Pages Navigation Menu

دَوْلَتِ عَلِيّهٔ عُثمَانِیّه

Ankara Savaşı

28 Temmuz 1402 tarihinde Timur komutasındaki Büyük Timur İmparatorluğu Ordusu ile Yıldırım Bayezid komutasındaki Osmanlı Ordusu arasındaAnkara’nın Çubuk Ovası’nda meydana gelen muharebedir. Bu savaş sonucunda I. Bayezid yenilmiş, esir düşmüş ve Osmanlı Devleti’nde 11 yıl sürecek ve Fetret Devriolarak anılacak dönem başlamıştır.

Timurun filleri

Osman Gazi tarafından kurulan beylik, 14.yy boyunca temellerini sağlamlaştırdı ve Osman Gazi’nin soyundan gelen, birbirinden yetenekli ve kararlı liderlerle 14.yy boyunca hem Batıya hem de Doğuya doğru genişledi ve askeri ve siyasi gücünü ispatladı. Aynı dönemde, Osmanoğulları Anadolu ve Balkanlarda gücünü artırırken, daha doğuda, Maveraünnehir’de başka bir Türk devleti gücüne güç katmaktaydı. Timur isimli büyük komutan ve devlet adamının önderliğindeki devlet güçlenerek büyüyor, aynı Osmanlılar gibi gün geçtikçe kontrolü altındaki alanı genişletiyordu. Timur, 1368 yılında Emir oldu. Timur etrafındaki dağınık vaziyetteki Türk ve Moğol boylarını birleştirmede başarılı oldu ve askeri yeteneklerini bu güçle birleştirerek yedi sene zarfında İran’ı, 1378’de, nüfuzu altına aldı ve buradan Azerbaycan ve Irak’a yönelerek buraları da ele geçirdi.. Bu başarılardan sonra yüzünü doğuya dönerek Hindistan seferi sonunda 1399’da tüm Kuzey Hindistan’ı ele geçirdi. Böylelikle Timur, kendi devleti çevresinde bulunan dört Türk devletinden ikisini yenmeyi başarmıştı (Hindistan Türk Hakanlığı ve Rusya’ya hakim olan Altınordu devleti). Üçüncü devlet Mısır’daki Memluk sultanlığı ise Timur’un baskısı altındaydı ve bu baskı sonucu ismen Timur’a tabiiyetlerini bildirdiler. Sona kalan dördüncü devlet ise Osmanlı Devletiydi ve artık Timur’un hedefinde Osmanoğulları vardı.

Hint seferinden sonra tekrar Batıya dönen Timur Osmanlı sınırlarına dayanmıştı. 1400 senesinden itibaren Timur, Osmanlı sınırları içindeki yerleri şiddet kullanarak işgal etti ve Osmanlı ile sürtüşme başladı. Timur’un önünden kaçan, Osmanlı Sultanı Yıldırım’a, Yıldırım’dan kurtulmak isteyen, Timur’a yöneldi. Anadolu’da halen bir birlik sağlanamamış olduğundan farklı beylikler ve liderleri tehlikeli bir oyunla iki büyük devletin birbirine girmesine zemin hazırlayıcı bir çabaya girdiler. Sivas’ı büyük şiddet kullanarak yıkan Timur’a karşı Yıldırım’ın öfkesi büyüktü.

ankara_savaşı

Yıldırım Bayezıd’ın Timur’la yapılacak karşılaşma için Ordû-yi Hümâyûn’u toplayışını gösterir harita. Rumeli askerleri ve Sırbistan Krallığından Sırp birlikleri Edirne’de toplanıp, Anadolu askerleri ile Bursa’da biraraya geldi.
Kaynak: Necati Tacan, Batı Türklerinin (Osmanlılar) Teessüs ve İstila Devirlerinde Harb Güdemi Usulleri, 103 sayılı Askeri Mecmuanın lahikası, Askeri Matbaa, İstanbul, 1936, s

