I. KOSOVA MUHAREBESİ
Balkanlar’ın Kaderini Değiştiren Zafer ve Sultan Murad Hüdâvendigâr’ın Şehadeti
Giriş
Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan I. Kosova Muharebesi, yalnızca Osmanlı Devleti ile Balkan ittifakı arasında gerçekleşen bir savaş değildir. Bu mücadele, Balkanlar’ın siyasî geleceğini belirleyen, Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki kalıcılığını kesinleştiren ve Sultan I. Murad Hüdâvendigâr’ın şehadetiyle tarihe geçen büyük bir dönüm noktasıdır.
28 Haziran 1389 tarihinde Kosova Ovası’nda meydana gelen savaş, Osmanlı ilerleyişini durdurmak isteyen Balkan devletlerinin son büyük teşebbüslerinden biri olarak kabul edilir. Savaş sonunda Osmanlı ordusu kesin bir zafer kazanmış, ancak zaferin hemen ardından Sultan Murad Han şehit düşmüştür.
Bu nedenle Kosova, Türk tarihinin hem en büyük zaferlerinden biri hem de en hüzünlü hadiselerinden biri olarak hatırlanmaktadır.
Balkanlar’daki Durum ve Osmanlı Yükselişi

Osmanlı Devleti Rumeli’ye geçtikten sonra Balkanlar’da hızlı bir şekilde genişlemeye başladı. Özellikle Edirne’nin fethedilmesi ve ardından gelen Çirmen Zaferi, bölgedeki güç dengelerini tamamen değiştirdi.1371 yılında gerçekleşen Çirmen Zaferi sonrasında Makedonya, Trakya ve çevresindeki birçok prenslik Osmanlı üstünlüğünü kabul etmek zorunda kaldı.Sırp Krallığı’nın güçlü hükümdarı Stefan Duşan’ın ölümünden sonra büyük Sırp Devleti parçalanmıştı. Yerine birçok küçük prenslik ortaya çıkmıştı.Bu prensliklerin en güçlüsü Morava bölgesine hâkim olan Lazar Hrebelyanoviç idi.Başlangıçta Osmanlı üstünlüğünü kabul eden Lazar, zamanla Bosna Kralı Tvrtko ve diğer Balkan prensleriyle iş birliğine yöneldi. Osmanlıların Balkanlar’daki ilerleyişini durdurmak amacıyla yeni bir ittifak oluşturulmaya başlandı.Bu gelişmeler Sultan Murad Hüdâvendigâr tarafından yakından takip edildi.
Savaşın Nedenleri

I. Kosova Muharebesi’nin ortaya çıkmasında birçok etken rol oynadı.Balkan prenslikleri Osmanlı Devleti’ne ödedikleri vergilerden kurtulmak istiyordu.Osmanlı Devleti’nin uyguladığı iskân politikasıyla Anadolu’dan getirilen Türkmen nüfus Balkanlar’da kalıcı hale gelmeye başlamıştı.Sırp, Bosna ve diğer Balkan yöneticileri Osmanlı ilerleyişinin gelecekte kendi devletlerini tamamen ortadan kaldıracağını düşünüyordu.1387 yılında meydana gelen Ploşnik Çarpışması da Balkan hükümdarlarına cesaret verdi.
Osmanlı kuvvetlerinin bu bölgede yaşadığı zorluklar üzerine Balkanlar’da yeni bir ittifak oluşturuldu.Bu ittifakın amacı açıktı:
Osmanlı Devleti’ni Balkanlar’dan çıkarmak.
Kosova Ovası’na Doğru

Sultan Murad Han yaklaşan tehlikeyi gördü ve büyük bir sefer hazırlığı başlattı. Anadolu ve Rumeli’deki kuvvetler toplandı.
Osmanlı ordusunda;
- Yeniçeriler
- Azaplar
- Sipahiler
- Anadolu Beylikleri kuvvetleri
- Kral Marko birlikleri
- Konstantin Dejanoviç kuvvetleri
yer alıyordu. Sultan Murad Han ordunun merkezinde bulunuyordu. Sağ kanadın komutası Şehzade Bayezid’e verilmişti. Sol kanatta ise Şehzade Yakup Çelebi bulunuyordu. Karşı tarafta ise Lazar liderliğinde çok uluslu bir ordu hazırlanmıştı. Sırplar, Boşnaklar, Hırvatlar, Arnavutlar, Bulgarlar, Macarlar ve Çeklerden oluşan kuvvetler Kosova Ovası’nda toplandı. Kaynaklarda verilen rakamlar abartılıdır.
Modern tarihçilerin büyük bölümü her iki tarafın da yaklaşık 30-35 bin civarında askere sahip olduğunu kabul etmektedir.
Orduların Dizilişi

