ortaya çıkabilecek yeni bir rakibin güçlenmesi engellendi.
Kuzeyde Kırgızların Bağlanması
Mukan Kağan kuzey yönünde de seferler düzenledi. Yenisey bölgesi ve Güney Sibirya çevresinde yaşayan Kırgızlar Göktürk hâkimiyetine alındı.
Kırgızların bağlanmasıyla Göktürk Devleti’nin kuzey sınırları genişledi. Güney Sibirya’daki orman, maden ve hayvan kaynaklarına ulaşım kolaylaştı. Aynı zamanda kuzeydeki ticaret yolları güvence altına alındı.
Mukan’ın doğu ve kuzey seferleri sonucunda eski Hun coğrafyasının önemli bir bölümü yeniden tek bir siyasî merkez çevresinde birleşti.
İstemi Yabgu ile Devlet Yönetimi
Mukan Kağan devletin merkezî ve doğu bölgelerini yönetirken amcası İstemi Yabgu batı kanadının başında bulunuyordu.
İstemi bağımsız bir hükümdar değildi. Askerî seferlerini, diplomatik ilişkilerini ve fetihlerini merkezdeki Göktürk kağanı adına yürütüyordu. Mukan en yüksek hükümdar olarak kabul ediliyor, İstemi ise yabgu unvanıyla batıdaki geniş toprakları yönetiyordu.
İki hükümdar arasında bu dönemde açık bir iktidar mücadelesi yaşandığına dair bilgi bulunmamaktadır. Mukan ile İstemi arasındaki görev paylaşımı Göktürk Devleti’nin hızlı biçimde büyümesini sağladı.
Mukan’ın merkezde güçlü bir otorite kurması, İstemi’nin batıda geniş çaplı seferler düzenleyebilmesine imkân verdi. İstemi’nin başarıları da Mukan’ın bütün Orta Asya üzerindeki hükümdarlık iddiasını güçlendirdi.
Akhun Devleti’ne Karşı Mücadele

Göktürk Devleti’nin batıya doğru genişlemesinin önündeki en önemli engellerden biri Akhun Devleti’ydi. Akhunlar, Mâverâünnehir, Toharistan ve Kuzey Afganistan çevresinde güçlü bir devlet kurmuşlardı. İpek Yolu’nun önemli bölümlerini ellerinde bulunduruyorlardı.
Göktürkler batı yönünde ilerlerken Sâsânî hükümdarı I. Hüsrev de Akhun hâkimiyetine son vermek istiyordu. Bu ortak çıkar Göktürklerle Sâsânîler arasında ittifak kurulmasını sağladı.
Akhunlara karşı yürütülen askerî faaliyetlerin doğrudan yönetimi İstemi Yabgu’nun elindeydi. Ancak İstemi seferlerini Mukan Kağan’ın merkezî hükümdarlığı adına gerçekleştiriyordu.
Göktürk ve Sâsânî kuvvetlerinin saldırıları sonucunda Akhun Devleti yaklaşık 557-563 yılları arasındaki mücadelelerde parçalandı. Akhun topraklarının Ceyhun’un doğusunda kalan önemli bölümü Göktürklerin, batıdaki bölümü ise Sâsânîlerin nüfuzuna girdi.
Bu gelişmeyle Göktürk Devleti Batı Türkistan’a yerleşti ve İpek Yolu üzerinde büyük bir güç hâline geldi.
İpek Yolu Üzerindeki Hâkimiyeti
Mukan Kağan dönemindeki genişleme Göktürklerin ekonomik gücünü de artırdı. Doğu ile batı arasındaki ticaret yollarının önemli bölümleri Göktürk hâkimiyetine girdi.
İpek, metal eşyalar, at, deri, kürk, değerli taşlar ve çeşitli tarım ürünleri İpek Yolu boyunca taşınıyordu. Ticaret yollarını kontrol eden devletler yalnızca gümrük ve vergi geliri elde etmiyor, aynı zamanda uluslararası siyasette büyük bir üstünlük kazanıyordu.
Soğd tüccarları Göktürk ülkesindeki ticaret ve diplomasi faaliyetlerinde önemli rol üstlendi. Soğdca, devletler arası ilişkilerde ve bazı resmî yazışmalarda kullanılan başlıca dillerden biri oldu.