Bu sebeplerden dolayı iki lider arasında mektuplaşmalar başladı. Önce birbirine hürmetle başlayıp somut isteklerin karşı tarafa iletildiği bu mektuplaşmalarda giderek kontrolden çıkıldı ve sert ifadeler ve hakaretler kullanılmaya başlandı.

ankara_savaşı

Bursa’da toplanan, Ordû-yi Hümâyûn’un Timur üzerine yürüyüşü.
Kaynak: Necati Tacan, Batı Türklerinin (Osmanlılar) Teessüs ve İstila Devirlerinde Harb Güdemi Usulleri, 103 sayılı Askeri Mecmuanın lahikası, Askeri Matbaa, İstanbul, 1936, s

 

Yıldırım Bayezıd, askeri yeteneklerini savaş alanında fazlasıyla göstermiş, son derece zeki, ordusunu iyi tanıyan, ordusunu etkili sevk ve idare edebilen bir komutandı. I. Kosova Savaşında babasının emrinde ve 1396’da Niğbolu’da kendi komuta ettiği Ordû-yi Hümâyûn’la, Avrupa’nın seçme askerlerinden oluşan büyük orduyu yenmeyi başarmıştı. Doğal olarak tüm Avrupa ordusunu yenen biri olarak ordusuna ve kendisine güveni tamdı. Yıldırım, ordusuna tam hakim, her emri anında en uçtaki savaşan birimlere dahi ulaşan, düşmanın her hareketi hakkında günler öncesinden bilgi toplama ağına sahip, araziyi kendi ordusu yararına etkili olarak kullanabilen ve en önemlisi kendisi de inançla savaşan ve zafere inancı tam olan mert bir savaşçı liderdi.

ankara_savaşı

Avrupa’lıların gözünden Timur ordusu
Kaynak: Mufassal Osmanlı Tarihi, Şehir Matbaası, İstanbul, 1957,s 216

Yukarda Yıldırım için saydığımız, bir orduya hükmetmek ve zafer kazanmak için gereken tüm özellikler, Timur’da da vardı. Timur da hayatı boyunca savaşmış hem kişisel hem de kumanda ettiği ordusuyla başarılar kazanmış, gururlu, düşmanını çok ince analiz etme ve güçlü-zayıf yanlarını ortaya çıkarma becerisine sahip, muharebe alanında emirlerini eksiksiz uygulatabilen ve muharebe hazırlıklarını muharebe alanına çıkmadan başlatıp düşmanın tüm hareketlerini önceden haber alabilen yetenekli bir savaşçı liderdi.

Timur’un filleri’ni gösteren 15. yy’a ait bir minyatür
Kaynak: Medieval Warriors, The Age of Tamerlane, Osprey Publishing, Spain, 2004, s 15

Yukarda bahsettiğimiz kritik özelliklerin pek çoğu Yıldırım’ın Batı’daki düşmanlarında yoktu. Timur da Doğu’da, Yıldırım vasıflarında bir düşmanla karşılaşmamıştı. İki lider, birbirlerinin hareketlerini temkinli bir şekilde anlamaya çalışıyor ve yanlış bir harekette tüm kazanımlarını kaybedeceklerinin farkında olarak birbirlerini gözlüyorlardı.

Timur etkili ve geniş bir haber alma sistemi kurmuştu. Sınırlarında, yerleşim birimlerinde haber katiplikleri vardı ve bunların görevi bölge halkının ve sınır ötesindeki düşmanların durumlarını, önemli gelişmelerini kendisine bildirmekti. Bu bilgiyi toplamakla ve bildirmekle yükümlü haberci yanlış yaparsa ölümle cezalandırılırdı. Haber alamadığı zamanlarda Timur acele hareket etmez beklerdi. Nitekim, Sivas’ı yıktıktan sonra daha Batı’ya Osmanlı üzerine yürümedi çünkü bu casus teşkilatı vasıtasıyla tatmin edici haberler alamamış ve çok çekindiği Yıldırım’ın ordusu hakkında bilgi edinememişti.