Kosova Ovası geniş ve açık bir araziydi.Osmanlı ordusu klasik savaş düzeninde yer aldı.Merkezde Sultan Murad ve Yeniçeriler bulunuyordu.Sağ kanatta Bayezid. Sol kanatta Yakup Çelebi. Balkan ittifakında ise merkezde Lazar yer alıyordu. Sağ kanatta damadı Vuk Brankoviç. Sol kanatta Bosna Kralı Tvrtko’nun kuvvetleri bulunuyordu. İki ordu gün doğumuyla birlikte tarihin en önemli meydan savaşlarından biri için karşı karşıya geldi.
Savaşın Başlaması

1389 yılının Haziran ayında iki büyük ordu Kosova Ovası’nda karşı karşıya geldi. Gün ağarırken Balkanlar’ın kaderini belirleyecek mücadele başlamıştı. Sırp Prensi Lazar, savaşın ilk anlarında Osmanlı merkezini yararak Sultan Murad Han’a ulaşmayı hedefliyordu. Bu nedenle ordusunun en güçlü unsuru olan ağır zırhlı süvarileri ön saflara sürdü. Sırp şövalyeleri dönemin Avrupa savaşlarının en etkili birlikleri arasında kabul ediliyordu. Kalın zırhlarla korunan bu süvariler uzun mızraklarıyla Osmanlı hatlarına büyük bir hızla saldırdılar.
Ancak Sultan Murad Han yılların tecrübesine sahip bir hükümdardı. Osmanlı ordusu saldırıya geçen değil, saldırıyı karşılayan taraf olarak mevzilenmişti. Sırp süvarileri Osmanlı merkezine doğru ilerlerken yeniçeriler ve okçular yoğun bir ok yağmuruna başladı.
Atlar ve süvariler ağır kayıplar vermeye başladı. Enverî’nin aktardığı bilgilere göre Osmanlı okçuları özellikle atları hedef alarak hücumun gücünü kırmışlardı. Bu durum savaşın ilk kritik kırılma noktası oldu.
Osmanlı Savunmasının Başarısı

Sırp hücumu ilk anda Osmanlı saflarında bazı boşluklar oluşturduysa da merkez çökmemişti. Yeniçeriler bulundukları mevzileri terk etmediler. Osmanlı ordusunun disiplinli yapısı burada kendisini gösterdi. Sırp şövalyeleri Osmanlı merkezine kadar yaklaşmış ancak istedikleri sonucu elde edememişlerdi. Ağır zırhlı süvarilerin en büyük avantajı hızlarıydı. İlk hücum başarısız olunca bu avantajlarını kaybettiler. Osmanlı birlikleri ise giderek üstünlüğü ele geçirmeye başladı. Sultan Murad Han savaşın en sıcak anlarında ordusunun başında bulunuyor ve birlikleri cesaretlendiriyordu.
Yıldırım Bayezid’in Karşı Taarruzu

Savaşın kaderini değiştiren gelişme Şehzade Bayezid’in gerçekleştirdiği karşı saldırı oldu. Bayezid sağ kanatta bekleyen kuvvetlerini büyük bir süratle harekete geçirdi. Ani ve sert saldırı karşısında Sırp kuvvetleri şaşkına döndü. Osmanlı süvarileri düşmanın yan tarafına yüklenerek savaş düzenini bozdu. Bayezid’in bu olağanüstü hızı daha sonra kendisine verilecek olan “Yıldırım” lakabının da temelini oluşturmuştur. Sırp birlikleri geri çekilmeye başladı. Balkan ittifakının savaş düzeni bozuldu. Artık savaşın kontrolü Osmanlı ordusunun eline geçmişti.
Balkan İttifakının Çözülüşü

Şehzade Bayezid’in saldırısından sonra savaşın dengesi tamamen değişti. Sırp birlikleri ağır kayıplar vermeye başladı. Bosna kuvvetleri geri çekildi. Vuk Brankoviç savaş meydanından ayrıldı. Sırp kaynaklarında bu durum ihanet olarak anlatılsa da birçok tarihçi bunun ordunun bozulması nedeniyle gerçekleşen bir geri çekilme olduğunu kabul etmektedir. Lazar’ın ordusu çözülmeye başlamıştı. Artık savaşın sonucu büyük ölçüde belli olmuştu. Kosova Ovası’nda Osmanlı zaferi şekilleniyordu.
Lazar’ın Yakalanması