Mukan Kağan, seferlerle elde edilen ganimet ve ekonomik kaynakları boylar arasında dağıtarak merkezî otoritesini güçlendirdi. Daha sonra hazırlanan Bugut Yazıtı’nda Mukan’ın serveti adaletli biçimde dağıttığı ve halkını besleyip gözettiği övgüyle anlatılmaktadır.
Kuzey Çin’deki Siyasî Durum
Mukan Kağan döneminde Çin siyasî birlikten yoksundu. Kuzey Çin’de birbirleriyle mücadele eden iki büyük devlet bulunuyordu:
- Batıda Batı Vey, daha sonra Kuzey Chou
- Doğuda Kuzey Ch’i
Her iki devlet de rakibine karşı Göktürklerin desteğini kazanmak istiyordu. Mukan Kağan bu mücadeleden ustalıkla yararlandı. Tek bir Çin devletine kesin biçimde bağlanmak yerine iki taraf arasındaki rekabeti Göktürk çıkarları doğrultusunda kullandı.
Çin devletleri Göktürklerin desteğini kazanmak için elçiler, hediyeler, ipekli kumaşlar ve evlilik teklifleri gönderiyordu. Mukan zaman zaman bir tarafla yakınlaşarak diğerini baskı altına alıyor, ardından siyasî şartlara göre ilişkilerinde değişiklik yapıyordu.
Bu politika sonucunda Çin devletleri Göktürklerle savaşa girmekten çekinmiş ve kuzey sınırlarını güçlendirmeye çalışmıştır. Çin Seddi’nin bazı bölümlerinin onarılması da Göktürk askerî baskısının büyüklüğünü göstermektedir.
Kuzey Chou ve Kuzey Ch’i Arasındaki Rekabet
Mukan başlangıçta Kuzey Chou ile yakınlaşmaya çalıştı. Ancak Kuzey Ch’i Devleti de Göktürklerle ittifak kurmak için büyük hediyeler ve evlilik teklifleri sundu.
Göktürk kağanının hangi tarafı destekleyeceği Kuzey Çin’deki güç dengesini değiştirebilecek kadar önemliydi. Mukan iki devlet arasındaki rekabeti dikkatle yönetti ve her iki taraftan da siyasî ve ekonomik kazanç elde etti.
563 yılında Göktürklerle Kuzey Chou arasında Kuzey Ch’i’ye karşı askerî ittifak kuruldu. Göktürk ve Chou kuvvetleri Kuzey Ch’i topraklarına ortak sefer düzenledi. Ancak Çin ordularının yetersiz hareket etmesi ve ağır kış şartları nedeniyle beklenen kesin sonuç alınamadı.
Buna rağmen seferler Kuzey Ch’i üzerinde büyük baskı oluşturdu. Göktürklerin Çin siyasetindeki ağırlığı daha da arttı.
Mukan Kağan’ın Kızının Çin İmparatoruyla Evlendirilmesi

Mukan Kağan döneminde Göktürk-Çin ilişkilerinin en önemli meselelerinden biri, Mukan’ın kızının Çin’deki hanedanlardan birinin hükümdarıyla evlendirilmesiydi.
Kuzey Chou İmparatoru Wu, Göktürk prensesiyle evlenmek istiyordu. Kuzey Ch’i hükümdarı da benzer bir teklifte bulundu. Mukan iki devlet arasındaki rekabeti değerlendirerek kararını uzun süre erteledi.
Kuzey Chou ile yapılan anlaşmaya göre Mukan’ın kızı İmparator Wu ile evlenecekti. Buna karşılık Kuzey Chou, Göktürklerle askerî ve siyasî ittifakını güçlendirecekti.
Çin’den gönderilen büyük bir elçilik heyeti Göktürk merkezinde uzun süre bekledi. Mukan bir ara Kuzey Ch’i’nin teklifine yaklaşarak önceki kararından vazgeçmeyi düşündü. Çin kayıtlarında bu sırada Göktürk merkezinde büyük bir fırtına çıktığı ve çadırların zarar gördüğü anlatılmaktadır. Mukan’ın bunu Gök’ün bir uyarısı olarak değerlendirdiği ve verdiği sözü yerine getirmeye karar verdiği kaydedilir. Bu anlatım, dönemin inanç ve diplomasi anlayışını yansıtan bir Çin kaydı olarak değerlendirilmelidir.