Timur’un bildiği bir şey daha vardı. Elindeki kuvvetler, düzenli ve disiplinli Osmanlı ordusuna yetmeyebilirdi. Bu sebeple, Yıldırım’la karşılaşmadan önce Orta Asya’dan en etkili ve güçlü birliklerini Anadolu’ya getirmeye çalışıyordu. Nihayet, ordusunu bu seçme birliklerle takviye eden ve diğer tüm şartların artık Yıldırım’la karşılaşmak için uygun olduğunu düşünen Timur, Yıldırım’a onun kabul etmesinin mümkün olmadığını bildiği, kendi ağır isteklerini ileten bir mesaj yolladı. Kaçınılmaz noktaya gelinmişti ve iki tarafın orduları harekete geçti.

Orduların muharebe alanında aldıkları düzen
Kaynak: Mufassal Osmanlı Tarihi, Şehir Matbaası, İstanbul, 1957,s 199

Kaynak: İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Büyük Osmanlı Tarihi, Cilt 1, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, arkadaki krokiler No 3

Kaynak:Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi IIIncü cilt 1nci kısım (1299-1451), Genelkurmay Basımevi, Ankara 1964, s 64 sonrası kroki 22

Muharebe alanında Ordû-yi Hümâyûn’un aldığı düzen
A: Azablar B: Yeniçeriler
C: Rumeli Askeri D: Anadolu Askeri
E: Başkomutan (Sultan II. Murad) F: Kapıkulu Süvarisi, Sipahiler
S: Sırp süvarileri
xxx: Kazıklar
Kaynak: Necati Tacan, Batı Türklerinin (Osmanlılar) Teessüs ve İstila Devirlerinde Harb Güdemi Usulleri, 103 sayılı Askeri Mecmuanın lahikası, Askeri Matbaa, İstanbul, 1936, s 26

Bu haritada Ordû-yi Hümâyûn kırmızı Timur ordusu mavi ile gösterilmiştir. Kara Tatarların ve Anadolu beylerine bağlı askerlerin Ordû-yi Hümâyûn’un sağ ve sol kanatlarını vurmaları mavi oklarla, Ordû-yi Hümâyûn’un kanatlarının muharebe alanından kaçışları kesik kırmızı oklarla gösterilmiştir.
Kaynak: Necati Tacan, Batı Türklerinin (Osmanlılar) Teessüs ve İstila Devirlerinde Harb Güdemi Usulleri, 103 sayılı Askeri Mecmuanın lahikası, Askeri Matbaa, İstanbul, 1936, s 34

Çataltepe’ye çekilen ve direnen Yıldırım ve Kapıkulu askerlerinin Timur ordusu tarafından sarılması.
Bu haritada Ordû-yi Hümâyûn kırmızı Timur ordusu mavi ile gösterilmiştir
Kaynak: Necati Tacan, Batı Türklerinin (Osmanlılar) Teessüs ve İstila Devirlerinde Harb Güdemi Usulleri, 103 sayılı Askeri Mecmuanın lahikası, Askeri Matbaa, İstanbul, 1936, s 34

Muharebenin gelişimi ve sonuçlanması
Kaynak:Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi IIIncü cilt 1nci kısım (1299-1451), Genelkurmay Basımevi, Ankara 1964, s 64 sonrası kroki 23

Bursa’dan yola çıkan Ordû-yi Hümâyûn iki koldan yürüyerek Ankara önlerine geldi. Timur da harekete geçti ve birliklerini Sivas üzerine yürüttü. Habercileri kanalıyla artık bilgi almaya başlamıştı, Osmanlı ordusunun hareketlerini takip edebiliyordu.

