Taspar Kağan
Taspar Kağan, Türk adını devlet adı olarak kullanan Göktürk Kağanlığı’nın kuruluş döneminde yetişmiş ve devletin en güçlü çağlarından birinde hükümdarlık yapmış önemli Türk kağanlarından biridir. Bumin Kağan’ın oğlu, Kara Kağan ile Mukan Kağan’ın kardeşi olan Taspar Kağan, 572 yılında tahta çıkmış ve 581 yılındaki ölümüne kadar Göktürk Devleti’ni yönetmiştir.

Onun dokuz yıl süren hükümdarlığı, Göktürklerin askerî ve siyasî bakımdan Asya’nın en güçlü devleti olduğu bir döneme rastlamaktadır. Bununla birlikte Taspar Kağan’ın Budizme gösterdiği yakınlık, Çin kültürünün Göktürk ülkesindeki etkisini artırması ve ölümünden önce yaptığı veliaht tercihi, tarihçiler tarafından tartışılan kararları arasında yer almaktadır.
Adı ve Unvanı

Taspar Kağan’ın adı Çin kaynaklarında farklı şekillerde kaydedilmiştir. Kaynaklarda genellikle T’a-po, Ta-po veya Tuobo biçimleriyle geçen hükümdarın adı, Türk tarih yazıcılığında uzun süre Taspar Kağan ya da Tapo Kağan şeklinde kullanılmıştır.
Bugut Yazıtı’nın Soğdca metni üzerinde yapılan yeni okumalar, ismin aslında “Tatpar Kağan” şeklinde okunmasının daha doğru olabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte Türkiye’deki tarih araştırmalarında “Taspar Kağan” adı daha yaygın biçimde kullanıldığı için bu çalışmada da bu ad tercih edilmiştir.
Bazı çalışmalarda onun şahsî adının Açu veya Aju olabileceği ileri sürülmektedir. Ancak bu okuma kesinlik kazanmamıştır. Taspar’ın hükümdarlık unvanı olduğu, şahsî adı konusunda ise kaynakların yeterince açık olmadığı kabul edilmelidir. Bugut Yazıtı hakkındaki yeni okumalar, Taspar yerine Tatpar biçimini desteklemektedir.
Doğumu, Ailesi ve Kökeni

Taspar Kağan’ın doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Bazı modern yayınlarda 552 veya 553 yılları verilmekle birlikte bu tarihler güvenilir çağdaş belgelerle kesin biçimde doğrulanamamaktadır. Üstelik Taspar’ın 572 yılında büyük bir devletin başına geçmesi ve kağanlık ailesi içindeki konumu dikkate alındığında, bu tarihlerin ihtiyatla karşılanması gerekir.
Taspar Kağan, Göktürk Devleti’nin kurucusu Bumin Kağan’ın oğludur. Aşina hanedanına mensuptur. Kara Kağan ve Mukan Kağan onun kardeşleridir. Batı bölgelerinin idaresini üstlenen İstemi Yabgu ise amcasıdır.
Göktürk hanedanındaki sıralama genel olarak şöyledir:
- Bumin Kağan
- Kara Kağan
- Mukan Kağan
- Taspar Kağan
Bu sıralamaya göre Taspar Kağan, Göktürk Devleti’nin dördüncü kağanıdır. Bazı eserlerde Göktürklerin üçüncü büyük hükümdarı şeklinde gösterilmesinin sebebi, çok kısa süre hüküm süren Kara Kağan’ın bazen hükümdar sıralamasına dâhil edilmemesidir.
Taspar Kağan’ın çocukluk ve gençlik yılları hakkında doğrudan bilgi bulunmamaktadır. Ancak bir kağan oğlu olarak devlet yönetimi, askerî teşkilat, boylar arasındaki ilişkiler ve dış siyaset konularında yetiştirildiği anlaşılmaktadır. Göktürk devlet geleneğinde hanedan mensubu erkek çocuklar, küçük yaşlardan itibaren askerî ve idarî sorumluluklar üstlenmekteydi.