Mukan’ın kızı 568 yılında Çin’e gönderildi ve Kuzey Chou İmparatoru Wu ile evlenerek imparatoriçe oldu. Çin kaynaklarında adı belirtilmeyen prenses, Aşina İmparatoriçe olarak tanındı.
Bu evlilik Göktürk Devleti’nin Kuzey Çin üzerindeki siyasî etkisinin en önemli göstergelerinden biridir.
Mukan Kağan’ın Ailesi ve Çocukları

Mukan Kağan’ın eşlerinin kimlikleri hakkında kesin ve ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. Çin kaynaklarında eşlerinden birinin Türk, diğerinin yabancı kökenli olduğu yönünde bilgiler bulunmaktadır. Ancak adları kaydedilmemiştir.
Kaynaklarda Mukan’ın çocukları arasında şunlar yer almaktadır:
- Ta-lo-pien: Mukan’ın oğludur. Daha sonra Apa Kağan adıyla Göktürk taht mücadelelerinde önemli rol oynadı.
- Aşina Prensesi: 568 yılında Kuzey Chou İmparatoru Wu ile evlendi ve Çin imparatoriçesi oldu.
- Yangsu Tegin: Bazı hanedan kayıtlarında Mukan’ın oğulları arasında gösterilir.
Ta-lo-pien’in annesinin Türk olmadığı yönündeki kayıt, ilerleyen dönemde onun tahta çıkmasına karşı ileri sürülen gerekçelerden biri olmuştur. Ancak bu durum Mukan’ın ölümünden sonraki veraset tartışmalarında belirginleşmiştir.
Mukan Kağan’ın İnancı

Mukan Kağan’ın bağlı olduğu temel siyasî ve dinî anlayış eski Türk Gök Tanrı inancıydı. Hükümdarlık yetkisinin Gök tarafından verildiği düşüncesi, Göktürk devlet geleneğinin temel unsurlarındandı.
Mukan’ın kızının evlendirilmesi sırasında çıkan fırtınayı Gök’ün uyarısı olarak değerlendirdiğine ilişkin Çin kaydı da bu anlayışla ilişkilendirilmektedir.
Göktürk ülkesinde farklı dinlere mensup topluluklar bulunuyordu. Soğdlar arasında Zerdüştîlik, Maniheizm ve Budizm gibi inançlar mevcuttu. Mukan’ın bu topluluklara karşı hoşgörülü bir yönetim izlediği düşünülebilir.
Ancak Mukan Kağan’ın Budist olduğu veya Budizm’i Göktürk Devleti’nin resmî dini yaptığı yönünde kesin bir tarihî kanıt bulunmamaktadır. Budizme yönelik daha açık ilgi, kardeşi Taspar Kağan döneminde görülmektedir.
Devlet Yönetimi ve Hükümdarlık Anlayışı
Mukan Kağan, askerî kuvvetle diplomatik siyaseti birlikte kullanan bir hükümdardı. Devletin merkezinde güçlü otorite kurarken uzak bölgelerin Aşina hanedanına mensup yöneticiler tarafından yönetilmesine izin verdi.
İstemi Yabgu batı bölgelerini yönetiyor, doğu ve kuzey bölgelerine gönderilen hanedan üyeleri yerel askerî kuvvetlerin başında bulunuyordu. Bununla birlikte bütün yöneticiler merkezdeki büyük kağanın üstünlüğünü kabul ediyordu.
Mukan’ın başarısının temel unsurları şunlardı:
- Boylar arasındaki birliği koruması
- Askerî seferleri iyi planlaması
- Ganimeti ve ekonomik kaynakları dağıtması
- Hanedan üyeleri arasında görev paylaşımı yapması
- Çin devletleri arasındaki rekabetten yararlanması
- Ticaret yollarını koruması
- İstemi Yabgu’nun batıdaki faaliyetlerini desteklemesi
- Cücenlerin yeniden güçlenmesini kesin biçimde engellemesi
Bugut Yazıtı’nda halkını besleyen ve serveti paylaştıran bir hükümdar olarak övülmesi, askerî başarısının yanında cömertliğinin de yönetim anlayışında önemli olduğunu göstermektedir.