Yıldırım, Timur’un Sivas’ta olduğunu öğrenince buraya yürüdü. İki ordunun öncüleri Sivas ile Tokat arasında sıcak temas sağladılar fakat, Timur, Yıldırım’ın bu dağlık bölgede geçitleri önceden tuttuğunu bildiği için bu yöne yüklenmedi ve Kayseri istikametine yürüdü. Timur oldukça ihtiyatlı ve ağır bir ilerleyişe geçti. Yıldırım, Timur’u istediği nispeten dağlık alana çekemeyince o da ordusunu yavaşça geldiği istikametten geri çekmeye başladı ve iki ordu doğu batı hattında birbirlerine parelel olarak Ankara istikametine yürüdü. Yıldırım’ı kendi peşinden gelmesine uğraşan Timur, duruma hakim Osmanlı sultanını bu tuzağına düşüremedi.

Kırşehir’e doğru yürüyen Timur, Yıldırım’ın üzerine doğru geldiğini öğrenince telaşa kapıldı ve süratle Ankara’ya yürüdü. Ankara kalesini kuşattı ve Ordû-yi Hümâyûn’un kendi geldiği istikametten, yani güney doğudan, geleceğini hesaplayarak bu yönde düzen aldı. Fakat, Yıldırım önderliğindeki Ordû-yi Hümâyûn Timur’un hiç beklemediği bir süratte karşısına çıktı. İşin Timur açısından en dehşet verici yanı, Ordû-yi Hümâyûn’un kendi beklediği güney doğu yönünden değil, hiç beklemediği kuzey doğu yönünden karşısına çıkması oldu. Ordû-yi Hümâyûn kuzeyden gelmiş ve Çubuk Ovasındaki Melikşah köyünde ordugah kurmuşlardı. Emir Timur ve büyük ordusu baskına uğramıştı. Bu durum Timur’u telaşa düşürmüştü.

Yıldırım askeri dehasını ve süratini bir kez daha göstermişti. Tüm komutanları hemen Timur ordusuna saldırıp dağıtmayı teklif ettiyse de Yıldırım, bu önerileri reddetti ve Timur’u mertçe yenmek istediğini söyleyerek orduların düzenlerini alarak nizami bir şekilde savaşmalarını arzu ettiğini söyledi. Timur hemen ordusunu düzene soktu ve muharebe alanında iki büyük Türk ordusu, iki büyük Türk hükümdarı önderliğinde savaşa hazırdı. Yıldırım ordugahını Melikşah köyünde kurmuş, Timur ise Saray köyünün yakınlarında ordugahını kurmuştu. Timur’un su kaynaklarına hakim olduğu ve Ordû-yi Hümâyûn’un su sorunu çektiği bildirilir.

Taraflar Çubuk Ova’sında düzenlerini aldılar. İki ordunun mevcudu hakkında pek çok görüş verilmesine rağmen, Timur’un topladığı ordunun 160 bin, Ordû-yi Hümâyûn’un ise 70 bin kişiden oluştuğu yaklaşımı akla yakındır. Timur ordusunda süvariler fazlaydı ve oldukça süratli ve hareketli kuvvetlere sahipti. Ayrıca, Timur 32 adet savaş filine sahipti. Fillerin nazik kısımları zırhlarla örtülü idi. Bu kuleli ve son derece süslü koşumları olan fillerin üzerinden ok ve ateşler atıldığı aktarılmıştır. Filler üzerinden nasıl ateş açıldığı konusu net değildir, kimi kaynaklar ateş toplarından kimileri ise patlayan kumbaralardan bahseder. Okçular ve ateş topları veyahut Rum Ateşi adı verilen silahlarla donatılmış bu fillerle Osmanlı ordusundaki piyadeleri ezmek ve süvarilerin atlarını ateşle korkutmak hedeflenmişti. Fil görmemiş Osmanlı atları müthiş ürkmüştü. Timur ordusunda fillere önem vermiş bir komutandı. Savaş alanında fil kullanmanın tüm zorluklarına rağmen Anadolu’ya kadar bunları getirmişti. 1403 senesinde Timur’u ve ülkesini ziyaret eden İspanyol elçiye göre muharebede bir fil [Timurluların gözünde] bin piyadeye bedel sayılıyordu çünkü filler hücum ettiler mi her rastladıklarını çiğneyip geçiyor, yaralandıkları zaman da çılgınca harb ediyorlardı, fillerin dişleri kesilerek uçlarına kılıç gibi silahlar dikiliyordu ve filler bunlarla saldırınca ortalığı kasıp kavuruyorlardı ayrıca filler üç gün bir şey yemeden harb edebiliyorlardı.