Taspar Kağan’ın Yetiştiği Siyasî Ortam
Taspar’ın gençlik yıllarında Göktürk Devleti büyük bir yükseliş içerisindeydi. Babası Bumin Kağan, 552 yılında Juan-Juan hâkimiyetine son vererek bağımsız Göktürk Devleti’ni kurmuştu. Bumin Kağan’ın kısa süre sonra ölmesi üzerine önce Kara Kağan, ardından Mukan Kağan hükümdar oldu.
Mukan Kağan döneminde devletin doğu ve merkez bölgeleri güçlendirilirken, İstemi Yabgu’nun idaresindeki batı orduları Orta Asya’nın batısına doğru ilerledi. Ak Hun Devleti ortadan kaldırıldı; Göktürk hâkimiyeti Mançurya’dan Karadeniz’in kuzeyine ve Kafkaslara kadar uzanan geniş bir coğrafyada hissedilmeye başlandı.
Taspar Kağan böyle bir siyasî ortamda yetişti. Tahta çıktığında yeni kurulmuş zayıf bir devlet değil, askerî gücü ve geniş topraklarıyla Asya’nın en etkili siyasî teşkilatlarından biri hâline gelmiş bir Göktürk Devleti devraldı.
Mukan Kağan’ın Ölümü ve Taspar’ın Tahta Çıkışı

Mukan Kağan 572 yılında hayatını kaybetti. Çin kaynaklarındaki bilgilere göre Mukan Kağan, kendi oğlu Ta-lo-pien yerine kardeşi Taspar’ın hükümdar olmasını istedi. Bu tercih, Göktürklerde hükümdarlığın her zaman doğrudan babadan oğula geçmediğini göstermektedir.
Eski Türk devlet geleneğinde hanedanın bütün erkek üyelerinin hükümdarlık hakkı bulunuyordu. Devleti yönetebilecek tecrübeye, askerî güce ve boyların desteğine sahip hanedan üyesi kağan olabiliyordu. Mukan Kağan’ın oğlu yerine kardeşini tercih etmesinde Taspar’ın devlet yönetimindeki tecrübesinin ve hanedan içindeki güçlü konumunun etkili olduğu düşünülmektedir.
Taspar, 572 yılında Göktürk tahtına çıkarak kağanlık unvanını aldı.
Devletin Yeniden Teşkilatlandırılması
Taspar Kağan, tahta geçtikten sonra geniş Göktürk ülkesinin yönetimini kolaylaştırmak amacıyla bazı hanedan mensuplarına bağlı bölgelerin idaresini verdi. Bu kişiler merkezdeki büyük kağana bağlı olmakla birlikte kendi bölgelerinde askerî ve idarî yetkilere sahiptiler.
Mukan Kağan’ın oğlu Ta-lo-pien’e Apa Kağan unvanı verildi. Doğu bölgelerinde bulunan Şe-tu ise İşbara unvanıyla görevlendirildi. Böylece geniş toprakların hanedan mensupları aracılığıyla yönetilmesi amaçlandı.
Bu teşkilatlanma kısa vadede devletin yönetimini kolaylaştırdı. Ancak farklı hanedan mensuplarının kağan unvanları taşıması ve kendi askerî kuvvetlerini yönetmesi, merkezî otoritenin zayıflaması hâlinde taht mücadelelerine zemin hazırlayabilecek bir yapı meydana getirdi.
Göktürk Devleti’nin Taspar Dönemindeki Gücü

Taspar Kağan tahta çıktığında Göktürk Devleti, askerî ve siyasî gücünün zirvesindeydi. Çin’in kuzeyinde birbirleriyle mücadele eden Kuzey Zhou ve Kuzey Qi devletleri, Göktürklerle iyi ilişkiler kurabilmek için büyük çaba gösteriyordu.