Göktürk Devleti’nin Ulaştığı Sınırlar

Mukan Kağan döneminde Göktürk Devleti doğuda Mançurya ve Kore’ye yakın bölgelerden batıda Orta Asya’ya kadar uzanan geniş bir güce dönüştü.
Çin kaynakları Göktürk hâkimiyet alanını doğuda denize, batıda Batı Denizi olarak adlandırılan bölgelere, kuzeyde Baykal ve Yenisey çevresine, güneyde Çin sınırlarına kadar uzanan büyük bir coğrafya olarak tanıtmaktadır.
Bu sınırlar modern devletlerde olduğu gibi kesin çizgilerden meydana gelmiyordu. Göktürk hâkimiyeti doğrudan yönetilen merkezî bölgeler, hanedan üyelerinin idaresindeki kanatlar, vergi veren boylar ve siyasî üstünlüğü kabul eden bağlı topluluklardan oluşuyordu.
Mukan döneminde devletin etkisi doğudan batıya binlerce kilometrelik bir alana yayılmıştı. Bu nedenle onun hükümdarlığı Göktürk Devleti’nin ilk büyük yükseliş ve imparatorluk dönemi kabul edilir.
Mukan Kağan’ın Son Yılları

Mukan Kağan’ın hükümdarlığının son yıllarında Göktürk Devleti askerî ve siyasî gücünün zirvesindeydi. Cücenler ortadan kaldırılmış, Kitanlar ve Kırgızlar bağlanmış, Akhun Devleti yıkılmış ve Kuzey Çin devletleri Göktürklerle ittifak kurmak için mücadele eder hâle gelmişti.
İstemi Yabgu batıdaki hâkimiyeti genişletmeye devam ederken Mukan merkezî otoriteyi korudu. Kızının Kuzey Chou imparatoruyla evlenmesi Göktürklerin Çin siyasetindeki yerini daha da güçlendirdi.
Mukan’ın son yıllarında büyük bir iç ayaklanma veya hükümdarlığını tehdit eden önemli bir taht mücadelesi yaşandığına dair kayıt yoktur. Bu durum onun yaklaşık yirmi yıllık iktidarı boyunca hanedan ve boylar arasındaki dengeyi koruduğunu göstermektedir.
Ölümü

Mukan Kağan 572 yılında hayatını kaybetti. Bazı eserlerde hükümdarlık dönemi 553-571 şeklinde gösterilmektedir. Bu farklılık Çin takviminin modern takvime çevrilmesi ve saltanat yıllarının hesaplanma biçiminden kaynaklanmaktadır. Türkiye’deki akademik çalışmaların önemli bir bölümünde hükümdarlığı 553-572 olarak kabul edilmektedir. Ahmet Taşağıl da Mukan devrini 553-572 yılları arasında ele almaktadır.
Mukan Kağan’ın kesin ölüm tarihi gün ve ay olarak bilinmemektedir. Ölüm sebebi de kaynaklarda açık biçimde kaydedilmemiştir. Hastalık, savaş yarası, suikast veya zehirlenme gibi belirli bir sebebi kesin olarak ileri sürmek mümkün değildir.
Mezarının nerede bulunduğu da tespit edilememiştir. Mukan’a ait olduğu kesin biçimde belirlenmiş bir mezar, balbal, heykel veya şahsî yazıt günümüze ulaşmamıştır.
Cenaze Töreni
Mukan Kağan’ın ölümünün ardından büyük bir cenaze ve yas töreni düzenlendiği anlaşılmaktadır. Törene Kuzey Chou Devleti’nden elçi olarak Wang Ch’ing’in katıldığı kaydedilmektedir.
Eski Türk cenaze geleneklerinde hükümdarın yakınlarının ve törene katılanların yüzlerini keserek yaslarını göstermeleri bilinen uygulamalardan biriydi. Göktürkler, Çin elçisinden de yüzünü çizmesini istedi. Elçi kendi devlet geleneğine aykırı olduğu gerekçesiyle bunu kabul etmedi. Göktürk yöneticiler de onun diplomatik konumunu dikkate alarak bu davranışına izin verdi. Mukan’ın 572 yılındaki cenazesinde Çin elçisinden yüzünü kesmesinin beklendiği akademik çalışmalarda da aktarılmaktadır.