Savaşın son safhasında Lazar’ın birlikleri tamamen dağıldı. Kendisi Osmanlı kuvvetleri tarafından ele geçirildi. Osmanlı kaynaklarının büyük çoğunluğu Lazar’ın savaş sonrasında idam edildiğini belirtmektedir. Böylece Osmanlı Devleti’ne karşı oluşturulan büyük Balkan ittifakının lideri ortadan kaldırılmış oldu. Lazar’ın ölümü Sırp tarihinin en önemli olaylarından biri haline gelmiş, sonraki yüzyıllarda etrafında birçok efsane oluşturulmuştur. Ancak tarihî gerçek açıktır:
Kosova Ovası’nda askerî başarı Osmanlı Devleti’nin olmuştur.
Zafer Kesinleşiyor

Günün sonunda savaş meydanı Osmanlıların elindeydi. Balkan ittifakı dağılmıştı. Sırp ordusu ağır kayıplar vermişti. Kosova Ovası artık Osmanlı zaferinin sembolü haline gelmişti. Fakat tam bu sırada Türk tarihinin en hüzünlü olaylarından biri yaşanacaktı. Sultan Murad Han, kazandığı büyük zaferin ardından şehadete yürüyordu.
Sultan Murad Hüdâvendigâr’ın Şehadeti

Kosova Ovası’nda savaş Osmanlı zaferiyle sonuçlanmıştı. Balkan ittifakı dağılmış, Lazar’ın ordusu bozguna uğramış ve Osmanlı ordusu meydanın hâkimi olmuştu. Fakat zaferin ardından tarihin akışını değiştiren bir olay yaşandı. Osmanlı kaynaklarına göre Sultan Murad Han savaş alanını gezerken yaralılar ve ölüler arasında dolaşıyor, zaferin sonuçlarını yerinde inceliyordu. Bu sırada yerde yaralı halde bulunan bir kişi padişaha yaklaşmak için izin istedi. Bu kişinin daha sonra kaynaklarda Miloş Obiliç veya Miloş Kobiliç adıyla anılacak olan bir Sırp savaşçı olduğu belirtilmektedir. Osmanlı rivayetlerine göre teslim olmak ve bazı bilgiler vermek istediğini söyleyen Miloş, padişaha yaklaşmayı başardı. Tam yaklaştığı sırada elbisesinin altında gizlediği hançeri çıkararak Sultan Murad Han’a saldırdı. Aldığı yara ağırdı. Muhafızlar Miloş’u hemen etkisiz hale getirdiler. Ancak Sultan Murad Han kısa süre sonra şehit düştü. Böylece Osmanlı Devleti’nin üçüncü hükümdarı olan Sultan Murad Hüdâvendigâr, savaş meydanında şehit olan tek Osmanlı padişahı olarak tarihe geçti.
Miloş Obiliç Efsanesi

Sırp tarih yazıcılığında Miloş Obiliç zamanla tarihî bir kişilikten çok destansı bir kahramana dönüştürülmüştür. Bazı Batılı kaynaklarda onun önceden planlanmış bir fedai grubunun üyesi olduğu ileri sürülür. Bazı rivayetlerde ise yanında on iki şövalye bulunduğu anlatılır.
Fakat olayın ayrıntıları konusunda kesin bilgiler mevcut değildir. Tarihçilerin ortak kanaati, Sultan Murad’ın savaşın sonunda gerçekleşen bir suikast sonucu hayatını kaybettiği yönündedir. Bu olay yüzyıllar boyunca hem Türk hem de Sırp tarih anlatılarında önemli bir yer tutmuştur. Sırp milliyetçiliğinin temel destanlarından biri haline gelen Kosova anlatısının merkezinde de Miloş Obiliç bulunmaktadır.
Bayezid’in Tahta Geçişi

Sultan Murad Han’ın şehadet haberi Osmanlı ordugâhında büyük üzüntü yarattı. Ancak savaş henüz tamamlanmış ve devletin geleceği güvence altına alınmak zorundaydı. Şehzade Bayezid süratle harekete geçti. Devletin başsız kalmasını önlemek amacıyla beyler ve komutanlar tarafından yeni hükümdar olarak kabul edildi. Böylece Yıldırım Bayezid dönemi başlamış oldu. Bayezid’in hızlı kararları ve kararlı tutumu sayesinde savaş sonrası oluşabilecek karışıklıkların önüne geçildi. Osmanlı Devleti büyük bir hükümdarını kaybetmişti ancak devlet düzeni korunmuştu.
Sultan Murad’ın Türbesi