Her iki Çin devleti de Göktürklerin desteğini kazanmak amacıyla hediyeler, ipekler ve çeşitli kıymetli eşyalar gönderiyordu. Taspar Kağan bu rekabetten ustalıkla yararlanarak iki devleti birbiri karşısında dengelemeye çalıştı.
Çin kaynaklarında Taspar Kağan’a atfedilen şu söz, Göktürk Devleti’nin o dönemde ulaştığı gücü göstermesi bakımından dikkat çekicidir:
“Güneydeki iki çocuk bana bağlı kaldığı sürece fakirlikten korkmam.”
Burada sözü edilen “iki çocuk”, Kuzey Zhou ve Kuzey Qi hükümdarlarıdır. Bu ifade, Göktürk kağanının kendisini Çin hükümdarlarından üstün gördüğünü ve iki devleti siyasî bakımdan kendisine bağlı kabul ettiğini göstermektedir.
Taspar Kağan’ın emrinde yüz binlerce savaşçı bulunduğu bildirilmektedir. Ancak Çin yıllıklarında verilen asker sayılarının zaman zaman abartılı olabileceği unutulmamalıdır. Buna rağmen Göktürk ordusunun Kuzey Çin’deki siyasî dengeleri değiştirebilecek büyüklükte olduğu açıktır.
Kuzey Zhou ve Kuzey Qi Devletleriyle İlişkileri
Taspar Kağan başlangıçta hem Kuzey Zhou hem de Kuzey Qi devletleriyle ilişkilerini sürdürdü. İki Çin devletinden birinin aşırı güçlenmesini istemiyor, aralarındaki rekabeti Göktürk Devleti’nin çıkarları doğrultusunda kullanıyordu.
Kuzey Qi Devleti, Göktürklerin desteğini kazanmak amacıyla ipek ve çeşitli hediyeler gönderdi. Kuzey Zhou da aynı şekilde Göktürk kağanını kendi yanında tutmaya çalıştı.
Ancak 577 yılında Kuzey Zhou Devleti, Kuzey Qi Devleti’ni ortadan kaldırdı. Böylece Çin’in kuzeyindeki iki büyük siyasî güçten biri ortadan kalkmış oldu. Bu gelişme Taspar Kağan’ın denge siyasetini bozdu. Göktürkler artık iki rakip Çin devleti arasındaki mücadeleden aynı ölçüde yararlanamayacaktı.
Gao Shaoyi Meselesi
Kuzey Qi Devleti’nin yıkılmasından sonra hanedana mensup Gao Shaoyi, Göktürklere sığındı. Taspar Kağan onu himayesine aldı. Göktürk desteğine güvenen Gao Shaoyi, kendisini Kuzey Qi hükümdarı ilan ederek kaybettiği devleti yeniden kurmaya çalıştı.
Taspar Kağan’ın Gao Shaoyi’yi desteklemesi, Kuzey Zhou Devleti’ne karşı kullanabileceği siyasî bir araç elde etmesini sağladı. Gerektiğinde Kuzey Qi hanedanını yeniden canlandırma tehdidinde bulunarak Çin üzerindeki baskısını sürdürebilirdi.
Göktürk orduları bu dönemde Kuzey Zhou sınırlarına yönelik akınlarda bulundu. Kuzey Zhou yönetimi, Göktürklerle doğrudan mücadele etmek yerine evlilik ve diplomasi yoluyla anlaşmayı tercih etti.
Çinli Prensesle Evliliği

Kuzey Zhou yönetimi, Taspar Kağan’la akrabalık kurarak Göktürk saldırılarını durdurmayı amaçladı. Bu doğrultuda hanedana mensup Prenses Qianjin’in Taspar Kağan’la evlendirilmesi kararlaştırıldı.
Evlilik görüşmeleri sırasında Kuzey Zhou yönetimi, Göktürklere sığınan Gao Shaoyi’nin teslim edilmesini istedi. Taspar Kağan başlangıçta bu talebi kabul etmedi. Ancak daha sonra değişen siyasî şartlar ve kendisine sunulan hediyeler sonucunda Gao Shaoyi’yi teslim etmeye razı oldu.