Önce Niğbolu’da Yıldırım’a sonra Timur’a esir düşmüş, dönemin tanıklarından Alman savaş esiri Sciltberger’in gözüyle Timur Ordusunda kullanılan fillerden biri.
Kaynak: Johannes Schiltberger, Türkler ve Tatarlar arasında (1394-1427), İletişim Yayınları, İstanbul 1995, s 73

Muharebe alanında iki tarafın aldığı düzen şu şekildeydi. Kuzeyde bulunan Ordû-yi Hümâyûn’un merkezinde Yıldırım Bayezıd, Şehzadeler Mustafa, Musa, İsa Çelebiler bulunuyor bunların önünde Kapıkulu süvarileri, yeniçeriler ve önde azaplar yer alıyordu. Sağ kanatta Anadolu kuvvetleri yer almıştı. Önlere okçular yerleştirilmişti. Sol kanatta Rumeli askerleri bulunuyordu. Bunlarla beraber Yıldırım’ın kayınbiraderi olan Sırp despotu komutasındaki süvari birlikleri vardı. Önde yine okçular vardı. Sağ ve sol kanatların arkasında Anadolu beyliklerinden askerler ve Kara Tatarlar bulunuyordu. En geride ihtiyat kuvvetleri yer almıştı.

Timur kuvvetleri, muharebe alanının güneyinde düzen aldı. Kuvvetler iki hat üzerinde kademeli düzen aldı. 2. hat Merkezde Timur yer almıştı.Sağ ve sol kanatlara Timur’un oğulları kumanda ediyordu. Ordunun önünde ürkütücü görüntüleriyle savaş filleri yerlerini almışlardı.

İki orduyu oluşturan askerlerin namaz kılması ve dua etmesinin ardından Timur ordusu tarafında çalınan borular ve kösler duyuldu. Birlik sancakları açılmış ve Timur ordusu yavaş yavaş ilerlemeye başlamıştı. Uzaktan çelik bir duvar geliyordu. Böylelikle, muharebe Timur ordusunun Ordû-yi Hümâyûn’un sol kanadına hücumu ile başladı.