Sultan Murad Han’ın naaşı daha sonra Bursa’ya götürülerek Çekirge’deki türbesine defnedildi. Ancak iç organlarının çıkarıldığı ve muhafaza edildiği yer Kosova’da bırakıldı. Bugün Kosova’da bulunan Murad Hüdâvendigâr Türbesi yüzyıllardır ziyaret edilmektedir.
Bu türbe yalnızca Osmanlı tarihinin değil Türk tarihinin de en önemli hatıra mekânlarından biridir. Kosova Ovası’nın ortasında bulunan bu mütevazı türbe, bir hükümdarın kazandığı zaferden hemen sonra şehadete yürüyüşünün sembolü olarak kabul edilmektedir.
Savaşın Sonuçları

I. Kosova Muharebesi Osmanlı tarihinin en önemli zaferlerinden biridir.
Bu savaşın ardından:
- Sırbistan yeniden Osmanlı üstünlüğünü kabul etti.
- Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’daki hâkimiyeti güçlendi.
- Kuzey Sırbistan yolu açıldı.
- Tuna Nehri’nin güneyinde Osmanlılara karşı koyabilecek büyük bir güç kalmadı.
- Balkanlar’da Osmanlı nüfuzu kesinleşti.
- Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki geleceği güvence altına alındı.
- İstanbul’un fethine giden süreç hızlandı.
- Türklerin Balkanlar’daki kalıcı varlığı kesinleşti.
Kosova Zaferi sayesinde Osmanlı Devleti yalnızca bir uç beyliği olmaktan çıkmış, Avrupa’nın en güçlü devletlerinden biri olma yolunda büyük bir adım atmıştır.
Sırp Tarihindeki Yeri
I. Kosova Savaşı, Sırp tarih yazıcılığında ve millî hafızasında çok özel bir yere sahiptir. Lazar ve Miloş Obiliç etrafında oluşan destanlar yüzyıllar boyunca nesilden nesile aktarılmıştır. Sırp milliyetçiliğinin en önemli sembollerinden biri haline gelen Kosova anlatısı, modern dönemde de etkisini sürdürmüştür. 1989 yılında savaşın 600. yıl dönümünde yapılan törenler ve konuşmalar, daha sonra Yugoslavya’nın dağılmasına kadar uzanacak siyasî gelişmeler üzerinde etkili olmuştur. Bu yönüyle Kosova Savaşı yalnızca askerî bir olay değil, Balkanlar’ın kolektif hafızasını şekillendiren tarihî bir dönüm noktasıdır.
Genel Değerlendirme
I. Kosova Muharebesi, Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’daki yükselişini durdurmak amacıyla oluşturulan en büyük ittifaklardan birinin yenilgiye uğratıldığı savaş olarak tarihe geçmiştir.
Bu zafer sayesinde Osmanlı Devleti Balkanlar’daki hâkimiyetini sağlamlaştırmış, Avrupa’daki varlığını kalıcı hale getirmiş ve gelecekteki fetihlerin önünü açmıştır.
Ancak Kosova, aynı zamanda Sultan Murad Hüdâvendigâr’ın şehadeti nedeniyle Türk tarihinin en hüzünlü zaferlerinden biridir.
Kosova Ovası’nda kazanılan bu büyük zafer, Türk milletinin hafızasında yalnızca askerî bir başarı olarak değil; fedakârlığın, adanmışlığın ve şehadetin sembolü olarak yaşamaya devam etmektedir.
Kaynakça
- Enverî, Düstûrnâme
- Ahmedî, Dâstân ve Tevârîh-i Mülûk-i Âl-i Osmân
- Âşıkpaşazâde Tarihi
- Neşrî, Cihannümâ
- Oruç Bey Tarihi
- Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi
- Halil İnalcık, Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar
- Stephen W. Reinert, Osmanlı Beyliği 1300-1389
- Noel Malcolm, Kosova: Balkanları Anlamak İçin
- TDV İslâm Ansiklopedisi, Kosova Savaşları Maddesi
- M. Braun, Kosovo: Die Schlacht auf dem Amselfelde
- T. Emmert, Serbian Golgotha: Kosovo 1389
- Skender Rizaj, Shqiptarët dhe Serbët në Kosove

www.devletialiyyei.com
Türk Tarih Araştırmacısı






