Gao Shaoyi bir av tertibi sırasında Çin elçilerine teslim edildi ve 580 yılında Çin’e götürüldü. Bu hadise, Taspar Kağan’ın dış politikasındaki tartışmalı kararlardan biri olarak değerlendirilmektedir. Bir süre himaye ettiği siyasî mülteciyi Çin’e teslim etmesi, Göktürklerin bölgedeki itibarı bakımından olumsuz bir gelişme sayılabilir.
Taspar Kağan ve Budizm

Taspar Kağan döneminin en fazla tartışılan konusu, kağanın Budizme gösterdiği ilgidir. Çin kaynaklarına göre Kuzey Qi ülkesinden gelen Budist rahip Hui Lin, Taspar Kağan’a Budizmin esaslarını anlattı. Rahip, Kuzey Qi Devleti’nin zenginliğinin Budizme bağlılıktan kaynaklandığını ileri sürdü.
Bu düşüncelerden etkilenen Taspar Kağan’ın Budist mabetleri yaptırdığı, Budist rahipleri himaye ettiği ve kutsal metinlerin Göktürkçeye çevrilmesini istediği bildirilmektedir.
Taspar Kağan’ın talebi üzerine Nirvana Sutrası başta olmak üzere bazı Budist metinlerin Türk diline çevrilmesi için çalışmalar yapıldığı belirtilmektedir. Çinli veya Soğd asıllı tercümanların yürüttüğü bu faaliyetler, Türk tarihinin bilinen en eski tercüme hareketleri arasında değerlendirilmektedir. Kürşat Yıldırım, bu tercüme faaliyetlerinin mahiyeti ve kullanılan dil hakkındaki iddiaların ihtiyatla ele alınması gerektiğini göstermektedir.
Kuzey Zhou ülkesinde Budizme yönelik baskıların başlamasından sonra bazı Budist rahipler Göktürk ülkesine sığındı. Hintli rahip Jinagupta’nın da 574 yılından itibaren yaklaşık on yıl Göktürk ülkesinde kaldığı ve Budist faaliyetlerde bulunduğu bilinmektedir.
Taspar Kağan’ın Budizmi bütünüyle devletin resmî dini hâline getirdiğini söylemek doğru değildir. Eski Türk inancı, devlet ve toplum hayatındaki temel yerini korumaya devam etmiştir. Kağanın Budizme ilgisinin şahsî merak, siyasî hesaplar ve yerleşik medeniyetlerin kültürel imkânlarından yararlanma isteğiyle bağlantılı olması mümkündür.
Budizm Siyasetinin Değerlendirilmesi
Taspar Kağan’ın Budizme yakınlaşması tarihçiler tarafından farklı şekillerde değerlendirilmiştir. Bir görüşe göre kağan, Budizmin okuryazarlık, diplomasi, tercüme ve yerleşik kültür alanındaki birikiminden yararlanmak istemiştir. Soğd tüccarların ve Budist rahiplerin İpek Yolu üzerindeki etkileri de bu siyasette rol oynamış olabilir.
Diğer görüşe göre Budizmin savaşçılığı azaltan ve dünyadan uzaklaşmayı öğütleyen bazı ilkeleri, bozkır hayatı ve Türk askerî geleneğiyle uyuşmamaktaydı. Çin yönetimlerinin Budizmi Türk kağanları üzerinde kültürel nüfuz kurmak amacıyla kullandığı da ileri sürülmektedir.
Ancak Taspar Kağan’ın Budizme ilgi göstermesi, Göktürklerin kendi inançlarını tamamen terk ettiği anlamına gelmez. Bu gelişme daha çok kağanlık sarayı ve belirli bir çevreyle sınırlı kalmış görünmektedir.