Timur
Kaynak: Hayat Tarih Mecmuası, Ağustos 1967, s 24

Ordû-yi Hümâyûn’un sol kanadı bu hücumu durdurmayı başardı ve Timur kuvvetlerine karşı saldırıya geçti. İlerleyen Rumeli askerleri Timur ordusunun önündeki birbirine zincirlerle bağlı filler ve Timur’un zırhlı süvarileri karşısında zorlanmasına rağmen ileri atılmayı başardı. Sol kanatta bunlar cereyan ederken, Timur’un olağanüstü casusluk becerileri sayesinde kendi tarafına geçmeye ikna ettiği, Osmanlı sol kanadının ihtiyatında bulunan Kara Tatarlar, oldukça iyi savaşan Rumeli askerlerine ve Sırp kuvvetlerine arkadan saldırdı. Osmanlı sol kanadı iki ateş arasında kalarak bozuldu. Aynı ihanet Osmanlı’nın sağ kanadında da yaşandı. Timur emrindeki Anadolu beylerine öne çıkıp bayrak sallayarak Yıldırım’ın ordusundaki kendi adamlarına işaret vermelerini emretti ve sağ kanat da iki ateş arasında kalarak bozuldu. Kanatları çökmesine rağmen merkez sadakatle ve korkunç bir dirençle dayanıyordu. Nitekim Timur kuvvetleri kanatlardan Osmanlı merkezinin yanlarına sarkmaya ve orduyu kuşatmaya başlamıştı. Padişahla beraber Yeniçeriler ve Kapıkulu süvarileri, Sırplarla beraber canlarını dişlerine takmış savaşıyorlardı. Sırpların bu kadar gayretli ve kahramanca savaşmaları Tirmur’un bile takdirini kazanmış ve Yıldırım’ın “kafir çerisiyle iyi cenk ettiğini” ve bunların kusur etmediğini söylemiştir. Öğleden sonra, muharebenin kaybedildiğini anlayan komutanlar çekilmeyi teklif ettiler. Yıldırım bunu şiddetle reddetti ama tüm komutanlarının çekilmelerine izin verdi. Akşama doğru, Yıldırım bir avuç askeriyle gerisindeki Çataltepe’ye çekildi. Etrafında sadece kapıkulu askerleri yani yeniçeriler ve solakları kalmıştı. Tüm tepe Timur kuvvetleri tarafından sarıldı. Yıldırım Bayezıd elinde ağır bir savaş baltasıyla kendisini almaya gelenleri birer birer düşürüyor ve “müthiş baltasının her bir darbesini öyle vuruyordu ki ikinci bir darbeye hacet kalmıyordu”. Yıldırım, karanlık çöktükten sonra bu kuşatmayı yarmaya çalıştıysa da bu hattı yaramadı ve yakalandı. Sabah saatlerinde başlayan muharebe, tüm gün devam etmiş ve gece yarısına doğru sona ermiştir. Muharebe toplam 14-15 saat sürmüştür.

 

Büyük muharebe sona ermişti. Bundan sonrası rivayet ve hikayelerle doludur. Yıldırım’ın nasıl öldüğü, Timur’un ona nasıl davrandığı konuları yıllarca merak edilmiştir. Hikaye ne olursa olsun, büyük zaferler kazanmış, yüksek askeri zekaya sahip cesur bir komutan ve devlet adamı, 3 Mart 1403 tarihinde 43 yaşında esarette hayatını kaybetmiştir. Timur, zaferi sonrası Fransa Kralı VI. Şarl ve İngiltere Kralı IV. Henry’ye mesaj yollamış ve kendilerinin, Niğbolu’da yenemedikleri Osmanlı hükümdarını, yendiğini müjdelemiştir.

Timur tarafından esir alınmış Yıldırım Bayezid ve ayakta Timur Eser:Stanisław Chlebowski, 1878

Türk tarihinin en acı savaşlarından birini oluşturan Ankara Meydan Muharebesi sonucunda, büyük emeklerle kurulmaya çalışılan Anadolu Türk birliği dağıldı, rakip beylikler tekrar ortaya çıktı. Osmanlı’da taht kavgası başladı ve Osmanlı otoritesi zayıfladı. Fakat Osmanlı, Yıldırım’ın babası, Padişah I. Murad’dan beri meydana getirdiği sağlam kurumlar dolayısıyla, atılan sağlam temeller, Şehzade Süleyman ve Vezir Çandarlızade’nin savaştan kurtarmayı başardığı seçkin askeri birlikler sayesinde yıkılmamış, kısa bir toparlanma sürecinin ardından eskisinden daha güçlü olarak, o zamana dek görülmemiş parlak bir döneme girmişti. Ankara’da muharebe alanından galip ayrılan Timur ise tekrar doğuya dönmüş Çin üzerine yürümüştür. 1405’te o da hayatını kaybetmiş ve kendisinden sonra kurduğu devleti kısa sürede parçalanmış ve yıkılmıştır.