Cenaze töreninin yapıldığı kesin yer, defin işleminin ayrıntıları ve mezar alanı bilinmemektedir. Genel Göktürk cenaze geleneklerini Mukan’ın töreninde uygulanmış kesin ayrıntılar şeklinde anlatmamak gerekir.
Türk Tarihindeki Yeri

Mukan Kağan, babasının kurduğu devleti büyük bir imparatorluğa dönüştüren hükümdardır. Onun döneminde Göktürk Devleti yalnızca bağımsızlığını korumamış; Orta Asya’nın askerî, siyasî ve ekonomik merkezi hâline gelmiştir.
Bumin Kağan devletin kurucusu, Kara Issık bağımsızlığı koruyan hükümdar, Mukan ise devleti en geniş siyasî güce ulaştıran kağan olarak değerlendirilebilir.
Mukan’ın en önemli başarıları şunlardır:
- Cücen Kağanlığı’nı kesin biçimde ortadan kaldırması
- Kitanları Göktürk hâkimiyetine alması
- Kırgızları devlete bağlaması
- Türk boylarının önemli bölümünü birleştirmesi
- İstemi Yabgu ile uyumlu bir yönetim kurması
- Akhun Devleti’nin yıkılmasını sağlaması
- İpek Yolu üzerinde hâkimiyet kurması
- Kuzey Çin devletlerini baskı altında tutması
- Çin siyasetini Göktürk çıkarları doğrultusunda yönlendirmesi
- Hanedan evliliği yoluyla Çin sarayında nüfuz kurması
- Askerî zaferlerden elde edilen kaynakları halk ve boylar arasında dağıtması
Mukan Kağan’ın ölümünde Göktürk Devleti, Kore’ye yakın bölgelerden Batı Türkistan’a, Çin sınırlarından Güney Sibirya’ya kadar uzanan büyük bir siyasî güçtü. Onun kurduğu düzen Taspar ve İstemi’nin ölümünden sonra yaşanan taht mücadeleleri nedeniyle sarsılmaya başlayacaktı.
Buna rağmen Mukan’ın hükümdarlığı, Göktürk tarihinin en parlak dönemlerinden biri ve Türk devlet geleneğinin önemli başarı örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Kaynaklar
- Ahmet Taşağıl, Gök-Türkler, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2021, s. 23-33.
- Ahmet Taşağıl, “Mukan Kağan”, Türk Dünyası Ansiklopedisi.
- Ahmet Taşağıl, “Türk”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.
- Bahaeddin Ögel, Doğu Göktürkleri Hakkında Vesikalar ve Notlar, Belleten.
- Liu Mau-tsai, Die chinesischen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Türken, Wiesbaden, 1958.
- Denis Sinor, The Cambridge History of Early Inner Asia, Cambridge University Press.
- Peter B. Golden, An Introduction to the History of the Turkic Peoples, Wiesbaden, 1992.
- René Giraud, L’Empire des Turcs Célestes, Paris, 1960.
- Édouard Chavannes, Documents sur les Tou-kiue Occidentaux, Paris, 1903.
- S. G. Klyaştornıy ve V. A. Livşits, “The Sogdian Inscription of Bugut Revised”, Acta Orientalia Academiae Scientiarum Hungaricae.
- Mehmet Ölmez, “A Short History of the Bugut Inscription”, 2019.
- Talat Tekin, Orhon Yazıtları, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1988.
- Linghu Defen, Zhou Shu, 50. bölüm, Türkler bahsi.
- Li Yanshou, Bei Shi, 99. bölüm, Türkler bahsi.
- Wei Zheng, Sui Shu, 84. bölüm, Türkler bahsi.
- Du You, Tongdian, Türkler bölümü.
- Sima Guang, Zizhi Tongjian, 553-572 yıllarıyla ilgili kayıtlar.
- Soğdca Bugut Yazıtı.