Bizans ve Batı Dünyasıyla İlişkiler

Taspar Kağan döneminde Göktürk Devleti’nin batı bölgeleri İstemi Yabgu’nun idaresindeydi. İstemi Yabgu, Sasani Devleti ve Bizans İmparatorluğu ile doğrudan ilişkiler yürütüyordu.
Bizans elçisi Zemarchos, 568 yılında Göktürk ülkesine gelmişti. Bu olay Taspar Kağan’ın tahta çıkışından önce gerçekleşmekle birlikte, Göktürk-Bizans ilişkileri onun döneminde de devam etti. 576 yılında İstemi Yabgu’nun ölümünden sonra batı bölgelerinin idaresi oğlu Tardu’ya geçti.
Tardu, zamanla daha bağımsız hareket etmeye başladı. Taspar Kağan’ın hayatta olduğu dönemde devletin şeklî bütünlüğü korunmuş olsa da doğu ve batı kanatları arasındaki siyasî ayrılıkların temelleri bu yıllarda güçlendi.
Bugut Yazıtı ve Taspar Kağan

Taspar Kağan dönemi hakkında bilgi veren en önemli tarihî eserlerden biri Bugut Yazıtı’dır. Moğolistan’da bulunan yazıtın büyük bölümü Soğdca, bir yüzü ise Brahmi harfleriyle yazılmıştır.
Bugut Yazıtı, Göktürk Devleti’nin bilinen en eski yazılı anıtlarından biri olması bakımından büyük önem taşımaktadır. Yazıtın Taspar Kağan’ın ölümünden birkaç yıl sonra, muhtemelen 584 yılı civarında dikildiği kabul edilmektedir.
Yazıtta Göktürk hanedanı, Taspar Kağan’ın hükümdarlığı ve Budist faaliyetlerle bağlantılı ifadeler bulunmaktadır. Yazıtın Soğdca hazırlanması, Soğdların Göktürk Devleti’nin ticaret, diplomasi ve yazışma hayatındaki etkisini göstermektedir. Son araştırmalarda yazıtın Taspar Kağan ile oğlu Umna’nın, yani Çin kaynaklarındaki An-lo’nun hükümdarlık meşruiyetini öne çıkardığı değerlendirilmektedir.
Taspar Kağan’ın Hastalanması ve Veliaht Meselesi

Taspar Kağan 581 yılında hastalandı. Ölümünün yaklaştığını anlayınca hükümdarlığın geleceğiyle ilgili bir karar verdi. Kendi oğlu An-lo’yu doğrudan veliaht göstermek yerine, Mukan Kağan’ın oğlu Ta-lo-pien’in tahta çıkarılmasını istedi.
Çin kaynaklarında Taspar Kağan’ın oğluna hitaben, ağabeyi Mukan Kağan’ın kendi oğlunu bırakıp hükümdarlığı kendisine verdiğini hatırlattığı belirtilmektedir. Bu nedenle kendisinin de kağanlığı Mukan’ın oğluna geri vermesi gerektiğini düşündüğü anlaşılmaktadır.
Taspar Kağan’ın bu kararı, bir bakıma Mukan Kağan’a karşı duyduğu vefanın göstergesiydi. Ancak hanedan üyeleri ve boy ileri gelenleri arasındaki dengeleri yeterince hesaba katmadığı için büyük bir taht krizinin başlamasına yol açtı.
Taspar Kağan’ın Ölümü
Taspar Kağan, 581 yılında hastalığı sonucunda hayatını kaybetti. Kesin ölüm günü ve defnedildiği yer bilinmemektedir. Hükümdarlığı yaklaşık dokuz yıl sürdü.
Onun ölümünden sonra Göktürk ileri gelenleri bir kurultay topladı. Taspar Kağan’ın vasiyet ettiği Ta-lo-pien’in annesinin Türk olmadığı gerekçesiyle hükümdarlığına itiraz edildi. Bu nedenle Taspar’ın oğlu An-lo kağan ilan edildi.
Ancak An-lo, hanedan içerisindeki güçlü rakipleri karşısında otorite kuramadı. Kısa süre sonra tahtı bıraktı ve İşbara Kağan hükümdar oldu. Ta-lo-pien ise Apa Kağan unvanıyla İşbara’nın hükümdarlığını tanımadı.
Böylece Taspar Kağan’ın ölümünün ardından başlayan taht mücadelesi, Göktürk Devleti’ni uzun süre devam edecek bir iç savaşa sürükledi.
Ölümünden Sonra Başlayan Taht Mücadelesi

Taspar Kağan’ın ardından ortaya çıkan başlıca hanedan mensupları şunlardı:
- Taspar Kağan’ın oğlu An-lo
- Mukan Kağan’ın oğlu Ta-lo-pien, yani Apa Kağan
- İşbara Kağan
- Batı bölgelerinin güçlü hükümdarı Tardu
Bu kişilerin her biri hanedan mensubu olduğu için hükümdarlık iddiasında bulunabiliyordu. Çin’de 581 yılında Kuzey Zhou hanedanının yerini alan Sui Hanedanı da Göktürkler arasındaki anlaşmazlıklardan yararlandı.
Sui yöneticileri, Göktürk hanedan üyelerini birbirlerine karşı destekleyerek devletin merkezî otoritesini zayıflattı. Taspar Kağan döneminde Çin devletleri Göktürklerin dostluğunu kazanmak için yarışırken, onun ölümünden birkaç yıl sonra Göktürk kağanları Çin’in desteğini kazanabilmek için birbirleriyle mücadele etmeye başladı.
Bu değişim, Taspar Kağan’ın bıraktığı güçlü devletin ne kadar kısa sürede iç mücadelelerle zayıfladığını göstermektedir.
Şahsiyeti ve Hükümdarlık Anlayışı
Taspar Kağan, güçlü bir devlet devralmış ve hükümdarlığı boyunca bu gücü büyük ölçüde korumuştur. Çin devletlerini kendisine bağlı unsurlar gibi görecek kadar yüksek bir siyasî özgüvene sahipti.
Askerî gücün yanı sıra diplomatik rekabetten yararlanmayı bilen bir hükümdardı. Kuzey Zhou ile Kuzey Qi arasındaki mücadeleyi Göktürk Devleti’nin ekonomik ve siyasî çıkarları doğrultusunda kullandı.
Bununla birlikte Budizme aşırı ilgi göstermesi, Çin kültürünün etkisine açık hâle gelmesi, Gao Shaoyi’yi teslim etmesi ve ölümünden önce tartışmalı bir veliaht tercihi yapması, hükümdarlığının eleştirilen yönlerini oluşturmaktadır.
Taspar Kağan’ın en büyük başarısı, Mukan Kağan’dan devraldığı büyük siyasî gücü dokuz yıl boyunca korumasıdır. En önemli başarısızlığı ise hanedan içerisindeki hükümdarlık meselesini kalıcı bir düzene bağlayamamasıdır.
Taspar Kağan’ın Türk Tarihindeki Yeri
Taspar Kağan dönemi, Göktürk Devleti’nin dünya çapında bir siyasî güç hâline geldiği yükseliş devrinin son bölümüdür. Onun zamanında Göktürk hâkimiyeti doğuda Mançurya’dan batıda Karadeniz’in kuzeyine kadar uzanan geniş bir coğrafyada etkiliydi.
Çin’deki iki devlet Göktürklerin desteğini kazanmak için yarışıyor, İpek Yolu büyük ölçüde Göktürklerin kontrolünde bulunuyor, Bizans ve Sasani devletleri Göktürklerle diplomatik ilişkiler kuruyordu.
Taspar Kağan yalnızca askerî ve siyasî faaliyetleriyle değil, kültür ve din alanındaki tercihleriyle de Türk tarihinde farklı bir yere sahiptir. Budist metinlerin Türk diline çevrilmesi girişimi, Türk kültür tarihinin bilinen en eski tercüme faaliyetlerinden biri kabul edilmektedir.
Ancak ölümünün ardından ortaya çıkan taht mücadelesi, Göktürk Devleti’nin parçalanma sürecini hızlandırdı. Bu nedenle Taspar Kağan dönemi bir taraftan Göktürk kudretinin zirvesini, diğer taraftan gelecekte yaşanacak bölünmenin ilk işaretlerini temsil etmektedir.
Genel Değerlendirme
Taspar Kağan, Göktürk Devleti’ni kuran Aşina hanedanının güçlü hükümdarlarından biridir. Doğum tarihi ve gençlik yılları bilinmemekle birlikte, 572 yılında kardeşi Mukan Kağan’ın vasiyeti üzerine tahta çıktığı kesindir.
Dokuz yıllık hükümdarlığı sırasında Çin’deki siyasî rekabetten yararlanmış, Göktürklerin ekonomik ve askerî gücünü korumuş, kendisini Çin hükümdarlarından üstün gören bağımsız bir dış politika yürütmüştür.
Budizme yakınlaşması, Türk kültürünün farklı din ve düşünce sistemleriyle temasının önemli örneklerinden biridir. Ancak bu yakınlaşmanın Göktürklerin tamamının din değiştirmesi şeklinde değerlendirilmesi doğru değildir.
Taspar Kağan 581 yılında öldüğünde arkasında geniş, zengin ve askerî bakımdan güçlü bir devlet bıraktı. Fakat belirlediği veliahtın kabul edilmemesi, hanedan üyeleri arasında büyük bir mücadele başlattı. Bu mücadele zamanla Göktürk Devleti’nin doğu ve batı olmak üzere iki ayrı siyasî yapıya ayrılmasına zemin hazırladı.
Taspar Kağan’ın hayatı, güçlü bir hükümdarın yalnızca yaşadığı dönemdeki başarılarıyla değil, kendisinden sonra bıraktığı siyasî düzenle de değerlendirilmesi gerektiğini gösteren önemli bir tarihî örnektir.
Kaynakça
- Ahmet Taşağıl, Gök-Türkler, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2021, özellikle “Taspar Kağan Devri” ve “Taspar Kağan’ın Ölümü ve Taht Mücadelesi” bölümleri. Türk Tarih Kurumu nüshası
- Liu Mau-Tsai, Çin Kaynaklarına Göre Doğu Türkleri, çev. Ersel Kayaoğlu ve Deniz Banoğlu, Selenge Yayınları, İstanbul.
- Bahaeddin Ögel, “Doğu Göktürkleri Hakkında Vesikalar ve Notlar”, Belleten, Cilt 21, Sayı 81, Ankara, 1957.
- Kürşat Yıldırım, “Taspar Kağan ve ‘İlk Tercüme Faaliyetleri’ Üzerine Bazı Notlar”, Dil Araştırmaları, Sayı 19, 2016, s. 37-52. Makale
- S. G. Klyashtorny ve V. A. Livshits, “The Sogdian Inscription of Bugut Revised”, Acta Orientalia Academiae Scientiarum Hungaricae, Cilt 26, Sayı 1, 1972, s. 69-102.
- Mehmet Ölmez, “A Short History of the Bugut Inscription”, 2019. Çalışmanın PDF nüshası
- Cengiz Alyılmaz, “Bugut Yazıtı ve Anıt Mezar Külliyesi Üzerine”, Göktürk yazıtları hakkındaki araştırmalar.
- Zhou Shu — Kuzey Zhou Hanedanı Tarihi, özellikle Göktürklerle ilgili 50. bölüm.
- Bei Shi — Kuzey Hanedanları Tarihi, Göktürkler bölümü.
- Sui Shu — Sui Hanedanı Tarihi, Göktürkler bölümü.
- Tsu-chih T’ung-chien — Çin tarih kroniği, 572-581 yılları arasındaki kayıtlar.

Hazırlayan:
Ahmet Koç
Türk Tarih Araştırmacısı











